AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, 10 Ağustos’ta Başbakan Erdoğan’ın tarihi değiştiren adam olarak halkın karşısına çıkacağını belirterek, “Nasıl 1071’de Anadolu’ya Alparslan ile girişimiz, 1453 İstanbul’un fethi, 1922-23 tarihin en önemli belleği olarak hafızalarda kaldıysa 10 Ağustos’ta aziz milletin en önemli tarihi olarak hafızada kalacaktır” dedi.
AK Parti Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, Ege Karadenizli Sanayici ve İşadamları Derneği tarafından organize edilen kahvaltıya katıldı.
Türkiye’nin büyük badireler atlattığını ifade eden Soylu, şunları söyledi: “Bu millet çok badirelerden geçti. Çok sınav verdi. Kurtuluş Savaşıyla beraber yeniden bağımsızlığını kazandı. İstiklal Mahkemeleri bu ülkenin dindarlarını acımasızca yargıladı. Milli iradeye halkın seçme kabiliyetine izin verilmedi. Adnan Menderes idamı halkın seçme iradesine tehdit olarak yapıldı. Sadece idam etmekle kalmadılar. Türkiye’de iktidarı millet adına ele almaya çalışanları linç etmeye çalıştılar. Hasan Polatkan, Adnan Menderes, Celal Bayar, Süleyman Demirel ve Tansu Çiller’e dönem dönem yapılan saldırının temelinde milletin gücünü ortadan kaldırmak vardı. Şunu açık yüreklilikle söylemek isterim ki Türkiye bütün bunlarla yakın tarihte karşılaştı. Bir taraftan Hrant Dink’i katlettiler. Planlı bir katliamdı. Türkiye’yi hem içeride hem dışarıda ilişkilerinden koparmak istiyorlardı. Danıştay saldırısı da böyleydi. Kurumlarımızı tek tek yıkmaya çalıştılar.”

“TARİHİ DEĞİŞTİREN ADAM”
Başbakan Erdoğan'ın milletin karşısına 10 Ağustos’ta sadece Cumhurbaşkanı olarak değil, bu ülkenin tarihi değiştiren bir adam olarak çıkacağını anlatan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Nasıl 1071’de Anadolu’ya Alparslan ile girişimiz, 1453 İstanbul’un fethi, 1922-23 tarihin en önemli belleği olarak hafızalarda kaldıysa 10 Ağustos’ta aziz milletin en önemli tarihi olarak 200 yıl sonra hafızalarda kalacaktır. Erdoğan büyük milleti Karlofça vesayetinden çekmiş çıkarmış, Türkiye’yi yükselme ve ilerleme çağına getirmiştir. Böylesine büyük bir liderdir. Ülkeler böyle liderlerle zor karşılaşır. Bu büyük medeniyetin geleceğini adını taşımak için bu lidere sahip çıkmalıyız. 10 Ağustos yeni bir çağın başlangıcı olacaktır. Bu millet hiçbir zaman yanlış karar vermemiştir. İnşallah Pazar akşamı yeni Türkiye’nin geleceği ile bambaşka bir yıla hep birlikte çıkacağız.”

“KÜRT MESELESİNİ ÇÖZEMEZSEK, DÜNYADA SÖZÜMÜZ GEÇMEZ”
Türkiye’nin yeni dünya düzenine girerken Kürt meselesini çözüme ulaştırmasının gerekliliğinden bahseden Soylu, sözlerine şöyle devam etti: “Onlarca Kürt isyanı oldu ama Türkiye bunlara bir türlü çözüm bulamadı. Bugün çözüm süreciyle adım atıyorsa Türkiye, bunun tek bir sebebi vardır. Bu topraklarda birçok etnik grup yaşadı. Biz kendi aramızdaki ittifakı sağlayamazsak bizim dünyada hiçbir sözümüz geçmez. Kürt meselesini çözemeyen bir ülke, Ortadoğu’da, Balkanlar’da söz sahibi olmaz. Alevileri, Kürtleri ötekileştirir. Ondan sonra birlik bekleyelim. Bugün Türkiye ortak bir dille sorunu çözmeye çalışmaktadır.”
Soylu, 17 Aralık ve 25 Aralık süreçlerinin de Türkiye topraklarının ucuzlatılmasına yönelik bir istila olduğunu ifade etti.

“PISIRIK BİR TÜRKİYE YOK”
Türkiye’nin en önemli enerji geçiş noktası olduğunu söyleyen Süleyman Soylu, şunları söyledi: “Bugün Avrupa doğalgazın yüzde 60’ının ithal etmekte bu yüzde 95 çıkacaktır. Avrupa’nın en büyük korkusu Rusya’ya bağlı olmaktır. Bu açıdan Türkiye Avrupa açısından enerji geçiş yolları açısından güven telkin etmektedir. Elini iyi oynayan bir Türkiye tablosu, ayaklarının üzerinde duran bir Türkiye tablosu vardır. Pısırık bir Türkiye yoktur.”
Türkiye’nin iki türlü sıkıştırmayla karşı karşıya kaldığını aktaran Soylu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bunlardan biri vesayet biri de faiz lobisidir. Vesayet tam anlamıyla bazen postalla, bazen kaosla, bazen ekonomik krizle, bazen oligarşik sermayeyle gelmiştir. İktidarda olanlar gün gelmiş bir kesime irticacı demişlerdir. Ondan önce şalvarlılar, kasketliler diye nitelendirilmişti. Bu ifadelerle onların bu ülkeyi idare edemeyeceklerini, beğenmediklerini ifade etmişlerdir. ‘Seçkin gözüyle Türkiye’yi istediğim gibi idare ederim’ demişlerdir.”