Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın, "Hayat seks ve alkolden ibaret değildir" sözleri, geçen haftanın en entresan ve en konuşulan çıkışlarından biriydi. Arınç, bu sözleri dile getirirken, muhafazakâr kesim de uzun bir dönemdir, kendi içinde pek de olmayan tartışmalarla gündeme geliyor. Bugün Gazetesi'nin sivri dilli yazarı Nuh Gönültaş, bu konuda sözünü esirgemiyor, İslami camiadaki giderek artan boşanmaları, ikinci eş kurumunu, aldatmaları ve genel olarak "seksi sorunlar"ı gündeme taşıyor. Nuh Gönültaş'la hem Arınç'ın sözlerini, hem de kimi muhafazakâr çevrelerde yaşanan çözülüşü konuştum.
Bülent Arınç, " Hayat seks ve içkiden ibaret değil" derken ne demek istemiş olabilir?
Bu konumda olan insanların söyledikleri sözlerin toplumda meydana getireceği dalgalanmayı düşünmesi lazım. Elbette hayat seks ve içkiden ibaret değil. Bu genel bir laf. Özel hayatlara indirgeyince sorun ortaya çıkıyor. Her insanın hayatında bunların yeri olabilir, dereceleri farklı olabilir, ama vardır yani. AK Partililerin içkiyle araları olmayabilir ama seksle ilgisiz olduklarını söyleyemeyiz. Bu sözü ederken Bülent Bey'in kastının ne olduğunu elbette bilemem ama bu konu üzerinden hayat tarzı tartışmaları yapanlara yönelik olarak, " Bu kadar da abartmayın" demek istemiş olabilir.
Arınç, neden böyle bir şeyi dile getirmek zorunda hissetmiş olmalı?
Bir zorunlulukla söylemiş olduğunu sanmıyorum. Ama bu tartışmalar seçmen nazarında AK Par-ti'ye puan kazandırıyor. Yaşam tarzı tartışmalarını içki, seks, heykel çerçevesinde ele alırsanız o mücadeleyi kaybedersiniz. Kim, kimin seksine ya da içtiği içkiye karışıyor? Bu gibi sözler biraz bana, " Seçmene selam, yola devam" sözleri gibi geliyor.
Kim için hayat seks ve içkiden ibaret olabilir?
Bunu tespit etmek mümkün değil. Ve gerçekten hayat bunlardan ibaret değil. Kişiden kişiye önemi farklı olabilir ama bütünüyle değil. Hayatını ağzına içki koymadan sürdüren insanlar var. Aynı şekilde içmeden duramayanlar vardır. Ben Bülent Bey'in bunu söylerken hedef gözeterek atış yaptığını sanmıyorum. Ayrıca hayatı sadece seks ve içkiden ibaret görenlerin de toplumda, özellikle de Müslüman toplumlarda pek kaale alınmadığını söyleyebilirim. Varsayalım laik yaşam tarzını benimseyen kişiler için söylendi. Bu da çok büyük yanlış olur. Çünkü o tarz hayat için de bunlar her şey demek değil.
Muhafazakârlar için " seks" sözcüğü bir tabuyken, şimdi neden kolay kullanılır oldu?
Muhafazakârlar bu konuları öyle aleni bir biçimde konuşmamayı tercih ediyorlar ki bu daha doğrudur bence. Tabu değil yani. İslam'da bu konuda aslında büyük bir literatür var. Peygamber'e bu konuda her türlü soru açık açık sorulmuş. Bu konu -daki okumalarımda gördüm ki, bu konular aslında tabu değil. Peygambere ve peygamber eşlerine seks hakkında her türlü soru bütün açıklığı ile sorulmuş ve hiç yadırganmamış. Hatta bir defasında bir kadının kocasının cinsel işlevsizliğinden peygambere şikâyet ettiğini okumuştum. İslam da evlenmek de boşanmak da son derece kolaylaştırılmış.
Dindar aileler arasında boşanmalarda büyük yükseliş olduğunu söylemiştiniz.
Maalesef araştırmalar bu sonucu gösteriyor. Her birinin sebebi farklı olabilir ama sonuçta boşanmalar artmış durumda. Kocası namazı terk edip içkiye başladığı için eşinden ayrılan kadınlar var. Ekonomik sebeplerle ayrılanlar var. Orta Asya ve Rusya kökenli ilişkiler sebebiyle boşananlar var. Sebepler farklı, ama sonuç aynı. İslam boşanmaya izin vermiş, ancak Allah'ın sevmediği bir durum olarak belirtmiş. Dolayısıyla dindar bir ailenin ayrılmaya karar vermesi uzun bir karar süreci neticesinde oluyor.
Diğer konu; ikinci evlilik, gizli evlilik.
Doğrusunu istersen ben İslam'ın poligamiye izin verdiğini düşünüyorum. Ama elbette bunun şartları var. İkinci evlilikler ya da gizli evlilikler muhafazakâr kesimdeki ekonomik iyileşme ile de alakalı. İkinci evlilik ikinci ev, ikinci masraf demek. Para ile bağlantılı bir durum. Biraz da parayı bulan erkeklerin çağdaş davranış biçimi. Vallahi iktidar insanı bo -zar. İktidarın nimetleri karşısında eğilmeden, bozulmadan durabilenlerin sayısı pek fazla olmaz. Parayı bulan iktidar sahiplerinin yaptığı ilk iş ne yazık ki ikinci bir kadın oluyor, gizli ya da açık yoldan...
" İstanbul'da bazı semtler bu türden gizli ikinci evlilik yapan kişilerin ikinci evlerinin, bulunduğu yerler olarak anılmaya başladı" diyerek Başakşehir'i örnek göstermiştiniz.
Geçmişte kadın eli dahi sıkmayacak kadar dindar olanların bugün farklı yaşam tarzlarına yöneldiğini görebiliyoruz. Ama dini anlamda meşru olanlara da bir şey deme hakkını kendimde görmüyorum. Ben Allah'ın helal kıldığını kimsenin haram kılabileceğini düşünmüyorum.
Zenginleşen muhafazakâr erkekler, cinselliği yeniden mi keşfediyor?
Cinsellikte keşfedecek çok şey yok ki. Farklılık peşinde koşanlar olabilir. Bir de bazı muhafazakârlar hasbelkader yaptığı ilk evlilikten sonra iktidarla elde ettiği makam mevki ve zenginlikle yeni eşler ihtiyacı içinde olabiliyorlar. Yeni yaşam, yeni eş durumu. Bir de ilk eşleri genelde başörtülü oluyor, sosyal hayatta başörtülü eş ihtiyaca cevap vermiyor. Muhafazakâr ortamların dışında her yere götüremiyor, kokteyle gidemiyor. Bunun için de ikinciyi seçenler var. Bütün ikinci evlilikler bu amaçlı değil tabii, ama genelde ikinciler başı açık ve daha sosyal hanımlardan seçiliyor.
Muhafazakârların magazin kültürü oluşmaya başladı mı?
Magazin kültürü derken neyi kastettiğiniz çok önemli. Eğer bir muhafazakâr sosyeteden söz ediyorsanız, bu elbette doğal bir gelişim. Zenginleşenler sınıf atlıyor. Yemek yedikleri yerler, bindikleri arabalar değişiyor. Çoğunun çocukları yurt dışında, özellikle de Amerika'da okuyor. Jiplere binen başörtülü hanım sayısı artıyor. Helal kazançla elde edilen servetten dolayı kimseyi yadırgayıp, suçlayamayız. Fakat sınıf atladıkça dini hayatlarında daha 'layt'laştıklarını söyleyebilirim. Herkes için olmasa da dini hassasiyetler zenginleştikçe daha da azalıyor diyebilirim.
'Kadınların bu mağduriyeti ekonomik düzeyden'
Boşanmayı ya da 2. eşi erkek dayatırken, kadın neden bu kadar tepkisiz ya da gözlerini kapatıyor?
Muhafazakâr kesimde kadın çok daha mağdur. Kadının kocasının yaptığı ahlaksızlığa karşı yapabileceği çok fazla bir şey yok. Hele hele ekonomik açıdan yüzde yüz erkeğe bağlı kadınların durumu bu konunda tam bir fecaat. Yeni durumlar karşısında tepkisiz kalmaktan başka yapabileceği hiç bir şey olmayan kadınlar var, ne yapabilirler ki? Yapacakları bir şey olmaması muhafazakâr olmalarından kaynaklanmıyor, ekonomik düzeyleriyle alakalı bir durum.
Çok eşlilik dindar kesimde dini kurallar çerçevesinde onaylanıyor. Bu durum erkeklerin daha rahat hareket etmesini sağlıyor olabilir mi?
Elbette. Din erkeklere bu konuda biraz daha torpilli davranıyor gibi görünüyor. Ama çokevliliğin şartları var ve bu şartları her erkeğin kolay kolay yerine getirebileceği de düşünülmüyor. İkinci eş için birinci eşten izin alınıp alınmayacağı konusu tartışmalı, ama genelde ikinci evlilik yoluna başvuranlar birinci eşten izin almamayı tercih ediyor.
'Kadınlar da sosyal değişimden payını alıyor'
Yazar Esra Etönü marka tespihli erkeklerden ve onları ayartan " hanım hanımcık örtünen çapkın kadınlar" dan söz ettiğinde kıyamet kopmuştu. Kimi muhafazakâr kadınlar arasında da sapmalar gözleniyor mu? Gözlemleriniz nedir?
Sadece erkeklerin değiştiğini söylemek anlamsız olur. Kadınlar da bu toplumda yaşıyor ve bu değişimden paylarını alıyorlar. Bu durumu yadırgamıyorum, sosyal hayat kadınların da hakkı. Kafelerde okey oynayan, nargile içen, arkadaşlarıyla vakit geçiren kadınlara başka gözle bakmak çok anlamlı değil. Ama makyajı fazla kaçırmış, gözlerini iyice belirginleştirmiş, kıyafeti de tesettür anlayışı ile hiç uyuşmayan ama sadece başı kapalı tipler de türemedi değil. Onları başı kapalı diye muhafazakâr mı kabul etmeliyiz? Ama sosyal düzeyini yükselten bir evlilik yapmak isteyen ve dolayısıyla zengin koca amacıyla yapılan bazı davranışlar her kesimin kadınları arasında görülebiliyor.
haber3.com