YUSUF ZENGİN

Her yeni yılda duvarımıza astığımız takvim, ne kadar da bitmez-tükenmez görünür…

2018 takvimi de böyle görünmüştü gözüme: Hiç bitmeyecek gibiydi. Her gün bir yaprağını kopardım… Günler haftalara, haftalar aylara aktı… İlkbahar, yaz, sonbahar, kış derken, koca yıl bitiverdi…

Bakmayın yeni duvar takviminizin bitmez-tükenmez göründüğüne: Bilin ki, bu yıl da bitecek. Biz yaşasak da yaşamasak da zaman akıp gidecek. Kimse zamanı durduramaz. Ama isteyen zamanı değerlendirip ebedileştirebilir.

Aslında bugünün diğerlerinden bir farkı yok. Bugün de kalbi kırılanlar var, yüreği acıyanlar var, gönlü burkulanlar var; yılın ilk günü gelen yürek yangınında yalım yalım yananlar var… Onlar açısından bugün zor bir ilk gün!

Türkiye Cumhuriyeti’nin kabul ettiği Gregoryen (milattan önce 45 yılında Jül Sezar tarafından yürürlüğe konan takvimin milattan sonra 1582’de Papa Gregorius tarafından yeniden tanzim edilen şekli) Takvimi’ne göre gece yarısı 2018 bittiyor, 2019 başlıyor. Ben şahsen hiç bir fark hissetmedim. Siz bir şey hissetiniz mi?..

Sahi, bugünün dünden, dünün önceki günden ne farkı var?.. “Günleri farklı kılan kendileri değil, yaşama biçimimizdir!”

Türkiye'nin en büyük Havalimanı, Atatürk Havalimanı 2019'da kapanıyor. 40 bin üzeri kişi işsiz kalıyor, Aynı krizler, aynı saldırılar, aynı dayatmalar, aynı tartışmalar, aynı pahalılık, aynı bozuk gelir dağılımı, aynı işsizlik, aynı kültürsüzlük: Sürekli aynı şeyleri yaşadıktan sonra, yılların değişmesi neye yarar?

“Bayram gelmiş neyime” şarkısına nispet, “Yıl değişmiş neyime” diyesi geliyor insanın.

Kendisi değişemeyen toplumlarda yılların değişmesi, artık anlamlı gelmiyor bana...

Bence her şey insanın kendi içinde başlar ve biter. Kendi sistemimizi kuramadıktan sonra, takvim sistematiğinin bize bir yararı olmaz.

Hadi bakalım, iyi yıllar!