DAVUTOĞLU, CLINTON'LA GÖRÜŞTÜ
Yeni belgeler arasında Türkiye ile ilgili olarak iki belge bulunuyor. Bu belgelerin birincisi, Fransa'nın başkenti Paris'te yer alan ABD büyükelçiliğinden Washington'a gönderilmiş bir kripto.
29 Ekim 2009 tarihli belgede, Fransa ile İsrail stratejik diyalog toplantısında Türkiye konusunun ele alındığı belirtiliyor.
Fransa Dışişleri Bakanlığı'nın İsrail ve Barış Süreci masasının üst düzey diplomatlarından Frederic Bereyziat'ın verdiği bilgiye göre, İsrailliler, Türkiye'nin Başbakan Erdoğan'ın tam bilgisi kapsamında İran'ın nükleer programı için silah yapımında kullanılabilecek malzemelerin geçişine izin verdiğini söyledi.
Fransızlar ise bu iddiaya İsrail'in böyle bir suçlama yapabilmesi için elinde açık ve somut kanıt olması gerektiğini söyleyerek yanıt verdi.
İsrail tarafı ise konuyla ilgili kanıt topladıklarını ve bunları sonunda kamuoyuna açıklayacaklarını belirtti.
İSRAİL'DEN FRANSA'YA ELEŞTİRİ
Belgede, Erdoğan'ın kamuoyu önünde İsrail'in nükleer silahları hakkında yaptığı değerlendirmelerin İsraillilerde büyük bir rahatsızlık yarattığı ve bunun " bir Türk liderden beklenmeyen bir tavır" olarak tanımlandığı belirtildi.
Belgede, " Dahası İsrailliler, Türkiye'nin politikasındaki bu değişimden dolayı başta Fransa olmak üzere Avrupalıları suçlayarak, Avrupa'nın Türkiye'yi daha sıcak bir şekilde kucaklamış olması durumunda Türkiye'nin de İsrail pahasına kendisini Arap dünyasına kabul ettirmeye yönelik adımlar atmayacağını söyledi" denildi.
Fransızların bu suçlamaya yanıtı ise " sizinle aynı görüşte değiliz" oldu.
BAĞIMSIZ KOMİSYONA RET
Belgede Mayıs ayındaki filo baskının ardından Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu arayarak, olayı soruşturmak için bağımsız bir komisyon kurulması çağrısı yaptığı belirtildi. Ancak Netanyahu'nun buna yanıtının " asla olmaz" olduğu ifade edildi.
Fransız Dışişleri Bakanlığı Genel Direktörü Pierre Sellal ile İsrail Dışişleri Bakanlığı Genel Direktörü Yossi Gal'ın katıldığı toplantı 29 Ekim tarihinde Paris'te yapıldı. Toplantı, yaklaşık 5-6 saat sürdü. Toplantıda Türkiye'nin yanı sıra Suriye, İran ve Ortadoğu barış süreci ele alındı.
Belgeyi yazan diplomat, kurulan bu mekanizmanın Sarkozy'nin İsrail ile daha yakın ilişki kurarak Ortadoğu'ya yönelik daha dengeli bir yaklaşım oluşturma girişiminin bir parçası olduğu yorumunda bulundu.
FRANSA VE ABD, TÜRKİYE'Yİ KONUŞUYOR
Wikileaks'in dün gece açıkladığı ABD Dışişleri Bakanlığı belgelerinin ikinci bölümünde Türkiye'yle ilgili dikkat çekici bir belge daha var.
Dışişleri Bakanlığı mahreçli ve 17 Şubat 2010 tarihli bu belge, 20 Ocak'ta Washington'da yapılan üçüncü ABD-Fransa stratejik diyalog toplantısının tutanakları. Belgenin en altında Clinton imzası bulunuyor.
ABD'yi Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı William Burns ve Savunma Bakanlığı Politikalardan Sorumlu Müsteşarı Michele Flournoy'un Fransa'dan Jacques Audibert ve Michel Miraillet ile bir araya geldiği toplantının gündem maddeleri arasında Afganistan, Pakistan, NATO Füze Savunma Sistemi, Rusya, İran, Ortadoğu barış süreci ve Türkiye bulunuyor.
Tutanakların Türkiye başlığı altında Fransa temsilcileri Miraillet ve Audibert'in Türkiye konusunda çok karamsar oldukları, Paris-Ankara arasındaki ikili ilişkilerin zayıflığından şikayetçi oldukları ancak ilişkilerin yavaş yavaş düzelmeye başladığına inandıkları ifade ediliyor.
Tutanağın geri kalan kısmı şöyle:
Miraillet, Ergenekon skandalının Türk siyasetinde generallerin etkisini zayıflatmasıyla, ordu liderlerinin eski konumlarında olmadığını söyledi. Miraillet Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Türkiye'nin Suriye ve İran gibi komşularıyla ilişkilerinde, Kafkaslardaki proaktif yaklaşımında ve Iraklı Kürtlerle ilişkilerinde "stratejik derinlik" teorisini elden bırakmadığını belirtti. Türk ordusunun yakın zamanda Pakistan ordusuyla daha iyi ilişkiler kurduğunu belirten Miraillet, Türkiye'nin bir nükleer sınır ülkesi olduğunu ve Fransa'nın elinde Pakistan'la benzer sivil nükleer işbirliği bağlantıları olup olmadığı yönünde bir bilgi bulunmadığını ifade etti. Türkiye'nin Afganistan'da muharip güç olarak bulunma konusundaki gönülsüzlüğünün, Suriye ve Hamas'la olan ilişkilerinin gelişmesinin, İran'la P5+1 süreci dışında müzakere etmek istemesinin ve Nisan 2009'da Strasbourg'da yapılan zirvede yapılan NATO Genel Sekreteri seçimlerindeki tavrının altını çizen Miraillet, özetle Türkiye'nin küresel bir aktöre dönüştüğünü ancak uluslararası sistem için her zaman olumlu bir aktör olmadığını söyledi.
" TÜRKİYE'NİN NATO'DAKİ TAVRI ABD'NİN SUÇU"
Flournoy AB'nin Türkiye'ye daha yakın bir ilişki, örneğin Avrupa Savunma Ajansı'nda gözlemci rolü için kapıların açık olduğu işaretini verebilmek için bir yol bulmaya yaklaşıp yaklaşamadığını sordu. Audibert, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin özellikle Türkiye'nin Strasbourg'da Rasmussen'le ilgili tavrından hiç memnun olmadığını ve kendisinin Türkiye'nin üyeliğine muhalefetinin seçim kampanyasının halkın hala hatırladığı beş ayağından biri olduğunu belirtti. Dahası Fransa 2008 yılında AB Dönem Başkanı olduğu sırada AB-NATO ilişkilerinin yakınlaştırılması için adım attığında, Türkiye masaya getirilen bütün teklifleri reddetti. Bu sebeplerden ötürü, Fransa'nın Türkiye için yakın zamanda AB üyesi olması için bir fırsat görmesi zor. Bütün Fransız muhataplarımız "daha kibirli" bir Türkiye'nin bu yıl yapılacak NATO Stratejik Konsept görüşmelerinde sorun çıkarabileceği konusunda hemfikir. Buna karşılık Flournoy, Vershbow ve Gordon, Türklere kapıyı kapatarak, AB'nin Türkiye'nin NATO'da bir engelleme politikası gütmesine yol açan bir kısır döngü yarattığını bir kez daha yineledi.
Hürriyet