YUSUF ZENGİN

Belki biraz ‘iddialı’ olacak ama…
Bence; Türkiye’nin kalbi ‘İstanbul’u ‘2023’e taşıyacak isim belli oldu…
Binali Yıldırım…
Bu kadar iddialı yazdım çünkü; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı (TBMM) Binali Yıldırım hem doğallığı, hem insani ilişkileri, hem de yaptıkları ve görevine olan bağlılığı nedeniyle çok iyi bir seçim.
AK Parti’de hemen hemen her alanda görev yapan; İDO Genel Müdürlüğü’nden, milletvekilliğine, bakanlıktan başbakanlığa ve son olarak da TBMM Başkanlığı koltuğuna uzanan çok ciddi bir tecrübeye sahip olan Binali Yıldırım, İstanbul’a da çok şeyler katacaktır.
Bundan kimsenin kuşkusu olmasın…
Asla ‘koltuk sevdalısı’ olmayan ve liderinin/partisinin verdiği her görevi bugüne kadar seve seve kabul eden Yıldırım; her şeyden önce ‘doğal ve halktan’ bir isim. Gittiği her yerde ve her toplantıda bu doğallığını sergiliyor. Onun bu yapısını Türk siyasi hayatına damgasını vuran Süleyman Demirel’e benzetmek yanlış olmaz. Rahmetli Demirel’in uzun yıllar siyaset sahnesinde yer almasının en önemli nedenlerinden birisi de hiç kuşku yok ki; halktan birisi olmasıdır, doğallığıdır. Binali Yıldırım da bu özelliği ile her kesimden insanı kucaklamayı biliyor.
Ülkemiz siyasetinde en önemli makamlara kadar çıkan ama asla kendini bozmayan Binali Yıldırım’ın, diğer rakiplerinden bir adım önde olmasının bir diğer nedeni de, İstanbul’un tüm sorunlarına vakıf bir isim olması. İDO Genel Müdürlüğü ve Başbakanlığı dönemlerinde İstanbul’u yakından tanıyan Yıldırım; bundan sonra yapılması gerekenleri ve bunları yapabilmek için gerekli olan finansmanın çözümü konusunda da diğer rakiplerinden daha önde bir siyasetçi. İstanbul gibi dünyanın en önde gelen metropollerinden birisini yönetecek ismin, bu özellikleri kendinde toplamsı da İstanbul’un geleceği açısından önemli bir meziyet olmalı.
TBMM gibi en önemli makamdan, İstanbul Belediye Başkanlığı’na aday gösterilen ve bunu tereddütsüz kabul eden Binali Yıldırım’ın sözleri, yukarıda yazdıklarımızla nasıl da örtüşüyor. Şunları söylüyor Yıldırım: “Evimizde ailemizle eşimizle dostumuzla bir arada olacakken heyecanla hevesle buraya gelmemizi sağlayan duyu nedir? Bizim derdimiz başka, bundan sonra ne kadar çok iş yapacağız diye konuşmak daha çok nasıl hizmet diye üretiriz diye kafa yormak için buradayız. AK Parti’yi milletin gönüllerine yerleştiren ruh budur. 27 Mart 1994 ruhudur bu. O gün İstanbullu Türk milletinin eşi bulunmaz feraseti ülkemizin kaderini değiştirdi, kirli havadan çöp dağlarından akmayan sulardan, rüşvetten, ikinci sınıf muameleden bıkıp, İstanbul’da işi ehline vermeye karar verdi. O gün tarihin akışı değişti. O gün İstanbul kendisine belediye başkanı seçmedi. O gün Türkiye kendisine bir lider seçti.’’
“Gözümüz hala hizmet aşkıyla parlıyor” ifadelerini kullanan Yıldırım, ‘‘Gönül belediyeciliğiyle ve büyük projelerle yine başımız dik olarak buradayız. Durmak yok yola devam” diyor.

Seçim sürecinin resmen başladığını da belirten Binali Yıldırım, seçime yeni giren bir siyasetçi gibi heyecanla şunları vurguluyor: “Önümüzdeki 3 ay bize durmak, yorulmak, dinlenmek yok. Gece gündüz demeden her kapıyı çalacağız, her insanla mümkünse kucaklaşacağız. Daha çok konuşmaktan ziyade dinleyeceğiz, İstanbul’u dinleyeceğiz. Gözümüz kapalı değil, kulağımız kapalı değil, açık dinleyeceğiz. İstanbul’un gören gözü işiten kulağı olacağız. Dinleyen kalbi olacağız. Görevi aldık sefere çıkıyoruz. İstanbul’un geleceği için göreve çıkıyoruz” şeklinde konuştu.

Boşuna iddialı konuşmadım sevgili okurlar…
Gördüğünüz gibi; seçime yeni giriyormuşçasına heyecanlanan, sorunların farkında olan, bu sorunları halkla birlikte çözmeyi hedefleyen, kendisine, ekibine ve her şeyden de önce liderine güvenen bir isim var karşınızda…
Umarım İstanbul ve İstanbullular için hayırlısı olur.
Tüm adaylara şimdiden başarılar diliyorum…

Not: Yazımdan ‘taraf’ olduğuma dair bir sonuç çıkarılmamasını rica ediyorum. Yazdıklarım tamamen bir tespite dayanıyor. İlerleyen zamanda diğer adaylara da köşemde yer yer vereceğim.