Saxo Bank Hisse Senetleri Strateji Müdürü Peter Garnry, 2016 yılının son çeyreğini değerlendirirken, hükümetlerin zayıf özel sektör talebini telafi etmek için kaldıraçlarını artırdıkça, kurumsal ve konut sektörünün, ABD’de sona ermiş olan fakat Avrupa’da devam eden çok yıllık uzun kaldıraçsızlık sürecine girdiğine işaret etti. Görüşlerini Boğa piyasasının inanılmaz dirençli çıktığına değinerek sürdüren Garnry, şunları söyledi: “91 aya yayılan bu boğa piyasası adeta bir parazit, ondan kurtuluşumuz yok gibi görünüyor. Önüne ne atılırsa atılsın, (Brexit, Çin’in yavaşlaması, negatif faizler, Avrupa’daki bankacılık krizi, gelişmekte olan piyasalar krizi, düşük petrol fiyatları, jeopolitik anlaşmazlıklar…) bıkıp usanmadan daima yeni bir ‘tüm zamanların en yükseğine’ ulaşıyor.”
Görelik teorileri
Şimdi de Kasım’daki çekişmeli ABD başkanlık seçimi ve eli kulağındaki olası FED faiz artırımı ile global hisse senetleri piyasalarının bir başka bilinmeyen savaş alanına girdiğini belirten Garnry, “Boğa piyasası bu koşullarda hayatta kalabilecek mi?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:
“Albert Einstein ‘her şey görelidir’ demişti. Eski bir alıntı olmakla birlikte, finans piyasalarının mevcut öyküsüne çok iyi uyuyor. Hisse senetlerinde bugüne kadar gelen uzatmalı boğa piyasası ve hiç kuşkusuz yüksek değerlemeler dikkate alındığında – MSCI (Morgan Stanley Capital International) Dünya endeksi izleyen kazançların 22,6 katı değerinde – eşi görülmemiş uyum kabiliyetine sahip para politikaları, finans piyasalarındaki tarihi ilişkileri bozmuş gibi görünüyor.
“Tek başına yüksek bir değerleme gibi görünen şey, ortalama G7’nin 10 yıllık getirisi 53 baz puan civarında bulunan devlet tahvili piyasalarındaki devasa balonun yanında hiç kalıyor. Bunun ışığında bakıldığında, global hisse senetleri (%2,6 getirisi var) kelepir gibi görünüyor. Varlıkları dağıtma modellerimiz çoğu hisse senedi piyasası için hâlâ uzun ve görüşümüze göre, hisseler, gayri menkul ile birlikte global bazda en iyi risk-kazanç oranını sunuyor. En büyük risk hiç kuşkusuz tahvil piyasalarında.”
Daha yükseğine hazır
Her eylemin bir tepkisi olduğunu belirten ünlü analist, merkez bankalarının devlet tahvillerinde yarattığı balonun tek başına var olamayacağına dikkat çekerek şunları söyledi: “Hükümetler zayıf özel sektör talebini telafi etmek için kaldıraçlarını artırdıkça, kurumsal ve konut sektörü, ABD’de sona ermiş olan fakat Avrupa’da devam eden çok yıllık uzun kaldıraçsızlık sürecine girdiler. Global kurumsal sektörde kaldıraçsızlık 2014 sonlarında sona erdi. Bugün, şirketler arasındaki kaldıraç oranı, kurumsal kaldıracın zirvesini görmüş olan 1995-2011 döneminden daha düşük.
“Aralık ayında bir FED faiz artırımı olasılığı 23 Eylül 2016 itibariyle %59. FED’in faizleri artırmadan önce daha fazla bulgu istediği gerçeğine rağmen, dünya buna hazır. ABD enflasyonu %2’nin üzerinde (özel tüketim harcamaları bazında ölçüldüğü zaman hariç) ve ekonomi tam istihdama yakın. Aynı zamanda, Avrupa’da işsizlik oranı düşüyor ve şirketler son yirmi yılın en düşük kaldıraç seviyesinde. Küçük bir faiz artışı kurumsal sektörü raydan çıkarmaz.”
Oyların değeri
Saxo Bank Hisse Senetleri Strateji Müdürü Peter Garnry son çeyrek değerlendirmesinde Kasım ayındaki ABD seçimlerine de değindi: “Eğer seçimi Donald Trump kazanırsa, 8 Kasım 2016 Amerikan siyasetinde Cumhuriyetçi Parti için, yeni bir yol çizmek ve statükoyu değiştirmek için bir dönüm noktası olabilir. Hisse senedi piyasası başlangıçta panikleyebilir, fakat eğer Trump ekonomik büyümeyi tetikleyecek büyük bir mali teşvik programı başlatırsa gürleyerek geri gelebilir. Eğer Hillary Clinton kazanırsa, düzen şimdiki gibi devam eder ve piyasalar buna alkış tutar; sadece uzun vadede mutlaka daha iyileşeceği için değil, hisse senedi piyasaları düşük riski sevdiği için.ABD başkanlık seçimi, sonucu ne olursa olsun, umarız ki dünya, üretkenlikteki düşük büyüme ve zayıf taleple savaşırken delicesine ihtiyaç duyduğu bir şeye, mali açıdan daha büyük bir itici güce sahip yeni bir gündeme doğru gider.”
Beyaz Saray’ın yeni sahibinin kim olacağına bağlı olarak hisse senedi piyasalarının farklı davrandığına dair geçmişten gelen kesin bir kanıt olmadığını da söyleyen Garnry, “Sadece kuru gürültü var ve hiçbir sinyal yok. Fakat bir şey kesin gibi görünüyor: ister Clinton kazansın ister Trump, ilaç fiyatlarıyla ilgili giderek artan denetimler ve ABD’de son otuz yıldır sağlık giderlerinde yaşanan kontrolden çıkmış enflasyon ile sağlık sektörü darboğazda. Eğer Trump kazanırsa, sağlık sektörü hisselerini finans piyasaları büyük olasılıkla elden çıkaracak, buna karşın Clinton’un zaferi, sadece kurulu düzeni temsil ettiği için, daha pozitif bir tepkiye yol açacaktır” dedi.
Kazançlar bir geri dönüş göstermeli
Kazançların gerilediği global hisse senedi piyasalarında artık yatırımcıların daha iyiye doğru bir değişim görmek istediğini belirten Peter Garnry bu konudaki görüşlerini de şöyle açıkladı: “Hisse senedi analistleri, artık petrol fiyatları bir engel olmadığı ve ticaret ağırlıklı USD istikrarlı olduğu için, önümüzdeki 12 ayda global EPS’nin (hisse başına kazanç) %35 arttığı dik tahminler yapıyor. S&P 500 şirketleri arasında, önümüzdeki 12 ay için EPS’deki artış beklentisi daha çok %17 seviyesinde.
“MSCI dünya hisse başına kazançlar petroldeki erimeden önce, 2014 sonundaki tepe noktasından neredeyse %20 düştü. Düşüşün büyük bölümü düşük petrol fiyatları ve güçlü USD ile açıklanabilirken, aynı zamanda hisse senedi değerlemelerinin şişirilmesine de yol açtı. Kısa vadede bu endişe edilecek bir şey değil, fakat Q3 ve Q4’te global kazançlarda bir iyileşme görmeye ihtiyacımız var, aksi halde global hisse senedi piyasalarında değerleme çarpanlarında, radikal bir biçimde tahrik edilmiş bir düşüşle karşı karşıya kalırız.”