video Erdoğan İzmir Kiraz'da Vatandaşlarımızla Buluştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kiraz Çayı ıslah projesinde 6,5 kilometre ıslah çalışması yaparak projenin ilk aşamasını tamamladıklarını, Kiraz Suludere Göleti'nin yeraltı suyu barajı olacak şekilde planlamasına devam ettiklerini ve 2020'de buna başlayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği İzmir'de, Ege Üniversitesi içerisinde yapımı tamamlanan Bilal Saygılı Camisi ve Külliyesi'ne geçti.

Cuma namazını burada kılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra caminin açılışını gerçekleştirdi. Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, cami ve külliyenin İzmir, Türkiye ve özellikle Ege Üniversitesi için hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, caminin yapımına katkıda bulunanları ve emeği geçenleri tebrik etti.

Bilal Saygılı ve ailesine böyle bir ibadethaneyi kazandırdıkları için şükranlarını sunan Erdoğan, caminin 16'ncı yüzyıl geleneksel Osmanlı mimarisi ve sanat anlayışıyla inşa edildiğini, konumu ve kendine has estetiği ile İzmir'in sembollerinden biri olduğunu dile getirdi.

Camide 3 bin 500'ü kapalı, 4 bin 500'ü açık alanda olmak üzere toplam 8 bin kişinin aynı anda namaz kılabileceğini belirten Erdoğan, caminin İzmir'in Mimar Sinan tarzındaki eserlerinden bir tanesi olduğunu bildirdi.

Caminin altında bulunan konferans salonunun da çeşitli etkinliklerde kullanılacağını ifade eden Erdoğan, caminin 7 bin 500 metrekarelik arsa alanına, 28 metre kubbe yüksekliğine ve her biri 50 metre uzunluğunda iki şerefeli iki minareye sahip olduğunu söyledi.

Külliye bünyesinde çok amaçlı kültür merkezi, aşevi, çay ocağı, konferans salonu, çocuk bakım odası, sergi mekanları ve kongre salonunun de yer aldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tüm bu özellikleriyle Bilal Saygılı Cami ve Külliyesi'nin her bakımdan adına, şehrimize yaraşır bir eser olduğunu görüyoruz. Rabbim, Kuran-ı Kerim'de, 'Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder' buyuruyor. Hayat rehberimiz, Resulü Ekrem Aleyhisalatüvesselam Efendimiz, bir hadisi şeriflerinde, kim Allah'ın rızasını talep ederek bir mescit inşa ederse Allahu Teala'nın da ona cennette bir ev inşa edeceğini müjdeliyor. Bir Müslüman olarak bizlere çok net bir şekilde mescitlere sahip çıkmamız, onları imar ve ihya etmemiz gerektiği emrediliyor. Hiç şüphesiz bunun yolu da camilerimizi ibadet ve ilimle birlikte hayatımızın da merkezi haline getirmektir. Bizim inancımızda cami gelinen, kullanılan ve iş bitince terk edilen bir mekan hiçbir zaman olmamıştır."

"Dolmayan camiler mahzun kalmaya mahkumdur"

Camilerin ibadethane olduğu kadar muhabbetin, tanışmanın, kaynaşmanın ve dayanışmanın yeri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Cami, öğrenmenin ve öğretmenin, istişarenin, diyaloğun, danışmanın mekanıdır. Adına ümmet dediğimiz sınıf, sınır, mesafe, renk, dil ve ırk tanımayan evrensel kardeşliğimiz evvela camilerimizde vücut bulur. Müminler tüm renkleriyle bütün farklılıklarıyla ümmet olduklarının, kardeş olduklarının bilincine öncelikle camilerde ulaşırlar. Bunun için cemaati olmayan her cami ne kadar ihtişamlı, ne kadar görkemli olursa olsun yetim ve öksüz bir eserdir. Çocuk sesleri ile güzelleşmeyen, gençlerin heyecanıyla hanımların nezaketi ile dolmayan camiler mahzun kalmaya mahkumdur."

Üniversite öğrencileri başta olmak üzere, bölgede yaşayan tüm vatandaşların, Bilal Saygılı Camisi'ni öksüz ve yetim bırakmayacaklarını inandığını belirten Erdoğan, "Bu vesileyle İlayı Kelimetullah uğruna asırlardır canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimize Cenabı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Özellikle son dönemde malum Suriye'nin kuzeyinde, Barış Pınarı Harekatı'nda şehit olan kardeşlerime Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize şifalar niyaz ediyorum Rabbimden. Rabbim hayırlarınızı, emeklerinizi, gayretlerinizi dergahı izzetinde kabul ve karin eylesin diyor sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın duasının ardından caminin ve külliyenin hayırlı almasını dileyerek, beraberindekilerle açılışı gerçekleştirdi.

Açılışa, Tarım ve Orman Bakanı Ekrem Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım da katıldı.

"Bizim anlayışımızda seçmene küsme, darılma, vatandaşı suçlama gibi bir durum asla söz konusu olamaz"

AK Parti İzmir İl Başkanlığı balkonundan partililere seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, efelerin efesi, istiklalin mimarı İzmir'de bulunmaktan bahtiyarlık duyduğunu belirterek 31 Mart seçimlerinde AK Parti'ye ve Cumhur İttifakı'na oy veren, gönül veren İzmirlilere teşekkür etti.

Erdoğan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yaklaşık yüzde 39'luk oy almalarını sağlayan partililere de teşekkür ederek, "İzmir'e büyükşehir belediyesi vasıtasıyla getirmek istediğimiz hizmetler için bu oran yeterli olmadı. Bizim anlayışımızda seçmene küsme, darılma, vatandaşı suçlama gibi bir durum asla söz konusu olamaz." diye konuştu.

AK Parti olarak kendilerini sürekli yenilediklerini, yanlışlarını, eksiklerini telafi etmeye çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herkes rehavete kapılsa bile bizim buna hakkımız yoktur. Bizim böyle bir lüksümüz yoktur. Herkes kızsa, darılsa, üzülse bile biz bu şekilde asla davranamayız. Biz 'aşk ile çalışan yorulmaz' diyerek bu yolda yürüyoruz. Siyaseti ikbal kapısı olarak değil, mensubu olmaktan gurur duyduğumuz milletimize hizmet vesilesi olarak görüyoruz. Ülkemize, milletimize ve tüm dünyadaki kardeşlerimize hizmet sorumluluğumuz var. Milyonlar Türkiye'den bunu bekliyor. Mazlumlar, mağdurlar sizden, bizden bunu bekliyor. Türkiye'yi 2023 hedefleriyle 2053, 2071 vizyonlarıyla buluşturmak için milletimize söz verdik."

"Bunlara göre kadın hizmetkar olmalı"

Erdoğan, AK Parti'yi günlük siyaset ve geçmişin kalıplarıyla yargılamaya çalışanların yanıldığını ifade ederek şunları kaydetti:

"Kavgayı, çıkar çatışmasını siyasetlerinin merkezine yerleştirenler bizim aramızdaki şu muhabbeti, şu sarsılmaz bağı bir türlü anlayamadılar.

Bizim gözümüzde tüm makamlar geçicidir, fanidir, milletin kendisine hizmet vermek için verdiği emanetten ibarettir. Bu CHP bunların farkında değil. Bunlar özellikle lafı geldiğinde hanım kardeşlerimize saygı gösterdiklerini söylerler. Yalan... İşte parlamentoda Grup Başkanvekili Özlem kardeşimize neler yaptıklarını izlediniz değil mi? İfadeye bak 'Ulan şu kadını susturun.' Şimdi ben buradan sesleniyorum, CHP'ye gönül veren hanım kardeşlerime sesleniyorum, 'şu kadını susturun' diye ifade kullanılır mı? Bunu kullanana ben ne dedim... Bunlar edepsiz, ahlaksız bir hanımefendiye bu ifadeyi kullanacak kadar edepsiz ahlaksız bunlar. Bu parlamentoda 50 civarında hanım milletvekili olan AK Parti'nin bu duruşunu hazmedemiyorlar. Bunlara göre kadın ne yapmalı? Kadın hizmetkar olmalı, bahçıvan olmalı, tarlada, bahçede domates toplasın, biber toplasın. Ama karşılarında hukukçu gördükleri zaman kuduruyorlar. Özlem Hanım bir hukukçu, bir hukukçuyu hazmedemiyorlar. Mühendis, doktor arkadaşlarımız var, hazmedemiyorlar. Onlar istese de istemese de inşallah AK Parti'nin hanımları kadınları bunları aşa aşa iktidara yürüyorlar."

Erdoğan, AK Parti İzmir İl Başkanlığı balkonundan partililere yaptığı konuşmada, 31 Mart yerel seçimiyle ilgili değerlendirmeleri samimiyetle yaptıklarını ve devam ettiklerini belirtti.

Güçlü ve zayıf yanları tartarak, tespit ettikleri eksiklikleri gidererek AK Parti'yi çok daha güçlü şekilde geleceğe taşımanın gayreti içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, 7. Olağan Kongre sürecinin AK Parti'yi yeniledikleri ve taze bir ruhla yepyeni bir heyecanla farklı bir dönem olacağını dile getirdi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Güçlü kadrolarla geleceğe yürüyelim. Bunun için en küçük bir rehavete, ihmale, hataya fırsat veremeyiz. Tıpkı kuyumcu titizliğiyle adeta kılı kırk yararak çalışmalarımızı yürütüyoruz. Her zaman söylediğim gibi teröre ve şiddete bulaşmadığı sürece ne kadar aykırı, eleştirel olursa olsun her fikrin, her türlü görüşün başımızın üstünde yeri vardır."

"Terör koridorunu yapamadılar"

Türkiye olarak terörün inine girdiklerini, teröristlerin kaçacak yer aradığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye'de ne oldu, Barış Pınarı Harekatı ile bizim sınırlarımızı taciz eden o teröristlere, Barış Pınar Harekatı ile haddini bildirdik mi? Şimdi o terör koridorunu yapamadılar. Bay Kemal ne dedi, Bay Kemal dedi ki 'Bizim Suriye'de ne işimiz var'. Bay Kemal, bizim Suriye'de işimiz var da veya yok da senin oralarda ne işin var. Esed'e adamlarını niye gönderdin, niye gönderiyorsun. Bütün bunları söylerken ne yazık ki PYD, YPG bu örgütlerle Bay Kemal iş tutuyor. Parlamentodaki HDP, PKK'nın desteğiyle orada değil mi. Onlarla beraber Ankara'dan İstanbul'a neden yürüyorsun. Bir gün de çık de ki, 'Bu PKK terör örgütüdür.' Demedi, diyemez. Aynısını geçmişte Tunceli ile ilgili olarak da yapamadı, yapamaz. Çünkü ürkektir, korkaktır, pısırıktır ve yalancıdır."

Bir CHP'li ile görüşme iddiası

"Son günlerde bir şey tutturdu, güya ben Külliye'de bir CHP'li ile görüşmüşüm. Ben... Arkadaşlarım gerekli cevabı verdiler. 'Böyle bir görüşme olmadı' dediler." ifadesini kullanan Erdoğan, "Bunu haber yapan gazeteci kayıp. Kendisi de diyor ki 'herhalde yanıldık' filan. Bay Kemal senin hayatın yalan, hayatın yalan. Bak İzmir'den, milletvekili olduğun ilden sesleniyorum sana. Eğer yiğitsen ben cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum, sen genel başkanlığını ortaya koyabiliyor musun? İspat ettin, ettin. Etmediğin takdirde CHP'nin genel başkanlığı bu yalancıdan kurtulsun ve çek git ama yapamaz. Bugüne kadar ben bunu çok söyledim, denedim, yapamaz. Hepsi birbirini bulmuş. O gazetenin köşe yazarı da bu da aynı. Bu kadar iddialı söylüyorum. Bizim hayatımıza yalan girmedi ama bunların hayatı yalan." diye konuştu.

AK Parti İzmir İl Başkanlığını ziyaret eden ve balkondan partililere hitap eden Erdoğan, Türkiye'yi sadece eğitim, sağlık, ulaştırma ve turizmde değil hak ve özgürlükler konusunda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını, demokrasiyi vesayetin baskısından kurtararak, gerçek anlamda milli iradeyi hakim kıldıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ülke tarihinin en büyük yönetim reformunu başarıyla gerçekleştirdiklerini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

"Çok uzun yıllar haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış bir kadro olarak hiçbir zaman ayrımcılığa müsaade etmedik. Bizim indimizde bölgesel milliyetçilik yok, ırka dayalı milliyetçilik yok, bizim için Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Boşnak böyle bir ayrım yok. Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevdik. 40 yıllık siyasi hayatımızın hiçbir döneminde vatandaşlarımızın hayat tarzına, inancına, dünya görüşüne karışmadık. Kılık kıyafetinden dolayı kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Bilakis üniversite kapılarında başörtüsünden dolayı gözyaşı döken kızlarımıza uygulanan zulümlere biz son verdik. Meslek liselerinde okuyan evlatlarımıza yönelik katsayı adaletsizliğini biz kaldırdık."

"CHP'nin engelleme girişimlerine rağmen devlet kurumlarında kadınlarımızın başörtüsü ile çalışabilmesi serbestisini biz getirdik. Hal böyleyken son günlerde eski Türkiye özlemiyle yanan, tutuşan bazı çevrelerin çeşitli kışkırtmalarına şahit oluyoruz." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bakıyorsunuz başörtülü iki kız yolda yürürken bir tanesi çılgınlık yapıyor, başörtülü kızlarımıza saldırıyor. Tabii bir araştırıyoruz, maalesef aynı zihniyet altından çıkıyor. Milletin inancıyla, milletin değerleriyle insanımızın tarihiyle, kültürüyle kavgalı bir kesimin tekrar eski alışkanlıklarına döndüklerini görüyoruz. Kılık kıyafetinden dolayı kadınlarımıza yönelik sözlü veya fiili şiddete varan bu provokasyonlara asla göz yummayız, yummayacağız. Milletimizin arasına yeni nifak tohumları ekilmesine tahammülümüz yoktur. Bu tarz nefret suçlarıyla ilgili emniyet ve yargı kurumlarımız anında gereken adımları atmayı sürdürecektir, ne kadar kışkırtırlarsa kışkırtsınlar Türkiye'yi kendi iç kavgalarıyla kavrulan bir ülke haline getiremeyecekler."

"Ayrım yapacak olursak Allah'a bunun hesabını veremeyiz"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak 81 vilayetin her birini bağırlarına bastıklarını, herkesi Yaradan'dan ötürü sevmeye devam edeceklerini, kimseyi dışlamadan, ötekileştirmeden, kırmadan, dökmeden kardeşliği yenileyerek adımları atmaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Başı açıkmış kapalıymış, bu bizim memleketliymiş... Asla böyle bir ayrım yok, olmayacak. Eğer böyle bir ayrım yapacak olursak Allah'a bunun hesabını veremeyiz." dedi.

"Biz CHP gibi istismar siyaseti değil, hizmet ve eser siyaseti yapıyoruz." diyen Erdoğan, 17 yıllık iktidarları döneminde İzmir'e yaptıkları yatırımların AK Parti'nin memlekete bakış açısının en somut örneği olduğunu kaydetti.

CHP'nin eser üretme diye bir gayretinin bulunmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"İktidarlarımız döneminde İzmir'e ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz, 70 katrilyon. CHP'nin buralarda yatırım diye bir izi var mı, yok. Yapmaz, yapamaz çünkü onlarda çalışalım, eser üretelim diye bir dert yok. Eğitimde 9 bin 935 adet yeni derslik açtık, üç yeni devlet üniversitesi kazandırdık, 6 bin 665 kapasiteli yüksek öğrenim yurtlarını açtık. Önümüzdeki bir kaç yılda İzmir, Urla, Tire ve Bergama'da 14 bin 500 kişi kapasiteli 8 adet yüksek öğrenim yurdu daha açıyoruz."

İzmir'in dört bir yanına çeşitli branşlarda spor tesisleri açtıklarını, 15 bin seyirci kapasiteli Göztepe ve Alsancak statlarında sona yaklaşıldığını, Ege Üniversitesi kampüsü ve Çiğli'deki millet bahçelerinin proje çalışmalarının devam ettiğini anlatan Erdoğan, İzmirli ihtiyaç sahiplerine 5,5 katrilyon lira sosyal yardım yaptıklarını, kente 35'i hastaneden oluşan toplam 109 sağlık tesisini kazandırdıklarını belirtti.

"CHP ve ortakları bir türlü içlerine sindiremiyor"

Erdoğan, yatak kapasitesi iki bin 60 olan Bayraklı Şehir Hastanesi ile Menderes, Selçuk, Kemalpaşa, Bergama ve Beydağ devlet hastanelerinin inşaatının ve bin 200 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanesinin proje çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun şehir hastanelerinden rahatsız olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Vatandaşlarımızın birinci sınıf sağlık hizmeti almasını CHP ve ortakları bir türlü içlerine sindiremiyor. İstiyorlar ki millet kendi dönemlerindeki kuyruklara mahkum olsun, hastaneler şifa yerine hastalık dağıtmaya devam etsin. İstiyorlar ki en basit tetkikler için bile insanlar günlerce beklesin. İlaçlarını alamasın. Bunlar kendileri ve elitler için hak gördükleri sağlık hizmetini sizler ve bizler için lüks görüyorlardı. Bundan dolayı İzmirli kardeşlerimin şehir hastanelerinin konforuyla, rahatlığıyla tanışmasını arzu etmiyorlar. Ama biz onlara rağmen bu hastaneleri hizmete alacağız. CHP ve tayfası istemese de İzmir'i ve sizleri Batılı ülkelerden bile ilerde standartlarla sağlık hizmetleriyle buluşturacağız. Hastaneye adım attığınız zaman Allah bu devletten razı olsun diyeceksiniz."

Kiraz, Dikili, Menemen, Karşıyaka, Seferihisar'a toplamda 700 yataklı devlet hastaneleri kazandıracaklarını aktaran Erdoğan, son 17 yılda İzmir'de yaptıkları kentsel dönüşümle 18 bin 903 adet konut projesini hayata geçirdiklerini açıkladı.

Ulaşımda son 17 yılda İzmir'e toplam 25 milyar liralık yatırım yaptıklarını, bölünmüş yol uzunluğunu 513 kilometre ilaveyle 916 kilometreye çıkardıklarını belirten Erdoğan, İstanbul-İzmir Otoyolu ile 8-9 saati bulan çileli yolculuğun tarihe karıştığını, artık güvenli bir yolda 3,5 saatte İstanbul'a ulaşılabildiğini kaydetti.

İzmir'e yeni metro hattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir'de toplam maliyeti 2 milyar lirayı aşan 20 ulaştırma projesinin yapımlarının devam ettiğini, mevcut demir yollarını yenileyerek, modernize ettiklerini vurguladı.

İzmir-Ankara arasını 3,5 saate düşürecek İzmir-Ankara yüksek hızlı tren hattının yapımının da sürdüğü anlatan Erdoğan, "Halkapınar-Otogar arasında 2,3 katrilyon maliyetle bir metro hattı yapmak için çalışmalara başladık. İnşallah yakında bu projenin ihalesine de çıkacağız. İzmir Körfez geçişinin etüt projesini tamamladık. İmar planı çalışmaları da devam ediyor. Selçuk-Ortaklar arasında yeni bir demiryolu hattı ve 2. hat yapımını yatırım programına aldık. Ödemiş-Kiraz ve Bergama-Soma arasında hızlı tren hattı yapmak için hazırlıklara başladık. İzmir'e yetmeyen Adnan Menderes Havalimanı'nı baştan aşağı yeniledik. İzmir'e 28 baraj ve 8 gölet inşa ettik. 14 baraj daha inşa ediyoruz. İzmir susuz muydu? Gördes'i kim yaptı? İzmir'i suya biz kavuşturduk. Aslında büyükşehirin görevi bu. Ama yapmadılar. Son 17 yılda inşa ettiğimiz sulama tesisleriyle 547 bin dekar araziyi sulamaya açtık. İzmirli çiftçilerimize toplam 4,2 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik." diye konuştu.

Konuşmasında İzmir'deki yatırımcılara verilen desteklere de değinen Erdoğan, bu yatırımlarla 128 bin kişiye ilave istihdam sağlandığını, kurulan 2 endüstri bölgesinin de tam kapasiteyle üretime geçtiğinde cari açığı yılda 2 milyar dolara yakın azaltacağına işaret etti.

Erdoğan, konuşmasının sonunda partililerden davaya sahip çıkmalarını istediğini belirterek, "Sizlerden kışkırtmalara asla gelmemenizi, uyanık olmanızı 82 milyonun kardeşliğine halel getirmemenizi istirham ediyorum." dedi.

İbrahim Tatlıses: "Ölene kadar yanındayım"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Hamza Dağ ve Vedat Demiröz'ün de hazır bulunduğu buluşmada, eski TBMM Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir ile AK Parti İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli de birer konuşma yaptı.

Program sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanlarla birlikte halkı selamlayan sanatçı İbrahim Tatlıses, AK Parti'nin hem Türkiye'ye hem de İzmir'e büyük hizmetler verdiğini belirterek, Erdoğan'a "Ölene kadar yanındayım." dedi.

"Bayındır bölgesi Türkiye'nin özellikle süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda kalbi ve ihracat üssü olacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği İzmir'in Bayındır ilçesinde vatandaşlara hitap ederek, bölgeye tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi kurulacağının müjdesini verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin organize sanayi bölgesi işinin bir numaralı sorumlusu olacağını belirten Erdoğan, "İnşallah Bayındır'ımız milletvekillerimiz ve belediye başkanımızla çok daha bayındır hale gelecek. Milletvekili arkadaşlarım ve belediye başkanımız hep birlikte bu yakın takibi sürdüreceğiz ve süratle de inşallah tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesini kuracağız. Yaklaşık 1 milyon 334 bin metrekare alanda kurulacak olan süs bitkileri organize sanayi bölgesinde 25 dekarlık 40 adet süs bitkileri işletmesi faaliyet gösterecektir." ifadesini kullandı.

Bayındır bölgesinin Türkiye'nin özellikle süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda kalbi ve ihracat üssü olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii bununla beraber buraya girecek sermayeyi, parayı düşünün. Ciddi bir hareketliliği nereye getirecek, Bayındır'a getirecek. Bu bölgede süs bitkileri sektörüne ara eleman yetiştirmek amacıyla inşallah süs bitkileri eğitim merkezini kuracağız. Paketleme, ambalajlama ve depolama, araştırma geliştirme merkezi ve süs bitkileri konusunda fuar ve festivallerin yapılacağı bir merkezimizi de burada kuracağız. Bu yatırım sayesinde 1.500 vatandaşımız iş ve aş sahibi olacak. Projemizi hayata geçirmek için düğmeye bastığımızın müjdesini büyük bir mutlulukla sizlere bu akşam burada veriyorum."

"Hollanda, Singapur yapıyor da biz neden yapamayalım?"

Konuşması sırasında, "Dik dur eğilme, Bayındır seninle" sloganı atan vatandaşlara Erdoğan, "Değerli kardeşlerim, biz bugüne kadar eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Şunu unutmayın, biz sadece ve sadece Allah'ın huzurunda, rükuda ve secdede eğiliriz. Hiçbir gücün önünde eğilmedik ve bundan sonra da eğilmeyeceğiz." karşılığını verdi.

Bayındır'ın organize sanayi bölgesi ve 1.500 insanın da istihdam edilmesiyle çok farklı bir duruma geleceğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık gururla şunu söyleyeceğiz, 'Elhamdülillah bizim de süs bitkileri alanında bir organize sanayi bölgemiz var.' Bu çok önemli bir olay. Bugün bir Hollanda bu tür bitkilerle yeri yerinden oynatıyor, bir Singapur yeri yerinden oynatıyor. Onlar yapıyor da biz neden yapamayalım? Şimdi bu adımı da neresi atıyor? İzmir, nerede? Bayındır'da ama benim sizden bir isteğim var. Ne olur bir olun, diri olun, kardeş olun, hep birlikte Türkiye olun." diye konuştu.

Hep "Bizi asla bölemeyecekler" dediğini anımsatan Erdoğan, ifadelerini şöyle sürdürdü:

"Terör örgütlerine gereken dersi Gabar'da, Cudi'de, Tendürek'te verdik mi? Şimdi Kuzey Suriye'de veriyor muyuz? Barış Pınarı Harekat ile orada, YPG/PYD/PKK'ya gereken dersi verdik mi, veriyor muyuz? Şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize şifalar diliyorum. Suriye Milli Ordusu ile beraber burada Mehmetçiklerimizin verdiği bu mücadele, evelallah tarihe bir kayıttır. Mehmetçiğimiz evelallah şu anda destan yazıyor."

Konuşması sırasında bir kadın vatandaşın, "Biz de gidelim" diye bağırması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ne demek biliyor musunuz? Şerife bacılar bitmedi demek, Nene Hatunlar bitmedi demek. Biz de size güveniyoruz ama siz de evelallah bizlere güvenin. Biz size bu işi düşürmeden bitiriyoruz." dedi.

"Ergenli Barajı ile ilgili adımı da atmak istiyoruz"

Burada yaşanan önemli bir sorun daha olduğunu ancak bunun müjdesini daha sonra vereceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ekonomik alanda attığımız adımları biraz daha geliştirdiğimizde de inşallah Ergenli Barajı ile ilgili adımı da atmak istiyoruz. Şu anda ciddi bir toparlanmadayız ve bu toparlanma ile birlikte de 2020-2021'de bunun planlaması ve adımını atabiliriz. Hatta belki, yap-işlet-devret ile bir imkan yakaladığımızda fazla da beklemeyiz, hemen adımını atarız." ifadesini kullandı.

Vatandaşlara olan sevgi ve güvenini dile getiren Erdoğan, "Siz de bize güvenin. Çünkü ne aldatan olacağız ne aldanan olacağız ama biz milletimizle ayaktayız ve milletimizle bu yolda yürümeye de devam edeceğiz." dedi.

Diğer programlara katılacağına işaret eden Erdoğan, konuşmasının sonunda memleketinin Rize olduğunu hatırlatarak, oradan getirdiği çayları vatandaşlara dağıttı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bayındır Belediyesini ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir programı kapsamında Bayındır Belediyesine ziyarette bulundu.

Belediyeye gelişinde Belediye Başkanı Uğur Demirezen tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Basına kapalı gerçekleştirilen ziyarette Erdoğan'a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Eski TBMM Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım eşlik etti.

Ziyaret çıkışında kendisini bekleyen vatandaşları selamlayan Erdoğan, helikopterle Kiraz ilçesine hareket etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kiraz Belediyesini ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kiraz Belediyesine ziyarette bulundu.

Belediyeye gelişinde, Belediye Başkanı Saliha Özçınar tarafından karşılanan Erdoğan, kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Basına kapalı gerçekleştirilen ziyarette Erdoğan'a Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hamza Dağ ve Vedat Demiröz, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, milletvekilleri ile İletişim Başkanı Fahrettin Altun da eşlik etti.

"İzmir'i seviyoruz, İzmirlileri seviyoruz, bunun için de istismar veya korku siyaseti değil, hizmet siyaseti yapıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in Kiraz ilçesinde belediye binası önünde vatandaşlara hitap etti.

Konuşmasına tüm vatandaşları selamlayarak başlayan Erdoğan, "İnşallah Kiraz yeni bir döneme farklı bir şekilde başlıyor. Saliha kardeşimle birlikte inşallah Kiraz aydınlık ufuklara doğru yürüyor. İnanıyorum ki Kiraz'da gelecek çok daha başka olacak." diye konuştu.

Bunun için milletvekilleri, bakanlar hep birlikte çalıştıklarını söyleyen Erdoğan, Kiraz'ı çok daha farklı bir yere taşıyacaklarını belirtti.

Kiraz'a tarım ve hayvancılıkta son 17 yılda 220 milyon Türk lirası hibe yaptıklarını anlatan Erdoğan, "Bununla işi bitirmiş değiliz. Tarımsal hasılada 2,5 kat artışla 824 milyon Türk lirası buraya aktarmış bulunuyoruz. Genç çiftçi noktasında 79 projeyle 2 milyon 370 bin Türk lirası yine Kiraz ilçemize aktardık. Kırsal kalkınma noktasında hibede 4 milyon Türk lirası aktarmış bulunuyoruz." dedi.

Büyükbaş hayvancılıkta yaklaşık 4 kat artışla 100 bin baş hayvana ulaştıklarını, küçükbaş hayvancılıkta ise 2,1 kat artışla 33 bin küçükbaşa ulaştıklarını dile getiren Erdoğan, süt üretiminde de 4,2 kat artışla 336 bin tona ulaştıklarını bildirdi.

Orman ve suda 66 milyon Türk lirası yatırım yaptıklarını ve 2 adet baraj, sulamada 4 bin 990 dekar araziyi şu anda sular hale geldiklerini anlatan Erdoğan, 9 dere ıslahı yaptıklarını, fidan dikiminde 513 bin 500 dikim gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

ORKÖY'den 67 aileye 6,6 milyon Türk lirası kredi ve hibe sağladıklarını, gelir getirici orman projesinde de 19 mahalle, 55 bin fidan noktasında destekleri olduğunu anlatan Erdoğan, "Sizlere bu akşam buradan bir müjdem olacak; o da Kiraz ilçemizde jeotermal kaynakların değerlendirilmesi amacıyla bir çalışma yapılması talimatını verdim. Yeterli alan, sıcaklık ve debide jeotermal enerji kaynağı bulduğumuz takdirde tarıma dayalı jeotermal enerji ile ısıtmalı ihtisas organize sanayi bölgesini de kuracağız. Bu alanda her biri minimum 25 dekar olan ileri teknolojik topraksız seralar ve jeotermal enerji ile ısıtmalı sebze kurutma tesislerini de kuracağız." diye konuştu.

"1200 vatandaşımıza istihdam sağlayacağız"

Jeotermal kaynak kullanılarak ısıtılacak bu seralarda ısıtma maliyetinin yıllık 16 bin Türk lirasından 4 bin Türk lirasına düşeceğini, bin dekara sera kurulması halinde yılda 40 milyon kilogram domates elde edileceğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Hani Bay Kemal diyor ya 'Domates yok' gel, bundan sonra Kiraz'dan domatesini al. İnşallah aynı zamanda bin 200 vatandaşımıza istihdam sağlayacağız. İnşallah sadece Kiraz ile sınırlı kalmayacak, diğer ilçelerimizde de çalışmalarımız neticelenince müjdesini sizlere ayrıca bakan ve milletvekillerim vasıtasıyla vereceğiz. Projemiz ülkemize ve milletimize hayırlı olsun."

Kiraz Belediyesi tarafından işletilen Haliller ve Çatak Göleti sulama şebekesinin ön ödemeli kartlı sayaç takılmasına 2020 yılında başlayacaklarını dile getiren Erdoğan, Kiraz ilçesinde toplam 10 köye içme suyu amacıyla kuyu açacaklarını ifade etti.

Mersindere, Karaburç, Çayağzı, Umurlu ve İğdeli de içme suyu kuyularını açtıklarını, Altınoluk'ta çalışmalarının sürdüğünü belirten Erdoğan, Hisarköy, Sarıkaya, Tekbıçaklar ve Umurcalı'da da birer adet içme suyu kuyusu açacaklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kiraz Çayı ıslah projesinde 6,5 kilometre ıslah çalışması yaparak projenin ilk aşamasını tamamladıklarını, Kiraz Suludere Göleti'nin yeraltı suyu barajı olacak şekilde planlamasına devam ettiklerini ve 2020'de buna başlayacaklarını söyledi.

Doğancılar Köyü ve 280 dekar arazinin taşkın kontrolü için proje çalışmalarına devam ettiklerini belirten Erdoğan, çalışmaların tamamlanmasını müteakip inşaatı yatırım programına alacaklarını bildirdi.

Kiraz'a bir hayvan barınağı kazandıracaklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Belediye başkanımız tarafından talep edilen hayvan barınağı için gerekli görüşmeler yapıldı. Belediye başkanlığımız tarafından arazi temin edilmesini müteakip Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğümüz tarafından gerekli çalışmalara başlayacağız. Bir diğer adım da Kiraz, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü olarak bir müjde veriyorum, Hisar Mahallesi ve Umurcalı Mahallesi'nde 400 dekar alanda mera ıslah çalışması başlatacağız."

"Hizmet siyaseti yapıyoruz"

Kiraz'ın farklı bir döneme girdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii eğitimden sağlığa, ulaşımdan spora kadar her alanda yaptığımız yatırımlarla nasıl ki İzmir'i geliştirip büyüttüysek inşallah Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğundaki pek çok projeyi bakanlıklarımızın üstlenmesini temin ederek, İzmir halkının hizmetlerden mahrum kalmamasını sağladık. Çünkü biz İzmir'i seviyoruz, İzmirlileri seviyoruz. Bunun için de istismar veya korku siyaseti değil hizmet siyaseti yapıyoruz.

Ama gel gör ki İzmir Büyükşehir, Kiraz'ı sevmiyor, Kiraz'a destek vermiyor ve Kiraz kendi hamuruyla yoğuruluyor ama biz Kiraz'ı yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Bütün bu adımları atarken bundan sonraki süreçte de az önce müjdeleri size verdim ama unutmayın hiçbir zaman biz Kiraz'dan ayrı kalmayacağız, Kiraz'ı da yalnız bırakmayacağız."

"Onlar kaçıyor biz kovalıyoruz"

Barış Pınarı Harekatı ile Türkiye'nin güneyinde teröre pirim vermediklerini vurgulayan Erdoğan, "Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Bestler Deresi'nde teröristleri ne hale getirdiğimizi görüyorsunuz, değil mi? Ne dedik? 'Onlar kaçacak biz kovalayacağız.' Onlar kaçıyor biz kovalıyoruz. İnlerine girdik, inlerine. Bunlar Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak istediler, kurabildiler mi? Şu anda bir yerlerden bunlara gelen silahlar vardı, 32-33 bin tır ve bunları depoladıkları yerleri bulduk ve onları da oradan şimdi topluyoruz." diye konuştu.

Türk milletinin ve Mehmetçiğin ne olduğunu daha iyi tanıyacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Attığımız bütün bu adımlarla birlikte Mehmetçiğimiz şehitler verdi, Suriye Milli Ordusu, Mehmetçiğimize göre 20 kat daha fazla şehit verdi ama hep bir oldular, beraber oldular. Şehadete birlikte yürüdüler, 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda' diyerek hedefe yürüdüler.

Benim Kiraz'dan bir ricam var, kardeşlerim ne diyorum biliyor musunuz? Aman ha, bizi bölmek isteyenlere karşı bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Öyleyse bizim rabiamızda ne var? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Birbirimizi menfaat için sevmeyeceğiz, birbirimizi Allah için seveceğiz. Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcü'sü, Abaza'sı böyle bir ayrım yok. Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevdik. Bizi bölemeyecekler, bizi ayıramayacaklar. Biz ezanımızla millet olarak toprağımızla inşallah bu birliğimizi ilanihaye devam ettireceğiz."

“Yedi düvele karşı verdiğim mücadele ile ülkemizi içine düşürülmek istenen sinsi oyundan kurtarmayı başardık”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in Kiraz ilçesinde Kiraz Belediyesi tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde düzenlenen yemeğe iştirak ederek katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sekiz aylık bir aranın ardından İzmir'e geldiğini belirterek duyduğu özlemi dile getirdi.

Şehre ayak bastıkları andan itibaren kendilerini bağrına basan İzmirlilere şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışlarını yaptıkları Bilal Saygılı Camisi ve Külliyesi'nin kente hayırlı olmasını diledi. Erdoğan, İzmir'e böyle anlamlı bir eserin kazandırılmasında emeği geçenlere de teşekkürlerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin gelmiş geçmiş tüm hükümetleri içinde İzmir'in en büyük yatırımları kendi dönemlerinde gördüğüne işaret ederek, "Son 17 yılda İzmir'e 70 katrilyon lirayı aşan yatırım yaptık." ifadelerini kullandı.

Bu yatırımları İzmir İl Başkanlığı önünde ana başlıklarıyla hatırlattığını dile getiren Erdoğan, "Burada altını çizerek belirtmek istediğim husus, özellikle iktidarlarımız döneminde merkezi yönetim yatırımları bakımından İzmir'in asla ihmal edilmediği, tam tersine sürekli kollandığı gerçeğidir. İzmir halkının günlük hayatında yaşadığı sıkıntıların önemli bir bölümü Büyükşehir Belediyesinin sorumluluk alanında olup, yapılmayan yatırımlardan kaynaklanıyor." diye konuştu.

Son dönemde özellikle Binali Yıldırım'ın kendisini adeta İzmir'e adamasıyla belediyenin görevi olan yatırımların çoğunun da bakanlıklar tarafından güçlendirildiğini belirten Erdoğan, bu yatırımları yaparken asla siyasi taassup içinde olmadıklarını, seçim sonuçlarına göre hareket etmediklerini vurguladı.

"Çünkü biz İzmirlileri bize oy verip vermediklerini bakarak değil, ülkemizin vatandaşı oldukları için seviyor, her birini kardeşimiz olarak görüyoruz." diyen Erdoğan, milleti kökenine, inancına, meşrebine, kılığına, kıyafetine, eğitim ve gelir durumuna, siyasi tercihlerine göre sınıflandırmadıklarını kaydetti.

"İzmir'in başına gelmiş en büyük felaket CHP'dir"

Bu tür ayrımcı yaklaşımların "eski Türkiye"nin hastalıkları olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Gerçi son dönemde bu hastalıkları yeniden hortlatma, adeta metastaz yaptırma çabaları yok değil. Ama bu ilkel ve insanlık dışı gayretlerin, milletimizden hak ettiği cevabı aldığına ve alacağına inanıyorum. İzmir'i hiç hak etmediği şekilde bu tarz eski Türkiye alışkanlıklarının sembolü olarak göstermeye çalışanlara, sizlerin de gereken dersi vereceğinize inanıyorum. Açık konuşmak gerekirse İzmir'in ülkemizin üretiminde ve ihracatında, istihdamında halen olması gereken yere gelememesinin sebebi bu şehrin ufkunu karartan CHP zihniyetidir. İzmir'in başına gelmiş en büyük felaket CHP'dir. Yıllarca bu şehri, 'yaşam biçiminiz tehlikede' yalanıyla esir alanlara buradan soruyorum; AK Parti'nin 17 yıllık iktidarında hangi İzmirli yaşam biçiminden dolayı baskıya, zulme, tehdide maruz kalmıştır? Türkiye'nin hiçbir yerinde olmadığı gibi İzmir'de de böyle bir durum asla söz konusu değildir. İnşallah İzmir yakında bu istismarcılardan kurtulacak, sahip olduğu potansiyeli hakkıyla değerlendirerek büyük ve güçlü Türkiye fotoğrafında hak ettiği yeri alacaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağnazlıktan, ideolojik saplantılardan, altı boş korkulardan kurtulan her İzmirli ile şehrin geleceği için birlikte çalışacaklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Ülkesine ve milletine ihanet etmemiş, terör örgütleri ile arasına mesafe koymuş herkese başka hiçbir şart koşmaksızın kapımız açıktır. Hedefimiz, ülkemizin 82 milyonunun her ferdine gönül köprüsü kurarak, Türkiye'yi önce 2023 hedeflerine ulaştırmak, ardından da yeni nesillere 2053 ve 2071 vizyonlarımızı emanet etmektir."

Son yıllarda ardı ardına yaşanılan saldırıların, Türkiye'nin bu konudaki kararlılığından kaynaklandığını bildiklerini dile getiren Erdoğan, "Türkiye'nin demokrasisini sarsamayanlar, güvenliğine ve huzuruna zarar veremeyenler, birliğimizi ve beraberliğimizi bozamayanlar, ekonomimizi yıkamayanlar sürekli yeni arayışlar içindeler. Milletimiz bir, iri, diri, kardeş ve hep birlikte Türkiye olarak önümüze kurulan tuzakların hepsini de parçalayarak yoluna devam ediyor." diye konuştu.

"Ekonomimiz bütün bunlarla birlikte dimdik ayakta duruyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 6 yılda Türkiye'nin yaşadığı sınamalara dayanabilecek pek az güç olduğuna işaret etti.

"Biz maruz kaldığımız saldırılara karşı her cephede yürüttüğümüz mücadeleyi kazanarak, dimdik ayakta olduğumuzu gösterdik." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak istemediler mi? İstediler. Peki, biz onlara fırsat verdik mi? Vermedik. Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Besler Deresi'nde neresinde bunların illerine girdik mi? Girdik ve ne dedik? Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Kaçtılar, kovaladık, kaçtılar kovaladık ve şimdi Suriye tarafına kaçmaya çalışıyorlar ama oraya kaçamayacaklar. Çünkü ona göre oralarda farklı stratejiler uyguluyoruz, farklı oralarda tedbirler aldık. Bütün bunlara rağmen artık bakın biz kendi silahımızla, kendi savunma sistemlerimizle bu mücadeleyi sürdürüyoruz ve ekonomimiz bütün bunlarla birlikte dimdik ayakta duruyor."

Erdoğan, Türkiye'ye diz çöktürmek isteyenlerin, her yolu denemelerine rağmen başarılı olamadıklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

"Sokaklarımızda kaos çıkarmayı denediler, izin vermedik. Terör örgütlerini kullanarak şehirlerimizi kana ve ateşe boğmaya kalktılar, balyoz olup tepelerine bindik. Devlet içinde örgütlenmiş yapılarını kullanarak envai çeşit darbe girişimlerinde bulundular, milletimizle birlikte hepsini de boşa çıkardık. Terör örgütleriyle ülkemizi güneyden kuşatmaya çalıştılar, bu projeyi de paramparça ettik. Ekonomimizi çökertmek için kur, faiz, enflasyon üçgeninde bir oyun kurdular, aldığımız tedbirlerle bunun da üstesinden geldik. Uluslararası alanda Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için binbir yalanı, iftirayı, çarpıtmayı devreye soktular, her platformda hakikatleri anlatarak, bunun da önünü kestik. Netice olarak, yedi düvele karşı verdiğimiz mücadele ile ülkemizi içine düşürülmek istendiği sinsi oyundan kurtarmayı başardık. Ama bir husus var ki onun çözümü konusunda halen mesafe kat edemediğimizi itiraf ediyorum. Evet, Türkiye'de her alanda tarihi önemde kazanımlar sağladık. Sadece muhalefet anlayışın geliştirme konusunda başarılı olamadık. Tam bu konuda ümitlenmeye, 'acaba' demeye başlıyoruz, işte o anda birileri çıkıyor, 'Biz değişmedik, değişmeyeceğiz' dercesine milletimize hakaret ediyor, ülkemize zarar verecek işlere girişiyor. Bu zihniyetin en başta gelen temsilcisi de CHP Genel Başkanı olan zattır."

"CHP'nin genel başkanı kim olacak, bununla mı uğraşacağım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanının her ne kadar ülkeye, millete ve partiye hayrı dokunmuyorsa da kendisinin yeni nesillere "kötü siyasetçi nasıl olur" dersi için mükemmel bir örnek teşkil ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu zatın hezeyanlarını anlatırken, söyleyebileceğimiz en kibar ifadeleri kullanmaya çalışıyorum. İşte son zamanda maalesef bir iftira... Neymiş? 'Bir CHP'li, benim makamıma gelmiş, 'CHP'ye genel başkan olabilirim...' Bunu benle müzakere etmeye gelmiş. Bir gazetede bir köşe yazarı bunu yazmış, oradan alıntı yapıyor. Bugün meydanda söyledim, şimdi de bu önemli toplantıda söylüyorum. Bakın çok açık, net. Şu anda kameralar karşımızda, diyorum ki; Eğer böyle bir şey olduysa ben Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum ama Bay Kemal Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına bela olmaktan ayrılacak mı, ayrılmayacak mı? O da kendini ortaya koysun. Benle CHP adına gelip de pazarlığa oturan kim? Çıksın açıklasın. Onu açıklayamam diyor. Peki o zaman nasıl böyle bir şey konuşabilirsin? Sıradan bir olay değil. Yani Tayyip Erdoğan'ın işi gücü yok da 'CHP'nin genel başkanı kim olacak', bununla mı uğraşacağım?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bay Kemal olmak kolay değil" dediğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerçekten de Bay Kemal olmak kolay değil. Bunun için önce bürokrat olarak SSK'yı batıracaksın, Türkiye'nin en büyük kurumunu eşini dostunu doldurarak, erken emekliliğin önüne geçmeyerek, sağlık kurumlarını en rezil şekilde yöneterek, bütçesini çarçur ederek, mahvedeceksin, ardından siyasete girecek, verdiğin her sözden dönecek, ettiğin her yemini yutacaksın. Kaset komplosuyla partin çalkalanırken önce aday olmayacağım diyecek, ertesi gün adayım diyerek ortaya çıkacaksın. Kumpasla düşürülen genel başkanının koltuğuna oturacak ve hemen diyet borcu ödemeye başlayacaksın. Ancak bu şekilde Bay Kemal olunabilir."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, genel başkanlığı boyunca partisine seçim kaybettirdiğine işaret eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Her seçimden önce 'Birinci parti olamazsak, gereğini yerine getiririm' diyeceksin, sandıkta hezimete uğradıktan sonra ise hiçbir şey olmamış gibi davranacaksın. Her fırsatta yabancılara ülkeni kötüleyeceksin, hatta bununla kalmayıp, yatırımcılara 'Can güvenliği, mal güvenliği yok, Türkiye gelmeyin.' diyor. Bu, sinsi mesaj yoluyla ülkeye ihanettir. Türkiye'nin başarılarının tamamının üzerini örtüp ülkeyi biten, batan, herkesin birbirini boğazladığı, herkesin malının çalındığı bir yer gibi anlatacaksın. Çünkü Bay Kemal olmak için bunları yapmak şart."

"İşte senin adın Bay Kemal"

Kılıçdaroğlu'nun terör örgütlerine karşı verilen mücadelede ülkenin değil, teröristlerin yanında yer aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Duydunuz mu, bir gün Bay Kemal'den 'PKK terör örgütüdür, YPG terör örgütüdür.' dediğini? Duyamazsınız. Çünkü onlarla Ankara'dan İstanbul'a elele, kol kola yürüyen o değil miydi? O. Şehirlerimizi işgale yeltenen teröristlere, 'Hendek kazan arkadaşlar' diyeceksin, sınırlarımız boyunca terör koridoru kurmak isteyen terör örgütünü, 'Kendi vatanın kurtarmak için çalışan oluşum' diyerek aklamaya çalışacaksın, belediyeleri terör örgütüne teslim edenlerin görevden alınmalarına karşı çıkacak ama burada işlenen suçlara ses çıkartmayacaksın. Çocukları dağa kaçırılan annelere gözünü ve gönlünü kapatacak, terör örgütünün organize ettiği her eyleme destek vereceksin, Diyarbakır'da ağlayan annelerin yanında yer almayacaksın. İşte senin adın Bay Kemal.

Savcımızı görevi başında şehit eden alçak teröristlere arka çıkacak, arkadaşlarını gönderip onların yoldaşlarını alınlarından öptüreceksin. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece milletimiz tankların, savaş uçaklarının, helikopterlerin, namluların karşısına cesaretle dikilirken sen benden iki saat önce havalimanına geleceksin ve havalimanından sıvışıp tankların arasından Bakırköy Belediyesine gidip orada Başkanın evinde televizyon seyredeceksin, kahveni de orada yudumlayacaksın. Çünkü Ancak bu şekilde Bay Kemal olunur."

"Yalanlarını tekrarlamaktan vazgeçmeyeceksin"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eline tutuşturulan yalan yanlış bilgileri güya çok önemli şeyler ifşa ediyor edasıyla okuyacaksın, gerçekler önüne konduktan sonra da yüzün kızarmadan aynı iftiralara devam edeceksin. Doğru olmadığını bildiğin hadiseleri defalarca tekrar edecek, tepki görünce bir süre bekleyip sonra yine aynı şeyleri söylemeyi sürdüreceksin. Millet yüzüne de tükürse, mahkemeler tazminat üstüne tazminata hükmetse, yalanlarını tekrarlamaktan vazgeçmeyeceksin." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu hakkında açtığı bir davadan daha 50 bin lira tazminat kazandığını bildiren Erdoğan, "Arka arkaya ilk derece mahkemelerinde neticeler geliyor ama ne utanır ne sıkılır. Çünkü kendi parasından vermiyor. Büyük ihtimalle CHP'nin kasasında veriyor. Tüm dünyanın başarısını teslim ettiği görüşmeleri, müzakereleri, mutabakatları, harekatları tam tersinden anlatmak için sürekli ıkınıp sıkınacaksın. Amerika seyahatimize bile gölge düşürmek için neler yaptı neler. Neler yaparsan yap, bütün dünya, dünya medyası bu seyahati nasıl değerlendiriyor, sen nasıl değerlendiriyorsun?" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Savunma sanayisini güçlendirmek için atılan her adımı kötüleyerek daha etkin ve verimli üretim için yapılan işletme devri çalışmalarını da karaladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte Arifiye'deki Palet Fabrikasıyla ilgili her türlü yalanı söylüyor. 'Sattılar' diyor. Be vicdansız, satılan bir şey yok. Yalan söyleme. BMC İzmir'de biliyorsunuz bir fabrikadır. BMC ile Katar ortaklaşa burada işletme hakkını alıyorlar ama işletme hakkını alırken de 50 milyon dolar Arifiye'ye harcama yapma kararını anlaşmaya koyuyorlar. Personel çıkarma diye de bir şey yok. Bu şekilde yapılan anlaşmayla adım atılıyor. Bu çıkıyor, yalanı nasıl söylüyor? Diyor ki 'Arifiye'yi sattılar.' Daha ne diyelim buna? Her türlü şey ortada.

Eğer burada yasal olmayan bir şey varsa, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti, müracatını yaparsın ama idare hukuku açısından ama Danıştay açısından gerekli karar verilir. Yapılan her şey hukukidir. Satılan bir şey yoktur ve burası tamamıyla Katar Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında kurulmuş olan şirketin, ki bu şirket de Türkiye'de BMC'dir, ortaklaşa Katar Devleti'yle BMC'nin burada bizim tanklarımızın bakımı, burada hatta yenilerinin üretilmesine de geçecekler. Bundan rahatsız oluyor."

CHP'li belediyelerden işçi çıkartımı

Kılıçdaroğlu'nun seçimlerden önce hiçbir belediyede kimsenin işten çıkarılmayacağı üzerine namus sözü verdiğini anımsatan Erdoğan, "Televizyonlarda falan dinlemedik mi? Peki seçimden sonra ne oldu? İşçi, emekçi kıyımı başladı. Genel merkez binanızın önüne kadar yürüyüp 'Ne oldu senin namus sözüne' diye soranları duymazdan geldin. Namus, sıradan bir iş değil. Sürekli onurdan haysiyetten, vatandan, dürüstlükten bahsedeceksin, bunların hiçbirine sahip olmayacaksın." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun parti içindeki rakiplerini yok etmek için her yolu denediğini, aday belirlemelerinde ortalığı kırıp geçirdiğini ifade eden Erdoğan, şunları ifade etti:

"Ama diğer yandan sürekli demokrasiden hukuktan, haktan, adaletten bahsedeceksin. Asla öyle bir durum olmadığı açıklandığı halde Külliye'ye gelip benimle görüşen bir CHP'li olduğunu iddia edeceksin. Kendi genel başkanlığını korumak için şahsımın birilerine CHP Genel Başkanlığı teklif ettiği yalanını ortaya atacaksın.

Görüldüğü gibi Bay Kemal olmak hakikaten kolay değil. Bilmem kaç yıl bürokrat, bilmem kaç yıl milletvekili, bilmem kaç yıl Anamuhalefet partisinin genel başkanı olarak bu devletten maaş alacaksın ama geride hiçbir eser bırakmayacaksın. Ülkenin gelişmesi, milletin refahının yükselmesi için yapılan her yatırımı, engellemenin atılan her adımın önünü kesmenin çabası içinde olacaksın, sonra da çıkıp 'sorunları biz çözeriz' diyeceksin.

Demokratlığı kimseye bırakmayacaksın ama her fırsatta faşizmin en ilkel uygulamalarını sergilemekten kaçınmayacaksın. Milletin değerlerine saygılı olma iddiasını elden bırakmayacaksın ama milletin değerlerine yönelik saldırılar karşısında ya suskun kalacak ya da yapılan terbiyesizlikleri savunacaksın. Çünkü başka türlü Bay Kemal olunamaz.

Aslında bu zatla ilgili harcadığımız şu nefesin bile beyhude olduğunun farkındayız. Suriye'de harekatımızın sürdüğü, Meclis'in 2020 bütçesi için gece gündüz çalıştığı, uluslararası alanda ülkemize yönelik haksız uygulamalarla mücadele ettiğimiz bir dönemde bu zata vakit ayırmak gerçekten israftır. Ancak bu zatın hezeyanlarını cevapsız bıraktığımızda iftira çıtasını yükseltiyor, yalan yelpazesini genişletiyor, terbiye sınırlarını iyice aşıyor. Bu sebeple ara sıra kendisinin hatırını sormak durumunda kalıyoruz. Hiç ümidimiz yok ama şayet bir gün gerçekten bu ülkenin hayrına işler yapmak isterse kendisine kapımızın açık olduğunu da söylemek isterim. Tüm meselelerinin üstesinden gelmeyi başaran Türkiye'nin muhalefet sorununu da bir gün çözüme kavuşturacağına inanıyorum."

 

Türkiye Haberci'yi Facebook'ta takip edin

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete

AK TÜRKİYE

video Erdoğan İzmir Kiraz'da Vatandaşlarımızla Buluştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kiraz Çayı ıslah projesinde 6,5 kilometre ıslah çalışması yaparak projenin ilk aşamasını tamamladıklarını, Kiraz Suludere Göleti'nin yeraltı suyu barajı olacak şekilde planlamasına devam ettiklerini ve 2020'de buna başlayacaklarını söyledi.
Dubai’nin gazı kaçmış

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği İzmir'de, Ege Üniversitesi içerisinde yapımı tamamlanan Bilal Saygılı Camisi ve Külliyesi'ne geçti.

Cuma namazını burada kılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra caminin açılışını gerçekleştirdi. Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Erdoğan, cami ve külliyenin İzmir, Türkiye ve özellikle Ege Üniversitesi için hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, caminin yapımına katkıda bulunanları ve emeği geçenleri tebrik etti.

Bilal Saygılı ve ailesine böyle bir ibadethaneyi kazandırdıkları için şükranlarını sunan Erdoğan, caminin 16'ncı yüzyıl geleneksel Osmanlı mimarisi ve sanat anlayışıyla inşa edildiğini, konumu ve kendine has estetiği ile İzmir'in sembollerinden biri olduğunu dile getirdi.

Camide 3 bin 500'ü kapalı, 4 bin 500'ü açık alanda olmak üzere toplam 8 bin kişinin aynı anda namaz kılabileceğini belirten Erdoğan, caminin İzmir'in Mimar Sinan tarzındaki eserlerinden bir tanesi olduğunu bildirdi.

Caminin altında bulunan konferans salonunun da çeşitli etkinliklerde kullanılacağını ifade eden Erdoğan, caminin 7 bin 500 metrekarelik arsa alanına, 28 metre kubbe yüksekliğine ve her biri 50 metre uzunluğunda iki şerefeli iki minareye sahip olduğunu söyledi.

Külliye bünyesinde çok amaçlı kültür merkezi, aşevi, çay ocağı, konferans salonu, çocuk bakım odası, sergi mekanları ve kongre salonunun de yer aldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tüm bu özellikleriyle Bilal Saygılı Cami ve Külliyesi'nin her bakımdan adına, şehrimize yaraşır bir eser olduğunu görüyoruz. Rabbim, Kuran-ı Kerim'de, 'Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder' buyuruyor. Hayat rehberimiz, Resulü Ekrem Aleyhisalatüvesselam Efendimiz, bir hadisi şeriflerinde, kim Allah'ın rızasını talep ederek bir mescit inşa ederse Allahu Teala'nın da ona cennette bir ev inşa edeceğini müjdeliyor. Bir Müslüman olarak bizlere çok net bir şekilde mescitlere sahip çıkmamız, onları imar ve ihya etmemiz gerektiği emrediliyor. Hiç şüphesiz bunun yolu da camilerimizi ibadet ve ilimle birlikte hayatımızın da merkezi haline getirmektir. Bizim inancımızda cami gelinen, kullanılan ve iş bitince terk edilen bir mekan hiçbir zaman olmamıştır."

"Dolmayan camiler mahzun kalmaya mahkumdur"

Camilerin ibadethane olduğu kadar muhabbetin, tanışmanın, kaynaşmanın ve dayanışmanın yeri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Cami, öğrenmenin ve öğretmenin, istişarenin, diyaloğun, danışmanın mekanıdır. Adına ümmet dediğimiz sınıf, sınır, mesafe, renk, dil ve ırk tanımayan evrensel kardeşliğimiz evvela camilerimizde vücut bulur. Müminler tüm renkleriyle bütün farklılıklarıyla ümmet olduklarının, kardeş olduklarının bilincine öncelikle camilerde ulaşırlar. Bunun için cemaati olmayan her cami ne kadar ihtişamlı, ne kadar görkemli olursa olsun yetim ve öksüz bir eserdir. Çocuk sesleri ile güzelleşmeyen, gençlerin heyecanıyla hanımların nezaketi ile dolmayan camiler mahzun kalmaya mahkumdur."

Üniversite öğrencileri başta olmak üzere, bölgede yaşayan tüm vatandaşların, Bilal Saygılı Camisi'ni öksüz ve yetim bırakmayacaklarını inandığını belirten Erdoğan, "Bu vesileyle İlayı Kelimetullah uğruna asırlardır canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimize Cenabı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Özellikle son dönemde malum Suriye'nin kuzeyinde, Barış Pınarı Harekatı'nda şehit olan kardeşlerime Allah'tan rahmet diliyorum. Gazilerimize şifalar niyaz ediyorum Rabbimden. Rabbim hayırlarınızı, emeklerinizi, gayretlerinizi dergahı izzetinde kabul ve karin eylesin diyor sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın duasının ardından caminin ve külliyenin hayırlı almasını dileyerek, beraberindekilerle açılışı gerçekleştirdi.

Açılışa, Tarım ve Orman Bakanı Ekrem Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım da katıldı.

"Bizim anlayışımızda seçmene küsme, darılma, vatandaşı suçlama gibi bir durum asla söz konusu olamaz"

AK Parti İzmir İl Başkanlığı balkonundan partililere seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, efelerin efesi, istiklalin mimarı İzmir'de bulunmaktan bahtiyarlık duyduğunu belirterek 31 Mart seçimlerinde AK Parti'ye ve Cumhur İttifakı'na oy veren, gönül veren İzmirlilere teşekkür etti.

Erdoğan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yaklaşık yüzde 39'luk oy almalarını sağlayan partililere de teşekkür ederek, "İzmir'e büyükşehir belediyesi vasıtasıyla getirmek istediğimiz hizmetler için bu oran yeterli olmadı. Bizim anlayışımızda seçmene küsme, darılma, vatandaşı suçlama gibi bir durum asla söz konusu olamaz." diye konuştu.

AK Parti olarak kendilerini sürekli yenilediklerini, yanlışlarını, eksiklerini telafi etmeye çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Herkes rehavete kapılsa bile bizim buna hakkımız yoktur. Bizim böyle bir lüksümüz yoktur. Herkes kızsa, darılsa, üzülse bile biz bu şekilde asla davranamayız. Biz 'aşk ile çalışan yorulmaz' diyerek bu yolda yürüyoruz. Siyaseti ikbal kapısı olarak değil, mensubu olmaktan gurur duyduğumuz milletimize hizmet vesilesi olarak görüyoruz. Ülkemize, milletimize ve tüm dünyadaki kardeşlerimize hizmet sorumluluğumuz var. Milyonlar Türkiye'den bunu bekliyor. Mazlumlar, mağdurlar sizden, bizden bunu bekliyor. Türkiye'yi 2023 hedefleriyle 2053, 2071 vizyonlarıyla buluşturmak için milletimize söz verdik."

"Bunlara göre kadın hizmetkar olmalı"

Erdoğan, AK Parti'yi günlük siyaset ve geçmişin kalıplarıyla yargılamaya çalışanların yanıldığını ifade ederek şunları kaydetti:

"Kavgayı, çıkar çatışmasını siyasetlerinin merkezine yerleştirenler bizim aramızdaki şu muhabbeti, şu sarsılmaz bağı bir türlü anlayamadılar.

Bizim gözümüzde tüm makamlar geçicidir, fanidir, milletin kendisine hizmet vermek için verdiği emanetten ibarettir. Bu CHP bunların farkında değil. Bunlar özellikle lafı geldiğinde hanım kardeşlerimize saygı gösterdiklerini söylerler. Yalan... İşte parlamentoda Grup Başkanvekili Özlem kardeşimize neler yaptıklarını izlediniz değil mi? İfadeye bak 'Ulan şu kadını susturun.' Şimdi ben buradan sesleniyorum, CHP'ye gönül veren hanım kardeşlerime sesleniyorum, 'şu kadını susturun' diye ifade kullanılır mı? Bunu kullanana ben ne dedim... Bunlar edepsiz, ahlaksız bir hanımefendiye bu ifadeyi kullanacak kadar edepsiz ahlaksız bunlar. Bu parlamentoda 50 civarında hanım milletvekili olan AK Parti'nin bu duruşunu hazmedemiyorlar. Bunlara göre kadın ne yapmalı? Kadın hizmetkar olmalı, bahçıvan olmalı, tarlada, bahçede domates toplasın, biber toplasın. Ama karşılarında hukukçu gördükleri zaman kuduruyorlar. Özlem Hanım bir hukukçu, bir hukukçuyu hazmedemiyorlar. Mühendis, doktor arkadaşlarımız var, hazmedemiyorlar. Onlar istese de istemese de inşallah AK Parti'nin hanımları kadınları bunları aşa aşa iktidara yürüyorlar."

Erdoğan, AK Parti İzmir İl Başkanlığı balkonundan partililere yaptığı konuşmada, 31 Mart yerel seçimiyle ilgili değerlendirmeleri samimiyetle yaptıklarını ve devam ettiklerini belirtti.

Güçlü ve zayıf yanları tartarak, tespit ettikleri eksiklikleri gidererek AK Parti'yi çok daha güçlü şekilde geleceğe taşımanın gayreti içinde olduklarını vurgulayan Erdoğan, 7. Olağan Kongre sürecinin AK Parti'yi yeniledikleri ve taze bir ruhla yepyeni bir heyecanla farklı bir dönem olacağını dile getirdi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Güçlü kadrolarla geleceğe yürüyelim. Bunun için en küçük bir rehavete, ihmale, hataya fırsat veremeyiz. Tıpkı kuyumcu titizliğiyle adeta kılı kırk yararak çalışmalarımızı yürütüyoruz. Her zaman söylediğim gibi teröre ve şiddete bulaşmadığı sürece ne kadar aykırı, eleştirel olursa olsun her fikrin, her türlü görüşün başımızın üstünde yeri vardır."

"Terör koridorunu yapamadılar"

Türkiye olarak terörün inine girdiklerini, teröristlerin kaçacak yer aradığını ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Suriye'de ne oldu, Barış Pınarı Harekatı ile bizim sınırlarımızı taciz eden o teröristlere, Barış Pınar Harekatı ile haddini bildirdik mi? Şimdi o terör koridorunu yapamadılar. Bay Kemal ne dedi, Bay Kemal dedi ki 'Bizim Suriye'de ne işimiz var'. Bay Kemal, bizim Suriye'de işimiz var da veya yok da senin oralarda ne işin var. Esed'e adamlarını niye gönderdin, niye gönderiyorsun. Bütün bunları söylerken ne yazık ki PYD, YPG bu örgütlerle Bay Kemal iş tutuyor. Parlamentodaki HDP, PKK'nın desteğiyle orada değil mi. Onlarla beraber Ankara'dan İstanbul'a neden yürüyorsun. Bir gün de çık de ki, 'Bu PKK terör örgütüdür.' Demedi, diyemez. Aynısını geçmişte Tunceli ile ilgili olarak da yapamadı, yapamaz. Çünkü ürkektir, korkaktır, pısırıktır ve yalancıdır."

Bir CHP'li ile görüşme iddiası

"Son günlerde bir şey tutturdu, güya ben Külliye'de bir CHP'li ile görüşmüşüm. Ben... Arkadaşlarım gerekli cevabı verdiler. 'Böyle bir görüşme olmadı' dediler." ifadesini kullanan Erdoğan, "Bunu haber yapan gazeteci kayıp. Kendisi de diyor ki 'herhalde yanıldık' filan. Bay Kemal senin hayatın yalan, hayatın yalan. Bak İzmir'den, milletvekili olduğun ilden sesleniyorum sana. Eğer yiğitsen ben cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum, sen genel başkanlığını ortaya koyabiliyor musun? İspat ettin, ettin. Etmediğin takdirde CHP'nin genel başkanlığı bu yalancıdan kurtulsun ve çek git ama yapamaz. Bugüne kadar ben bunu çok söyledim, denedim, yapamaz. Hepsi birbirini bulmuş. O gazetenin köşe yazarı da bu da aynı. Bu kadar iddialı söylüyorum. Bizim hayatımıza yalan girmedi ama bunların hayatı yalan." diye konuştu.

AK Parti İzmir İl Başkanlığını ziyaret eden ve balkondan partililere hitap eden Erdoğan, Türkiye'yi sadece eğitim, sağlık, ulaştırma ve turizmde değil hak ve özgürlükler konusunda da çok farklı bir noktaya taşıdıklarını, demokrasiyi vesayetin baskısından kurtararak, gerçek anlamda milli iradeyi hakim kıldıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile ülke tarihinin en büyük yönetim reformunu başarıyla gerçekleştirdiklerini aktaran Erdoğan, şöyle konuştu:

"Çok uzun yıllar haksızlığa, hukuksuzluğa maruz kalmış bir kadro olarak hiçbir zaman ayrımcılığa müsaade etmedik. Bizim indimizde bölgesel milliyetçilik yok, ırka dayalı milliyetçilik yok, bizim için Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Boşnak böyle bir ayrım yok. Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevdik. 40 yıllık siyasi hayatımızın hiçbir döneminde vatandaşlarımızın hayat tarzına, inancına, dünya görüşüne karışmadık. Kılık kıyafetinden dolayı kimseyi dışlamadık, ötekileştirmedik. Bilakis üniversite kapılarında başörtüsünden dolayı gözyaşı döken kızlarımıza uygulanan zulümlere biz son verdik. Meslek liselerinde okuyan evlatlarımıza yönelik katsayı adaletsizliğini biz kaldırdık."

"CHP'nin engelleme girişimlerine rağmen devlet kurumlarında kadınlarımızın başörtüsü ile çalışabilmesi serbestisini biz getirdik. Hal böyleyken son günlerde eski Türkiye özlemiyle yanan, tutuşan bazı çevrelerin çeşitli kışkırtmalarına şahit oluyoruz." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bakıyorsunuz başörtülü iki kız yolda yürürken bir tanesi çılgınlık yapıyor, başörtülü kızlarımıza saldırıyor. Tabii bir araştırıyoruz, maalesef aynı zihniyet altından çıkıyor. Milletin inancıyla, milletin değerleriyle insanımızın tarihiyle, kültürüyle kavgalı bir kesimin tekrar eski alışkanlıklarına döndüklerini görüyoruz. Kılık kıyafetinden dolayı kadınlarımıza yönelik sözlü veya fiili şiddete varan bu provokasyonlara asla göz yummayız, yummayacağız. Milletimizin arasına yeni nifak tohumları ekilmesine tahammülümüz yoktur. Bu tarz nefret suçlarıyla ilgili emniyet ve yargı kurumlarımız anında gereken adımları atmayı sürdürecektir, ne kadar kışkırtırlarsa kışkırtsınlar Türkiye'yi kendi iç kavgalarıyla kavrulan bir ülke haline getiremeyecekler."

"Ayrım yapacak olursak Allah'a bunun hesabını veremeyiz"

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak 81 vilayetin her birini bağırlarına bastıklarını, herkesi Yaradan'dan ötürü sevmeye devam edeceklerini, kimseyi dışlamadan, ötekileştirmeden, kırmadan, dökmeden kardeşliği yenileyerek adımları atmaya devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, "Başı açıkmış kapalıymış, bu bizim memleketliymiş... Asla böyle bir ayrım yok, olmayacak. Eğer böyle bir ayrım yapacak olursak Allah'a bunun hesabını veremeyiz." dedi.

"Biz CHP gibi istismar siyaseti değil, hizmet ve eser siyaseti yapıyoruz." diyen Erdoğan, 17 yıllık iktidarları döneminde İzmir'e yaptıkları yatırımların AK Parti'nin memlekete bakış açısının en somut örneği olduğunu kaydetti.

CHP'nin eser üretme diye bir gayretinin bulunmadığını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"İktidarlarımız döneminde İzmir'e ne kadar yatırım yaptık biliyor musunuz, 70 katrilyon. CHP'nin buralarda yatırım diye bir izi var mı, yok. Yapmaz, yapamaz çünkü onlarda çalışalım, eser üretelim diye bir dert yok. Eğitimde 9 bin 935 adet yeni derslik açtık, üç yeni devlet üniversitesi kazandırdık, 6 bin 665 kapasiteli yüksek öğrenim yurtlarını açtık. Önümüzdeki bir kaç yılda İzmir, Urla, Tire ve Bergama'da 14 bin 500 kişi kapasiteli 8 adet yüksek öğrenim yurdu daha açıyoruz."

İzmir'in dört bir yanına çeşitli branşlarda spor tesisleri açtıklarını, 15 bin seyirci kapasiteli Göztepe ve Alsancak statlarında sona yaklaşıldığını, Ege Üniversitesi kampüsü ve Çiğli'deki millet bahçelerinin proje çalışmalarının devam ettiğini anlatan Erdoğan, İzmirli ihtiyaç sahiplerine 5,5 katrilyon lira sosyal yardım yaptıklarını, kente 35'i hastaneden oluşan toplam 109 sağlık tesisini kazandırdıklarını belirtti.

"CHP ve ortakları bir türlü içlerine sindiremiyor"

Erdoğan, yatak kapasitesi iki bin 60 olan Bayraklı Şehir Hastanesi ile Menderes, Selçuk, Kemalpaşa, Bergama ve Beydağ devlet hastanelerinin inşaatının ve bin 200 yataklı Tınaztepe Şehir Hastanesinin proje çalışmalarının devam ettiğini söyledi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun şehir hastanelerinden rahatsız olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Vatandaşlarımızın birinci sınıf sağlık hizmeti almasını CHP ve ortakları bir türlü içlerine sindiremiyor. İstiyorlar ki millet kendi dönemlerindeki kuyruklara mahkum olsun, hastaneler şifa yerine hastalık dağıtmaya devam etsin. İstiyorlar ki en basit tetkikler için bile insanlar günlerce beklesin. İlaçlarını alamasın. Bunlar kendileri ve elitler için hak gördükleri sağlık hizmetini sizler ve bizler için lüks görüyorlardı. Bundan dolayı İzmirli kardeşlerimin şehir hastanelerinin konforuyla, rahatlığıyla tanışmasını arzu etmiyorlar. Ama biz onlara rağmen bu hastaneleri hizmete alacağız. CHP ve tayfası istemese de İzmir'i ve sizleri Batılı ülkelerden bile ilerde standartlarla sağlık hizmetleriyle buluşturacağız. Hastaneye adım attığınız zaman Allah bu devletten razı olsun diyeceksiniz."

Kiraz, Dikili, Menemen, Karşıyaka, Seferihisar'a toplamda 700 yataklı devlet hastaneleri kazandıracaklarını aktaran Erdoğan, son 17 yılda İzmir'de yaptıkları kentsel dönüşümle 18 bin 903 adet konut projesini hayata geçirdiklerini açıkladı.

Ulaşımda son 17 yılda İzmir'e toplam 25 milyar liralık yatırım yaptıklarını, bölünmüş yol uzunluğunu 513 kilometre ilaveyle 916 kilometreye çıkardıklarını belirten Erdoğan, İstanbul-İzmir Otoyolu ile 8-9 saati bulan çileli yolculuğun tarihe karıştığını, artık güvenli bir yolda 3,5 saatte İstanbul'a ulaşılabildiğini kaydetti.

İzmir'e yeni metro hattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir'de toplam maliyeti 2 milyar lirayı aşan 20 ulaştırma projesinin yapımlarının devam ettiğini, mevcut demir yollarını yenileyerek, modernize ettiklerini vurguladı.

İzmir-Ankara arasını 3,5 saate düşürecek İzmir-Ankara yüksek hızlı tren hattının yapımının da sürdüğü anlatan Erdoğan, "Halkapınar-Otogar arasında 2,3 katrilyon maliyetle bir metro hattı yapmak için çalışmalara başladık. İnşallah yakında bu projenin ihalesine de çıkacağız. İzmir Körfez geçişinin etüt projesini tamamladık. İmar planı çalışmaları da devam ediyor. Selçuk-Ortaklar arasında yeni bir demiryolu hattı ve 2. hat yapımını yatırım programına aldık. Ödemiş-Kiraz ve Bergama-Soma arasında hızlı tren hattı yapmak için hazırlıklara başladık. İzmir'e yetmeyen Adnan Menderes Havalimanı'nı baştan aşağı yeniledik. İzmir'e 28 baraj ve 8 gölet inşa ettik. 14 baraj daha inşa ediyoruz. İzmir susuz muydu? Gördes'i kim yaptı? İzmir'i suya biz kavuşturduk. Aslında büyükşehirin görevi bu. Ama yapmadılar. Son 17 yılda inşa ettiğimiz sulama tesisleriyle 547 bin dekar araziyi sulamaya açtık. İzmirli çiftçilerimize toplam 4,2 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik." diye konuştu.

Konuşmasında İzmir'deki yatırımcılara verilen desteklere de değinen Erdoğan, bu yatırımlarla 128 bin kişiye ilave istihdam sağlandığını, kurulan 2 endüstri bölgesinin de tam kapasiteyle üretime geçtiğinde cari açığı yılda 2 milyar dolara yakın azaltacağına işaret etti.

Erdoğan, konuşmasının sonunda partililerden davaya sahip çıkmalarını istediğini belirterek, "Sizlerden kışkırtmalara asla gelmemenizi, uyanık olmanızı 82 milyonun kardeşliğine halel getirmemenizi istirham ediyorum." dedi.

İbrahim Tatlıses: "Ölene kadar yanındayım"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Hamza Dağ ve Vedat Demiröz'ün de hazır bulunduğu buluşmada, eski TBMM Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir ile AK Parti İzmir İl Başkanı Kerem Ali Sürekli de birer konuşma yaptı.

Program sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bakanlarla birlikte halkı selamlayan sanatçı İbrahim Tatlıses, AK Parti'nin hem Türkiye'ye hem de İzmir'e büyük hizmetler verdiğini belirterek, Erdoğan'a "Ölene kadar yanındayım." dedi.

"Bayındır bölgesi Türkiye'nin özellikle süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda kalbi ve ihracat üssü olacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çeşitli temaslarda bulunmak için geldiği İzmir'in Bayındır ilçesinde vatandaşlara hitap ederek, bölgeye tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi kurulacağının müjdesini verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin organize sanayi bölgesi işinin bir numaralı sorumlusu olacağını belirten Erdoğan, "İnşallah Bayındır'ımız milletvekillerimiz ve belediye başkanımızla çok daha bayındır hale gelecek. Milletvekili arkadaşlarım ve belediye başkanımız hep birlikte bu yakın takibi sürdüreceğiz ve süratle de inşallah tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesini kuracağız. Yaklaşık 1 milyon 334 bin metrekare alanda kurulacak olan süs bitkileri organize sanayi bölgesinde 25 dekarlık 40 adet süs bitkileri işletmesi faaliyet gösterecektir." ifadesini kullandı.

Bayındır bölgesinin Türkiye'nin özellikle süs bitkileri yetiştiriciliği konusunda kalbi ve ihracat üssü olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii bununla beraber buraya girecek sermayeyi, parayı düşünün. Ciddi bir hareketliliği nereye getirecek, Bayındır'a getirecek. Bu bölgede süs bitkileri sektörüne ara eleman yetiştirmek amacıyla inşallah süs bitkileri eğitim merkezini kuracağız. Paketleme, ambalajlama ve depolama, araştırma geliştirme merkezi ve süs bitkileri konusunda fuar ve festivallerin yapılacağı bir merkezimizi de burada kuracağız. Bu yatırım sayesinde 1.500 vatandaşımız iş ve aş sahibi olacak. Projemizi hayata geçirmek için düğmeye bastığımızın müjdesini büyük bir mutlulukla sizlere bu akşam burada veriyorum."

"Hollanda, Singapur yapıyor da biz neden yapamayalım?"

Konuşması sırasında, "Dik dur eğilme, Bayındır seninle" sloganı atan vatandaşlara Erdoğan, "Değerli kardeşlerim, biz bugüne kadar eğilmedik, eğilmeyeceğiz. Şunu unutmayın, biz sadece ve sadece Allah'ın huzurunda, rükuda ve secdede eğiliriz. Hiçbir gücün önünde eğilmedik ve bundan sonra da eğilmeyeceğiz." karşılığını verdi.

Bayındır'ın organize sanayi bölgesi ve 1.500 insanın da istihdam edilmesiyle çok farklı bir duruma geleceğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Artık gururla şunu söyleyeceğiz, 'Elhamdülillah bizim de süs bitkileri alanında bir organize sanayi bölgemiz var.' Bu çok önemli bir olay. Bugün bir Hollanda bu tür bitkilerle yeri yerinden oynatıyor, bir Singapur yeri yerinden oynatıyor. Onlar yapıyor da biz neden yapamayalım? Şimdi bu adımı da neresi atıyor? İzmir, nerede? Bayındır'da ama benim sizden bir isteğim var. Ne olur bir olun, diri olun, kardeş olun, hep birlikte Türkiye olun." diye konuştu.

Hep "Bizi asla bölemeyecekler" dediğini anımsatan Erdoğan, ifadelerini şöyle sürdürdü:

"Terör örgütlerine gereken dersi Gabar'da, Cudi'de, Tendürek'te verdik mi? Şimdi Kuzey Suriye'de veriyor muyuz? Barış Pınarı Harekat ile orada, YPG/PYD/PKK'ya gereken dersi verdik mi, veriyor muyuz? Şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize şifalar diliyorum. Suriye Milli Ordusu ile beraber burada Mehmetçiklerimizin verdiği bu mücadele, evelallah tarihe bir kayıttır. Mehmetçiğimiz evelallah şu anda destan yazıyor."

Konuşması sırasında bir kadın vatandaşın, "Biz de gidelim" diye bağırması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu ne demek biliyor musunuz? Şerife bacılar bitmedi demek, Nene Hatunlar bitmedi demek. Biz de size güveniyoruz ama siz de evelallah bizlere güvenin. Biz size bu işi düşürmeden bitiriyoruz." dedi.

"Ergenli Barajı ile ilgili adımı da atmak istiyoruz"

Burada yaşanan önemli bir sorun daha olduğunu ancak bunun müjdesini daha sonra vereceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ekonomik alanda attığımız adımları biraz daha geliştirdiğimizde de inşallah Ergenli Barajı ile ilgili adımı da atmak istiyoruz. Şu anda ciddi bir toparlanmadayız ve bu toparlanma ile birlikte de 2020-2021'de bunun planlaması ve adımını atabiliriz. Hatta belki, yap-işlet-devret ile bir imkan yakaladığımızda fazla da beklemeyiz, hemen adımını atarız." ifadesini kullandı.

Vatandaşlara olan sevgi ve güvenini dile getiren Erdoğan, "Siz de bize güvenin. Çünkü ne aldatan olacağız ne aldanan olacağız ama biz milletimizle ayaktayız ve milletimizle bu yolda yürümeye de devam edeceğiz." dedi.

Diğer programlara katılacağına işaret eden Erdoğan, konuşmasının sonunda memleketinin Rize olduğunu hatırlatarak, oradan getirdiği çayları vatandaşlara dağıttı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Bayındır Belediyesini ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir programı kapsamında Bayındır Belediyesine ziyarette bulundu.

Belediyeye gelişinde Belediye Başkanı Uğur Demirezen tarafından karşılanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Basına kapalı gerçekleştirilen ziyarette Erdoğan'a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Eski TBMM Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım eşlik etti.

Ziyaret çıkışında kendisini bekleyen vatandaşları selamlayan Erdoğan, helikopterle Kiraz ilçesine hareket etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kiraz Belediyesini ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kiraz Belediyesine ziyarette bulundu.

Belediyeye gelişinde, Belediye Başkanı Saliha Özçınar tarafından karşılanan Erdoğan, kentte yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Basına kapalı gerçekleştirilen ziyarette Erdoğan'a Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hamza Dağ ve Vedat Demiröz, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, milletvekilleri ile İletişim Başkanı Fahrettin Altun da eşlik etti.

"İzmir'i seviyoruz, İzmirlileri seviyoruz, bunun için de istismar veya korku siyaseti değil, hizmet siyaseti yapıyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in Kiraz ilçesinde belediye binası önünde vatandaşlara hitap etti.

Konuşmasına tüm vatandaşları selamlayarak başlayan Erdoğan, "İnşallah Kiraz yeni bir döneme farklı bir şekilde başlıyor. Saliha kardeşimle birlikte inşallah Kiraz aydınlık ufuklara doğru yürüyor. İnanıyorum ki Kiraz'da gelecek çok daha başka olacak." diye konuştu.

Bunun için milletvekilleri, bakanlar hep birlikte çalıştıklarını söyleyen Erdoğan, Kiraz'ı çok daha farklı bir yere taşıyacaklarını belirtti.

Kiraz'a tarım ve hayvancılıkta son 17 yılda 220 milyon Türk lirası hibe yaptıklarını anlatan Erdoğan, "Bununla işi bitirmiş değiliz. Tarımsal hasılada 2,5 kat artışla 824 milyon Türk lirası buraya aktarmış bulunuyoruz. Genç çiftçi noktasında 79 projeyle 2 milyon 370 bin Türk lirası yine Kiraz ilçemize aktardık. Kırsal kalkınma noktasında hibede 4 milyon Türk lirası aktarmış bulunuyoruz." dedi.

Büyükbaş hayvancılıkta yaklaşık 4 kat artışla 100 bin baş hayvana ulaştıklarını, küçükbaş hayvancılıkta ise 2,1 kat artışla 33 bin küçükbaşa ulaştıklarını dile getiren Erdoğan, süt üretiminde de 4,2 kat artışla 336 bin tona ulaştıklarını bildirdi.

Orman ve suda 66 milyon Türk lirası yatırım yaptıklarını ve 2 adet baraj, sulamada 4 bin 990 dekar araziyi şu anda sular hale geldiklerini anlatan Erdoğan, 9 dere ıslahı yaptıklarını, fidan dikiminde 513 bin 500 dikim gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

ORKÖY'den 67 aileye 6,6 milyon Türk lirası kredi ve hibe sağladıklarını, gelir getirici orman projesinde de 19 mahalle, 55 bin fidan noktasında destekleri olduğunu anlatan Erdoğan, "Sizlere bu akşam buradan bir müjdem olacak; o da Kiraz ilçemizde jeotermal kaynakların değerlendirilmesi amacıyla bir çalışma yapılması talimatını verdim. Yeterli alan, sıcaklık ve debide jeotermal enerji kaynağı bulduğumuz takdirde tarıma dayalı jeotermal enerji ile ısıtmalı ihtisas organize sanayi bölgesini de kuracağız. Bu alanda her biri minimum 25 dekar olan ileri teknolojik topraksız seralar ve jeotermal enerji ile ısıtmalı sebze kurutma tesislerini de kuracağız." diye konuştu.

"1200 vatandaşımıza istihdam sağlayacağız"

Jeotermal kaynak kullanılarak ısıtılacak bu seralarda ısıtma maliyetinin yıllık 16 bin Türk lirasından 4 bin Türk lirasına düşeceğini, bin dekara sera kurulması halinde yılda 40 milyon kilogram domates elde edileceğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Hani Bay Kemal diyor ya 'Domates yok' gel, bundan sonra Kiraz'dan domatesini al. İnşallah aynı zamanda bin 200 vatandaşımıza istihdam sağlayacağız. İnşallah sadece Kiraz ile sınırlı kalmayacak, diğer ilçelerimizde de çalışmalarımız neticelenince müjdesini sizlere ayrıca bakan ve milletvekillerim vasıtasıyla vereceğiz. Projemiz ülkemize ve milletimize hayırlı olsun."

Kiraz Belediyesi tarafından işletilen Haliller ve Çatak Göleti sulama şebekesinin ön ödemeli kartlı sayaç takılmasına 2020 yılında başlayacaklarını dile getiren Erdoğan, Kiraz ilçesinde toplam 10 köye içme suyu amacıyla kuyu açacaklarını ifade etti.

Mersindere, Karaburç, Çayağzı, Umurlu ve İğdeli de içme suyu kuyularını açtıklarını, Altınoluk'ta çalışmalarının sürdüğünü belirten Erdoğan, Hisarköy, Sarıkaya, Tekbıçaklar ve Umurcalı'da da birer adet içme suyu kuyusu açacaklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kiraz Çayı ıslah projesinde 6,5 kilometre ıslah çalışması yaparak projenin ilk aşamasını tamamladıklarını, Kiraz Suludere Göleti'nin yeraltı suyu barajı olacak şekilde planlamasına devam ettiklerini ve 2020'de buna başlayacaklarını söyledi.

Doğancılar Köyü ve 280 dekar arazinin taşkın kontrolü için proje çalışmalarına devam ettiklerini belirten Erdoğan, çalışmaların tamamlanmasını müteakip inşaatı yatırım programına alacaklarını bildirdi.

Kiraz'a bir hayvan barınağı kazandıracaklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Belediye başkanımız tarafından talep edilen hayvan barınağı için gerekli görüşmeler yapıldı. Belediye başkanlığımız tarafından arazi temin edilmesini müteakip Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğümüz tarafından gerekli çalışmalara başlayacağız. Bir diğer adım da Kiraz, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü olarak bir müjde veriyorum, Hisar Mahallesi ve Umurcalı Mahallesi'nde 400 dekar alanda mera ıslah çalışması başlatacağız."

"Hizmet siyaseti yapıyoruz"

Kiraz'ın farklı bir döneme girdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tabii eğitimden sağlığa, ulaşımdan spora kadar her alanda yaptığımız yatırımlarla nasıl ki İzmir'i geliştirip büyüttüysek inşallah Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğundaki pek çok projeyi bakanlıklarımızın üstlenmesini temin ederek, İzmir halkının hizmetlerden mahrum kalmamasını sağladık. Çünkü biz İzmir'i seviyoruz, İzmirlileri seviyoruz. Bunun için de istismar veya korku siyaseti değil hizmet siyaseti yapıyoruz.

Ama gel gör ki İzmir Büyükşehir, Kiraz'ı sevmiyor, Kiraz'a destek vermiyor ve Kiraz kendi hamuruyla yoğuruluyor ama biz Kiraz'ı yalnız bırakmadık, bırakmayacağız. Bütün bu adımları atarken bundan sonraki süreçte de az önce müjdeleri size verdim ama unutmayın hiçbir zaman biz Kiraz'dan ayrı kalmayacağız, Kiraz'ı da yalnız bırakmayacağız."

"Onlar kaçıyor biz kovalıyoruz"

Barış Pınarı Harekatı ile Türkiye'nin güneyinde teröre pirim vermediklerini vurgulayan Erdoğan, "Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Bestler Deresi'nde teröristleri ne hale getirdiğimizi görüyorsunuz, değil mi? Ne dedik? 'Onlar kaçacak biz kovalayacağız.' Onlar kaçıyor biz kovalıyoruz. İnlerine girdik, inlerine. Bunlar Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak istediler, kurabildiler mi? Şu anda bir yerlerden bunlara gelen silahlar vardı, 32-33 bin tır ve bunları depoladıkları yerleri bulduk ve onları da oradan şimdi topluyoruz." diye konuştu.

Türk milletinin ve Mehmetçiğin ne olduğunu daha iyi tanıyacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Attığımız bütün bu adımlarla birlikte Mehmetçiğimiz şehitler verdi, Suriye Milli Ordusu, Mehmetçiğimize göre 20 kat daha fazla şehit verdi ama hep bir oldular, beraber oldular. Şehadete birlikte yürüdüler, 'Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda, canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda' diyerek hedefe yürüdüler.

Benim Kiraz'dan bir ricam var, kardeşlerim ne diyorum biliyor musunuz? Aman ha, bizi bölmek isteyenlere karşı bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Öyleyse bizim rabiamızda ne var? Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Birbirimizi menfaat için sevmeyeceğiz, birbirimizi Allah için seveceğiz. Türk'ü, Kürt'ü, Laz'ı, Çerkez'i, Gürcü'sü, Abaza'sı böyle bir ayrım yok. Biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü sevdik. Bizi bölemeyecekler, bizi ayıramayacaklar. Biz ezanımızla millet olarak toprağımızla inşallah bu birliğimizi ilanihaye devam ettireceğiz."

“Yedi düvele karşı verdiğim mücadele ile ülkemizi içine düşürülmek istenen sinsi oyundan kurtarmayı başardık”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İzmir'in Kiraz ilçesinde Kiraz Belediyesi tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi Veterinerlik Fakültesinde düzenlenen yemeğe iştirak ederek katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sekiz aylık bir aranın ardından İzmir'e geldiğini belirterek duyduğu özlemi dile getirdi.

Şehre ayak bastıkları andan itibaren kendilerini bağrına basan İzmirlilere şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışlarını yaptıkları Bilal Saygılı Camisi ve Külliyesi'nin kente hayırlı olmasını diledi. Erdoğan, İzmir'e böyle anlamlı bir eserin kazandırılmasında emeği geçenlere de teşekkürlerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin gelmiş geçmiş tüm hükümetleri içinde İzmir'in en büyük yatırımları kendi dönemlerinde gördüğüne işaret ederek, "Son 17 yılda İzmir'e 70 katrilyon lirayı aşan yatırım yaptık." ifadelerini kullandı.

Bu yatırımları İzmir İl Başkanlığı önünde ana başlıklarıyla hatırlattığını dile getiren Erdoğan, "Burada altını çizerek belirtmek istediğim husus, özellikle iktidarlarımız döneminde merkezi yönetim yatırımları bakımından İzmir'in asla ihmal edilmediği, tam tersine sürekli kollandığı gerçeğidir. İzmir halkının günlük hayatında yaşadığı sıkıntıların önemli bir bölümü Büyükşehir Belediyesinin sorumluluk alanında olup, yapılmayan yatırımlardan kaynaklanıyor." diye konuştu.

Son dönemde özellikle Binali Yıldırım'ın kendisini adeta İzmir'e adamasıyla belediyenin görevi olan yatırımların çoğunun da bakanlıklar tarafından güçlendirildiğini belirten Erdoğan, bu yatırımları yaparken asla siyasi taassup içinde olmadıklarını, seçim sonuçlarına göre hareket etmediklerini vurguladı.

"Çünkü biz İzmirlileri bize oy verip vermediklerini bakarak değil, ülkemizin vatandaşı oldukları için seviyor, her birini kardeşimiz olarak görüyoruz." diyen Erdoğan, milleti kökenine, inancına, meşrebine, kılığına, kıyafetine, eğitim ve gelir durumuna, siyasi tercihlerine göre sınıflandırmadıklarını kaydetti.

"İzmir'in başına gelmiş en büyük felaket CHP'dir"

Bu tür ayrımcı yaklaşımların "eski Türkiye"nin hastalıkları olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Gerçi son dönemde bu hastalıkları yeniden hortlatma, adeta metastaz yaptırma çabaları yok değil. Ama bu ilkel ve insanlık dışı gayretlerin, milletimizden hak ettiği cevabı aldığına ve alacağına inanıyorum. İzmir'i hiç hak etmediği şekilde bu tarz eski Türkiye alışkanlıklarının sembolü olarak göstermeye çalışanlara, sizlerin de gereken dersi vereceğinize inanıyorum. Açık konuşmak gerekirse İzmir'in ülkemizin üretiminde ve ihracatında, istihdamında halen olması gereken yere gelememesinin sebebi bu şehrin ufkunu karartan CHP zihniyetidir. İzmir'in başına gelmiş en büyük felaket CHP'dir. Yıllarca bu şehri, 'yaşam biçiminiz tehlikede' yalanıyla esir alanlara buradan soruyorum; AK Parti'nin 17 yıllık iktidarında hangi İzmirli yaşam biçiminden dolayı baskıya, zulme, tehdide maruz kalmıştır? Türkiye'nin hiçbir yerinde olmadığı gibi İzmir'de de böyle bir durum asla söz konusu değildir. İnşallah İzmir yakında bu istismarcılardan kurtulacak, sahip olduğu potansiyeli hakkıyla değerlendirerek büyük ve güçlü Türkiye fotoğrafında hak ettiği yeri alacaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bağnazlıktan, ideolojik saplantılardan, altı boş korkulardan kurtulan her İzmirli ile şehrin geleceği için birlikte çalışacaklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Ülkesine ve milletine ihanet etmemiş, terör örgütleri ile arasına mesafe koymuş herkese başka hiçbir şart koşmaksızın kapımız açıktır. Hedefimiz, ülkemizin 82 milyonunun her ferdine gönül köprüsü kurarak, Türkiye'yi önce 2023 hedeflerine ulaştırmak, ardından da yeni nesillere 2053 ve 2071 vizyonlarımızı emanet etmektir."

Son yıllarda ardı ardına yaşanılan saldırıların, Türkiye'nin bu konudaki kararlılığından kaynaklandığını bildiklerini dile getiren Erdoğan, "Türkiye'nin demokrasisini sarsamayanlar, güvenliğine ve huzuruna zarar veremeyenler, birliğimizi ve beraberliğimizi bozamayanlar, ekonomimizi yıkamayanlar sürekli yeni arayışlar içindeler. Milletimiz bir, iri, diri, kardeş ve hep birlikte Türkiye olarak önümüze kurulan tuzakların hepsini de parçalayarak yoluna devam ediyor." diye konuştu.

"Ekonomimiz bütün bunlarla birlikte dimdik ayakta duruyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 6 yılda Türkiye'nin yaşadığı sınamalara dayanabilecek pek az güç olduğuna işaret etti.

"Biz maruz kaldığımız saldırılara karşı her cephede yürüttüğümüz mücadeleyi kazanarak, dimdik ayakta olduğumuzu gösterdik." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye'nin kuzeyinde terör devleti kurmak istemediler mi? İstediler. Peki, biz onlara fırsat verdik mi? Vermedik. Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Besler Deresi'nde neresinde bunların illerine girdik mi? Girdik ve ne dedik? Onlar kaçacak, biz kovalayacağız. Kaçtılar, kovaladık, kaçtılar kovaladık ve şimdi Suriye tarafına kaçmaya çalışıyorlar ama oraya kaçamayacaklar. Çünkü ona göre oralarda farklı stratejiler uyguluyoruz, farklı oralarda tedbirler aldık. Bütün bunlara rağmen artık bakın biz kendi silahımızla, kendi savunma sistemlerimizle bu mücadeleyi sürdürüyoruz ve ekonomimiz bütün bunlarla birlikte dimdik ayakta duruyor."

Erdoğan, Türkiye'ye diz çöktürmek isteyenlerin, her yolu denemelerine rağmen başarılı olamadıklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

"Sokaklarımızda kaos çıkarmayı denediler, izin vermedik. Terör örgütlerini kullanarak şehirlerimizi kana ve ateşe boğmaya kalktılar, balyoz olup tepelerine bindik. Devlet içinde örgütlenmiş yapılarını kullanarak envai çeşit darbe girişimlerinde bulundular, milletimizle birlikte hepsini de boşa çıkardık. Terör örgütleriyle ülkemizi güneyden kuşatmaya çalıştılar, bu projeyi de paramparça ettik. Ekonomimizi çökertmek için kur, faiz, enflasyon üçgeninde bir oyun kurdular, aldığımız tedbirlerle bunun da üstesinden geldik. Uluslararası alanda Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için binbir yalanı, iftirayı, çarpıtmayı devreye soktular, her platformda hakikatleri anlatarak, bunun da önünü kestik. Netice olarak, yedi düvele karşı verdiğimiz mücadele ile ülkemizi içine düşürülmek istendiği sinsi oyundan kurtarmayı başardık. Ama bir husus var ki onun çözümü konusunda halen mesafe kat edemediğimizi itiraf ediyorum. Evet, Türkiye'de her alanda tarihi önemde kazanımlar sağladık. Sadece muhalefet anlayışın geliştirme konusunda başarılı olamadık. Tam bu konuda ümitlenmeye, 'acaba' demeye başlıyoruz, işte o anda birileri çıkıyor, 'Biz değişmedik, değişmeyeceğiz' dercesine milletimize hakaret ediyor, ülkemize zarar verecek işlere girişiyor. Bu zihniyetin en başta gelen temsilcisi de CHP Genel Başkanı olan zattır."

"CHP'nin genel başkanı kim olacak, bununla mı uğraşacağım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanının her ne kadar ülkeye, millete ve partiye hayrı dokunmuyorsa da kendisinin yeni nesillere "kötü siyasetçi nasıl olur" dersi için mükemmel bir örnek teşkil ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu zatın hezeyanlarını anlatırken, söyleyebileceğimiz en kibar ifadeleri kullanmaya çalışıyorum. İşte son zamanda maalesef bir iftira... Neymiş? 'Bir CHP'li, benim makamıma gelmiş, 'CHP'ye genel başkan olabilirim...' Bunu benle müzakere etmeye gelmiş. Bir gazetede bir köşe yazarı bunu yazmış, oradan alıntı yapıyor. Bugün meydanda söyledim, şimdi de bu önemli toplantıda söylüyorum. Bakın çok açık, net. Şu anda kameralar karşımızda, diyorum ki; Eğer böyle bir şey olduysa ben Cumhurbaşkanlığımı ortaya koyuyorum ama Bay Kemal Cumhuriyet Halk Partisi'nin başına bela olmaktan ayrılacak mı, ayrılmayacak mı? O da kendini ortaya koysun. Benle CHP adına gelip de pazarlığa oturan kim? Çıksın açıklasın. Onu açıklayamam diyor. Peki o zaman nasıl böyle bir şey konuşabilirsin? Sıradan bir olay değil. Yani Tayyip Erdoğan'ın işi gücü yok da 'CHP'nin genel başkanı kim olacak', bununla mı uğraşacağım?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bay Kemal olmak kolay değil" dediğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gerçekten de Bay Kemal olmak kolay değil. Bunun için önce bürokrat olarak SSK'yı batıracaksın, Türkiye'nin en büyük kurumunu eşini dostunu doldurarak, erken emekliliğin önüne geçmeyerek, sağlık kurumlarını en rezil şekilde yöneterek, bütçesini çarçur ederek, mahvedeceksin, ardından siyasete girecek, verdiğin her sözden dönecek, ettiğin her yemini yutacaksın. Kaset komplosuyla partin çalkalanırken önce aday olmayacağım diyecek, ertesi gün adayım diyerek ortaya çıkacaksın. Kumpasla düşürülen genel başkanının koltuğuna oturacak ve hemen diyet borcu ödemeye başlayacaksın. Ancak bu şekilde Bay Kemal olunabilir."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, genel başkanlığı boyunca partisine seçim kaybettirdiğine işaret eden Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Her seçimden önce 'Birinci parti olamazsak, gereğini yerine getiririm' diyeceksin, sandıkta hezimete uğradıktan sonra ise hiçbir şey olmamış gibi davranacaksın. Her fırsatta yabancılara ülkeni kötüleyeceksin, hatta bununla kalmayıp, yatırımcılara 'Can güvenliği, mal güvenliği yok, Türkiye gelmeyin.' diyor. Bu, sinsi mesaj yoluyla ülkeye ihanettir. Türkiye'nin başarılarının tamamının üzerini örtüp ülkeyi biten, batan, herkesin birbirini boğazladığı, herkesin malının çalındığı bir yer gibi anlatacaksın. Çünkü Bay Kemal olmak için bunları yapmak şart."

"İşte senin adın Bay Kemal"

Kılıçdaroğlu'nun terör örgütlerine karşı verilen mücadelede ülkenin değil, teröristlerin yanında yer aldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Duydunuz mu, bir gün Bay Kemal'den 'PKK terör örgütüdür, YPG terör örgütüdür.' dediğini? Duyamazsınız. Çünkü onlarla Ankara'dan İstanbul'a elele, kol kola yürüyen o değil miydi? O. Şehirlerimizi işgale yeltenen teröristlere, 'Hendek kazan arkadaşlar' diyeceksin, sınırlarımız boyunca terör koridoru kurmak isteyen terör örgütünü, 'Kendi vatanın kurtarmak için çalışan oluşum' diyerek aklamaya çalışacaksın, belediyeleri terör örgütüne teslim edenlerin görevden alınmalarına karşı çıkacak ama burada işlenen suçlara ses çıkartmayacaksın. Çocukları dağa kaçırılan annelere gözünü ve gönlünü kapatacak, terör örgütünün organize ettiği her eyleme destek vereceksin, Diyarbakır'da ağlayan annelerin yanında yer almayacaksın. İşte senin adın Bay Kemal.

Savcımızı görevi başında şehit eden alçak teröristlere arka çıkacak, arkadaşlarını gönderip onların yoldaşlarını alınlarından öptüreceksin. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece milletimiz tankların, savaş uçaklarının, helikopterlerin, namluların karşısına cesaretle dikilirken sen benden iki saat önce havalimanına geleceksin ve havalimanından sıvışıp tankların arasından Bakırköy Belediyesine gidip orada Başkanın evinde televizyon seyredeceksin, kahveni de orada yudumlayacaksın. Çünkü Ancak bu şekilde Bay Kemal olunur."

"Yalanlarını tekrarlamaktan vazgeçmeyeceksin"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Eline tutuşturulan yalan yanlış bilgileri güya çok önemli şeyler ifşa ediyor edasıyla okuyacaksın, gerçekler önüne konduktan sonra da yüzün kızarmadan aynı iftiralara devam edeceksin. Doğru olmadığını bildiğin hadiseleri defalarca tekrar edecek, tepki görünce bir süre bekleyip sonra yine aynı şeyleri söylemeyi sürdüreceksin. Millet yüzüne de tükürse, mahkemeler tazminat üstüne tazminata hükmetse, yalanlarını tekrarlamaktan vazgeçmeyeceksin." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu hakkında açtığı bir davadan daha 50 bin lira tazminat kazandığını bildiren Erdoğan, "Arka arkaya ilk derece mahkemelerinde neticeler geliyor ama ne utanır ne sıkılır. Çünkü kendi parasından vermiyor. Büyük ihtimalle CHP'nin kasasında veriyor. Tüm dünyanın başarısını teslim ettiği görüşmeleri, müzakereleri, mutabakatları, harekatları tam tersinden anlatmak için sürekli ıkınıp sıkınacaksın. Amerika seyahatimize bile gölge düşürmek için neler yaptı neler. Neler yaparsan yap, bütün dünya, dünya medyası bu seyahati nasıl değerlendiriyor, sen nasıl değerlendiriyorsun?" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Savunma sanayisini güçlendirmek için atılan her adımı kötüleyerek daha etkin ve verimli üretim için yapılan işletme devri çalışmalarını da karaladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"İşte Arifiye'deki Palet Fabrikasıyla ilgili her türlü yalanı söylüyor. 'Sattılar' diyor. Be vicdansız, satılan bir şey yok. Yalan söyleme. BMC İzmir'de biliyorsunuz bir fabrikadır. BMC ile Katar ortaklaşa burada işletme hakkını alıyorlar ama işletme hakkını alırken de 50 milyon dolar Arifiye'ye harcama yapma kararını anlaşmaya koyuyorlar. Personel çıkarma diye de bir şey yok. Bu şekilde yapılan anlaşmayla adım atılıyor. Bu çıkıyor, yalanı nasıl söylüyor? Diyor ki 'Arifiye'yi sattılar.' Daha ne diyelim buna? Her türlü şey ortada.

Eğer burada yasal olmayan bir şey varsa, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti, müracatını yaparsın ama idare hukuku açısından ama Danıştay açısından gerekli karar verilir. Yapılan her şey hukukidir. Satılan bir şey yoktur ve burası tamamıyla Katar Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasında kurulmuş olan şirketin, ki bu şirket de Türkiye'de BMC'dir, ortaklaşa Katar Devleti'yle BMC'nin burada bizim tanklarımızın bakımı, burada hatta yenilerinin üretilmesine de geçecekler. Bundan rahatsız oluyor."

CHP'li belediyelerden işçi çıkartımı

Kılıçdaroğlu'nun seçimlerden önce hiçbir belediyede kimsenin işten çıkarılmayacağı üzerine namus sözü verdiğini anımsatan Erdoğan, "Televizyonlarda falan dinlemedik mi? Peki seçimden sonra ne oldu? İşçi, emekçi kıyımı başladı. Genel merkez binanızın önüne kadar yürüyüp 'Ne oldu senin namus sözüne' diye soranları duymazdan geldin. Namus, sıradan bir iş değil. Sürekli onurdan haysiyetten, vatandan, dürüstlükten bahsedeceksin, bunların hiçbirine sahip olmayacaksın." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun parti içindeki rakiplerini yok etmek için her yolu denediğini, aday belirlemelerinde ortalığı kırıp geçirdiğini ifade eden Erdoğan, şunları ifade etti:

"Ama diğer yandan sürekli demokrasiden hukuktan, haktan, adaletten bahsedeceksin. Asla öyle bir durum olmadığı açıklandığı halde Külliye'ye gelip benimle görüşen bir CHP'li olduğunu iddia edeceksin. Kendi genel başkanlığını korumak için şahsımın birilerine CHP Genel Başkanlığı teklif ettiği yalanını ortaya atacaksın.

Görüldüğü gibi Bay Kemal olmak hakikaten kolay değil. Bilmem kaç yıl bürokrat, bilmem kaç yıl milletvekili, bilmem kaç yıl Anamuhalefet partisinin genel başkanı olarak bu devletten maaş alacaksın ama geride hiçbir eser bırakmayacaksın. Ülkenin gelişmesi, milletin refahının yükselmesi için yapılan her yatırımı, engellemenin atılan her adımın önünü kesmenin çabası içinde olacaksın, sonra da çıkıp 'sorunları biz çözeriz' diyeceksin.

Demokratlığı kimseye bırakmayacaksın ama her fırsatta faşizmin en ilkel uygulamalarını sergilemekten kaçınmayacaksın. Milletin değerlerine saygılı olma iddiasını elden bırakmayacaksın ama milletin değerlerine yönelik saldırılar karşısında ya suskun kalacak ya da yapılan terbiyesizlikleri savunacaksın. Çünkü başka türlü Bay Kemal olunamaz.

Aslında bu zatla ilgili harcadığımız şu nefesin bile beyhude olduğunun farkındayız. Suriye'de harekatımızın sürdüğü, Meclis'in 2020 bütçesi için gece gündüz çalıştığı, uluslararası alanda ülkemize yönelik haksız uygulamalarla mücadele ettiğimiz bir dönemde bu zata vakit ayırmak gerçekten israftır. Ancak bu zatın hezeyanlarını cevapsız bıraktığımızda iftira çıtasını yükseltiyor, yalan yelpazesini genişletiyor, terbiye sınırlarını iyice aşıyor. Bu sebeple ara sıra kendisinin hatırını sormak durumunda kalıyoruz. Hiç ümidimiz yok ama şayet bir gün gerçekten bu ülkenin hayrına işler yapmak isterse kendisine kapımızın açık olduğunu da söylemek isterim. Tüm meselelerinin üstesinden gelmeyi başaran Türkiye'nin muhalefet sorununu da bir gün çözüme kavuşturacağına inanıyorum."