O, 1990'lı yılların fırtınaları arasında elinde fotograf makinesi ile koşturan bir gazeteci idi. O günler kan revan içinde geçiyordu. Kurşun, bomba adres sormuyordu. Kimi zaman bir bürokratı, askeri kimi zaman bir öğretmeni hedef alıyordu.
Gazeteciler mesainin başladığı ve ve bittiği saatleri hiç sevmez. Çünkü acı haber hep sabah 6 ile 9 arası akşam üstü ise saat 17 ile 20 arası gelir. Çünkü bu saatler kim olursa olsun işten eve evden işe gidiş saatleridir. Örneğin Gazeteci Yazar Uğur Mumcu Bir sabah evinden çıkıp işine gitmek için arabasının kontak anahtarını çevirdiği sırada hain bir bomba ile katledilmiştir. Efsane Polis Müdür Gaffar Okan'da işinden evine dönerken hani namuluların çapraz ateşi ile katledilmiştir.
Tüm bu olaylara şahit olan Ömer Nihat Altıntaş, diğer meslektaşlarından biraz farklı davranıp beynini bir teyp gibi kullandı. Doksanların karanlığında şahit olduğu tüm cinayetlerin havasını kokladı, ortamını unutmadı, o cinayetlerin öncesini inceledi, cinayetlerin sonrasında yaşananları, davranışları analiz edip hepsini beynine kaydetti. Ve gün geldi, gazeteci Altıntaş, son derece otonom bir hareketle bu kayıtları kağıda dökmeye başladığda ortaya tam 460 sayfa bir kitap çıktı.
Gazeteci Ömer Nihat Altıntaş "Doksanların Karanlıklarında, Türkiye'de ki Faili Meçhul Cinayetler" adını verdiği kitabını bakın nasıl anlatıyor.
İşte onu kaleminden o kitap
ABD’nin 1990 yılında Irak’a müdahalesi ile bölgede değişen değerlerin olumlu ve olumsuz yansımalarını Ortadoğu’ya sınırı olan her ülke gibi bizde yaklaşık otuz senedir yaşıyoruz.
Dünya 1990’a Berlin duvarının yıkılmasıyla girdi. İki Almanya birleşti. Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla eski Sovyet Cumhuriyetleri'nde kapitalist dünya bloğuna entegrasyon çalışmaları gündeme geldi. Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle ‘Körfez Krizi’ başladı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğünde Koalisyon güçlerinin ikincisi de yaşandığı için 1. Körfez Savaşı olarak adlandırılan Irak’a yönelik askeri operasyonları da 1990’ların başında yaşandı. İşte bu dönemden sonrada ülkemizde hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Gerek Irak’ın kuzeyine yerleşen eli kanlı PKK terör örgütü tarafından başlayan saldırılarda ve gerekse ülkenin bekası için kendini sözde devlet adına görevlendiren karanlık güçlerin günümüze kadar işledikleri cinayetlerde bir çok değerli insanımızı da toprağa verdik.
1988 yılında Elazığ’da başladığım gazetecilik mesleğimi 1990yılı ve sonrasında artan terör olayı ile birlikte Doğu ve Güneydoğu muhabirliği görevim esnasında ülkemizde birçok önemli cinayet ve toplumsal olaylar meydana geldi. Hazırladığım kitaba konu olan cinayetleri ve toplumsal olayların nerede ise tamamına yakınını bizzat takip ettim. Sol ve Radikal terör örgütleri ile karanlık güçlerin faaliyetleri esnasında ülkemizde unutulmayacak toplumsal olaylarla da gündeme gelen ülkemizde son otuz yılda yaşananları ele aldım.
Yaklaşık 6 ay süren hazırlık sonrasında, editörlüğünü de yaptığım 13,5 ile 21cantim ebatların da ki kitabın baskısında kullanılan kağıdın ağırlığı 60gram ve 485 sayfa tuttu. Bu çalışmayı yapmamdaki amaç 1990lı yıllar çoğumuz için güzel tatlara sahiptir. Oyuncakları, yemekleri, kıyafetleri, müzikleri, dizileri hep güzel anılar bırakmıştır bizde. Çoğumuz çocuktuk çünkü. Ancak bir yanıyla da çok acı, çok trajiktir. Çocuk olduğumuz için hatırlayamıyoruz tabii. Bu yüzden yaşamayan genç arkadaşlarımıza hem de yaşadığımız olayları çocuk olduğumuz için net hatırlamadığımızdan bize toplumsal hafıza olması açısından bir derleme yaptım. İşlenen bu cinayetler ya birileri tarafından üstü örtülmüş ya da arkasında birçok örgütün varlığından dolayı kim tarafından yapıldığı belirlenememiştir. Zehirlenerek, silahla vurularak, dövülerek, kaza süsü verilerek ve bomba yöntemi kullanılarak Türkiye açısından önemli değer arz eden birçok ismi hunharca aramızdan almıştır.
Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde önemli izler bırakan çok sayıda siyasetçi, gazeteci, bilim adamı, iş adamları, üst düzey polis, asker cinayetleri, şüpheli ölümler üzerindeki sis perdeleri, yıllar geçmesine rağmen hala aralanmayı bekliyor. Faili meçhullerle ilgili hazırlanan dosyalar, tozlu raflarda beklerken, kimilerinin üzeri de kapatıldı. İşte bu dosyaları kamuoyuna genç kuşaklarımıza hatırlatmak istedim.