Boeing firması zor zamanlardan geçiyor. Bir yandan düşen iki uçak ve kaybolan hayatlar, diğer yandan üretilmiş, satılmış veya siparişi alınmış yüzlerce uçak. Boeing firması “yazılım hatası” diyerek sıyrılmaya çalışsa da, daha derin sorunlar olduğu anlaşılıyor.

Bizi yani Türkiye’yi ilgilendiren ise, THY’nin 2013 yılında bu uçaklardan 50 tanesi için sipariş vermesi ve 12 tanesinin de teslim alınmış olması.

Geçtiğimiz hafta Amerikan Senatosunun Boeing ile ilgili soruşturması başladı. Konu tabi ki geçen yıl düşen 2 adet 737 Max Uçağı [1].

Boeing CEO’su Dennis Muilenburg, Amerikan Senato Ticaret Komitesi’nde uçağın ölümcül olduğu ortaya çıkan kusurlara ve eksikliklere rağmen ticari olarak uçmak için nasıl üretilebildiğini ve onay alabildiğini anlattı [2].

Amerikan Ulusal Ulaştırma Güvenliği Kurulu'ndan (NTSB) ve Ortak Otoriteler Teknik İncelemesi'nden (JATR) temsilcilerin, Amerikan Uçuş Kurumunun (FAA) 737 Max’i onaylama sürecini araştıran senato soruşturması "Havacılık Güvenliği ve Boeing'in 737 Max'in Geleceği" başlığını taşıyordu. Boeing'in CEO'su dışında, ticari uçak bölümünün baş mühendisi John Hamilton da yer aldı.

Boeing firması her iki kaza sonrasında kabahati MCAS (Manevra Karakteristiği Arttırma Sistemine) olarak adlandırılan yazılıma bağladı. Yazılımı güncellediğinde sorunun biteceğini iddia etti.

Ne olmuştu?

Geçen yıl Boeing'in 2 adet 737 Max uçağı, daha kalkışa geçerken düştüler. Birisi Endonezya Havayollarının uçağıydı 189 yolcu ile düştü. Diğeri Etopya'da Lion Havayollarının uçağıydı. 157 kişinin hayatına mal oldu. Toplamda 737 Max uçakları şimdiye kadar 2 havayolundaki kaza ile 346 kişiyi öldürmüş durumda.

Boeing bu kazaları, önce "yazılım hatası" diye kapatmaya kalktı. Dediğimiz gibi THY de bu uçaktan 50 tane sipariş vermiş ve 12 sini de teslim almıştıBu nedenle üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir konu. Çünkü uçakla ilgili sorunun yazılım dışında daha derin bir boyutu olduğu anlaşılıyor [5].

Daha büyük ve geride motorlar, uçağın dengesini mi bozuyor?

Max'in 737'nin önceki sürümlerinden daha büyük motorlara sahip olmasının ve bunların daha geride yerleştirmesinin, dengesini bozduğuna dair çeşitli uzman görüşleri var [5]. Bu görüşlere bakıldığında, FAA’in yani yeni bir uçağın uçması ile ilgili sertifikasyonu yapan Amerikan yetkili kurumunun da görevini tam yapmadığı anlaşılıyor.

Buna karşılık Boeing bu dengesizliği, uçağa yerleştirilen yazılımla çözmeye çalışıyor. Bu yazılım hatalı olarak devreye girdiğinde, jetin burnunu yere doğru yönlendirebilir ve potansiyel olarak çarpmasına neden olabilir.

Senato soruşturması, FAA'in gevşek davrandığına dair ve 737 Max'in tasarımı ve onaylama süreci için artan eleştirilerle sürdü. Senatörler, Boeing'in MCAS'ı pilot el kitabının içine koymamış olmasıyla çok yoğun ilgilendiler. Boeing bunun arkada çalışan bir sistem olduğunu söyleyince, FAA'in neden buna izin verdiği sorgulandı. Ancak FAA'in bu kararın farkında olmadığı anlaşıldı.

Ortaya çıkan Boeing içi mesajlaşmalar da, MCAS ile ilgili sorunların iyi bilindiğini ve FAA'nın sistem hakkında tam bir bilgiye sahip olmadığını gösterdi. Mesajlarda, Boeing'in 737 Max programındaki baş pilotu Mark Forkner, bir simülatörde MCAS'ı kontrol etmekte sorun yaşadığını ve daha önce bilmeden, FAA'yı yanlış yönlendirdiğini yazmış [5].

FAA ihmalkâr mı?

Senato Ticaret Komitesi başkanlığı yapan Senatör Roger Wicker, uçağın nasıl sertifikalandırıldığının soruşturulması gerektiğini, Boeing’le sorunları bildiğini gösteren iç mesajlar da dahil olmak üzere tüm olayları anlatarak oturum açtı.

Boeing'in MCAS'ın çarpışma riski yaratabildiğinin farkında olduğu hakkında soruşturmada Muilenburg, mesajları ne zaman öğrendiği konusundaki sorulara "İkinci kazadan önce olduğuna inanıyorum" şeklinde cevap verdi.

Çok ilginç değil mi? En azından 2ci kazada 157 kişi belki de kurtarılabilirdi. Ama Boeing'çiler anlaşılan şirketin hatasını örtmeyi daha önemli bulmuşlar.

Senatör Maria Cantwell, açılış konuşmasında önemli bir not iletti;

“Bir şey çok net: Havacılık üretiminde lider olmak istiyorsan, havacılık güvenliğinde lider olmalısın. Sağlam üçüncü parti test ve onaylama olmadan daha fazla yazılım ve daha fazla otomasyon bizi bugün bulunduğumuz yere götürecektir."

Muilenburg: Boeing olarak büyük hatalar yaptık

CEO Muilenburg ise, konuşmasında Boeing'in büyük hatalar yaptığını itiraf etti:

“Hatalar yaptığımızı ve bazı şeyleri yanlış yaptığımızı biliyoruz. Etiyopya Havayolları kazası hala Etiyopya'daki yetkililer tarafından soruşturulmaktayken, her iki kazanın da, uçak açısını ölçen bir sensörden hatalı sinyallere yanıt veren, MCAS adlı bir uçuş kontrol yazılımı fonksiyonunun tekrar tekrar aktivasyonunu içerdiğini biliyorduk"

Senatör Blumenthal: İnsanlar uçan tabutların içindeydiler

Senatör Blumenthal ise Boeing'in hatasını, kazanın arkasından nasıl pilotlara yüklemeye çalıştığına işaret etti ve Boeing 737 Max uçaklar için "Uçan Tabutlar" benzetmesi yaptı:

"Boeing, bu kazalardan kısa bir süre sonra ofisime geldi ve pilotluk hatası sonucu olduklarını söyledi. Bu pilotların hiç şansı olmadı. İnsanların sevdiklerinin hiç şansı yoktu. Boeing'in MCAS'ı pilotlardan gizleyeceğine karar vermesinin bir sonucu olarak uçan tabutlar içindeydiler.”

Otomatik sistemler, sensörler ve eğitimdeki hatalar

Muilenburg, Boeing'in MCAS hatalarının uçaklarının düşmesine yol açacağının farkında olmadıklarını öne sürerken, baş mühendis Hamilton, yazılım ve donanım testlerinin yetersiz olduğunu kabul etti.

Muilenburg, uçağın sertifikalandırma süreci için "Uzun süredir devam eden güvenlik standartlarına güvendik. MCAS tasarımı için orijinal konsept, 737NG'deki hız trimi sisteminin bir uzantısıydı” derken, ABD Ordusu'nun eski bir helikopter pilotu olan Senatör Tammy Duckworth şöyle konuştu:

"Pilotların zaman ve irtifaya ihtiyacı vardı ama ikisi de yoktu. Bütün gerçeği söylemediniz"

737 Max'lar yeniden uçacaklar mı?

Amerikalıların Boeing’i, Avrupalıların Airbus’ı ile uzun zamandır sert bir rekabet içinde. Bunu bilmeyen yok. Bu nedenle, Amerikan Senatosundan Boeing ile ilgili olumsuz bir gelişme çıkabilir mi? Soru işareti.

Düşünün ki, sadece Türkiye’de 50 uçaklık bir alım kaybına Boeing katlanabilir mi?

Gerçi olay kapatılsa bile, yeni bir kaza olasılığı her zaman Boeing’in başının üzerinde Demokles’in kılıcı gibi duracak. Belki yeni bir kaza firmayı bitirecek. Ama bu arada —mesela ülkemizde— bir uçak kazası olursa da, ölen öldüğüyle, sevdiklerine kaybedenler de bununla kalakalacak. Belki de pilot hatası denilecek.

Boeing, ABD için amiral gemisi olan şirketlerin başında geliyor. Senato toplantısı notlarına baktığımızda, ABD Ordusu'nun eski bir helikopter pilotu olan Senatör Tammy Duckworth şöyle demiş;

“Boeing Avrupa’yı kurtaran uçan kaleleri yarattı. B17 uçuşlarını seyrettiğimi hatırlıyorum. Özgür dünyayı kurtaran bir hikâye var arkada. Ama siz problemleri biliyordunuz. Buna rağmen sistemi işletmeye devam ettiniz ve biz sorduğumuzda da hakikatin ancak yarısını söylediniz”.

Yani ABD için Boeing herhangi bir şirket değil. Bu nedenle Senato’da soruşturulsa da, Boeing aleyhine bir şey çıkacak mı? Zor!

Nitekim CEO Muilenburg soruşturma sırasında bir soru üzerine uçakların güvenli olduğunda yeniden havaya döneceğini şu sözlerle ifade etti:

"Son yazılım güncellemelerini test ediyoruz. Hazır olunca ve FAA'nın onayı ile bir sertifikalandırma uçuşuna geçeceğiz. Hepimizin aynı amacı var, hepimiz mümkün olan en güvenli endüstriyi istiyoruz. Düzenleme ve bağımsızlık arasındaki dengeye bakabiliriz”

CEO’nun cümlesine bakınca, anladığımız şu; Boeing bu uçakları şöyle ya da böyle uçuracak. Bunların 50 tanesi de THY tarafından 2013 yılında sipariş verilmiş, 12 tanesi de teslim alınmış durumda.

Henüz uçurulmuyorlar ama "yazılım, mazılım" denilip uçurulacak mı? Bu konuda hepimizin uyanık olması ve bu uçakların güvenliğini sorgulamak için kamuoyu yaratmamız lazım. Yoksa Boeing firmasının ya da Amerikan FAA'in hatasını çekenler Ethopyalılar, Endonezyalılar ya da sesini çıkaramayan diğer ülkeler olacak.