Ortadoğu bölgesi uzun zamandan beri savaş acısı çekti. Devletler arasında savaşlar ve bölgesel çatışmalar birbirini izledi. Aşırıcılık ve terör faaliyetleri arttı. Tüm bunlar bölgenin sosyo-ekonomik gelişimini bir hayli engelledi. Zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen, Ortadoğu bölgesindeki “gelişme açığı” ve “güvenlik açığı” bölge ülkelerini rahatsız etmeye devam ediyor.

Ortadoğu’da “güvenlik açığının” pek çok sebebi var. Sömürgecilik, büyük güçler arasındaki mücadele, etnik çatışmalar, mezhep çatışması ve enerji rekabeti gibi unsurlar ilk başta sayılabilecek faktörler arasında yer alıyor.

Soğuk savaş döneminde ABD ve Sovyetler Birliği’nin Ortadoğu’daki jeopolitik mücadelesi bölgenin kırılgan güvenlik dengesini sarstı. Sıfır toplamlı oyun ideolojisi Ortadoğu'da güvenlik mimarisinin çökmesine neden oldu.

Körfez Savaşı'ndan sonra, Amerika Birleşik Devletleri kendi ittifak sistemiyle Ortadoğu'nun tek süper gücü oldu ve bölgede hegemonya kurarak kısa vadeli bir istikrar sağladı. Ancak 21. yüzyılın başında, Afgan savaşı ve ABD tarafından başlatılan Irak savaşı bir kez daha Ortadoğu'nun kaosa düşmesine neden oldu.

George Bush yönetimi, inisiyatif elde etmek için önleyici darbe stratejisiyle Ortadoğu’ya tek taraflı müdahale uygulayarak sözde “Büyük Ortadoğu Planıyla” eski güvenlik düzenini kökünden kaldırdı.

Daha sonra Obama yönetimi ABD’nin Ortadoğu çalkantısından kurtulması arzusuyla stratejik daralma politikasına geçti ve bölgede büyük bir güvenlik boşluğu oluşmasına yol açtı.

2011'den bu yana Ortadoğu'daki çarpıcı değişiklikler, bölgesel güvenlik krizini daha da şiddetlendirdi. Jeopolitik peyzajın parçalanması ve çokuluslu mekanizmaların başarısızlığı nedeniyle, “IŞİD” terör örgütü, uluslararası toplumun beklentilerini aşan bir hızda büyümüş ve hesaplanamayan muazzam kayıplara neden olmuştur.

Bugüne kadar Ortadoğu'daki siyasi kargaşa ve terör tehdidi etkili bir şekilde çözülemedi. Trump yönetiminin aşırı faydacı politikası da durumun hızla kontrolden çıkmasına neden oldu.

Çin sadece seyirci değil, güvenilir bir ortak

Ortadoğu'da uzun vadeli istikrarı sağlamak, yalnızca Ortadoğu ülkelerinin özlemi değildir, aynı zamanda uluslararası toplumun ortak çabalarının hedefidir. Çin, Ortadoğu ülkelerinin güvenebileceği bir ortak olarak bu bölgede güvenlik sorunlarını izlemekle yetinmez.

Filistin meselesi, Ortadoğu'da barışın direğidir: Filistin meselesinin çözümü, Ortadoğu'da adaleti sağlamanın en önemli yoludur.

Çin, kurulduğu günden bu yana Filistin halkının meşru taleplerini ve ulusal haklarını kararlılıkla destekledi. Filistin-İsrail barış sürecinin hızlandırılması için aralıksız çaba harcadı. Çin ileride de bu konuda adil ve hakkaniyetli bir tutum takınarak barışı teşvik etmeye ve varılan mutabakatların ilerletilmesine destek verecek.

Şu an, Ortadoğu’daki güvenlik durumu karmakarışık ve çok hassasiyetli olurken, bölgesel güvenlik düzeni “parçalanmış” tehlikesiyle karşılaşıyor. Bölgesel güvenlik yönetişimi konseptin yıkılması, mekanizmanın sarsılması ve hedefe ulaşılmasının zorlanması gibi sorunlara takılıyor. Soğuk Savaş düşüncesi, Sıfırlı toplum oyunu ve hegemonyacılığın temsil ettikleri eski güvenlik düşüncesi döneme yakışmaz ve bölgesel durumun kötüleşmesine yol açıyor. Son 100 yıldır görülmemiş büyük değişikliklerle karşı karşıya kalınan şu günlerde, Çin ortaklığa dayalı, sürdürülebilir, BM Tüzüğü’nün amaçlarına dayanan, uluslararası ilişkilerin temel normlarını aktif bir şekilde savunan ve Ortadoğu'da uzun vadeli istikrarı amaçlayan yeni bir güvenlik konsepti önerdi.

Diplomaside orman kuralına yer yok

- Adaleti ve hakkaniyeti sağlamak, ortak güvenliği tesis etmek. Adalet olmaksızın, barış ancak soğuk ve kısa ömürlüdür. Ortadoğu'da güvenlik ortamında devam eden kargaşa adaletsizlikten ayrı düşünülemez. Orta Doğu'da kimsenin kendi köşesine çekileceği “güvenli bir liman” yoktur. Ülkeler eşitlik ve saygı temelinde birlikte çalışmalıdır. Hiçbir ülke, diğer ülkelerin kargaşasından istikrar elde edemez. Zayıfların güçlülere av olacağına dair orman kuralı, diplomatik bir ilke olamaz. Mutlak güvenlik gözetmek ve karı maksimize etmeye çalışmak, genellikle bölgesel güvenlik ortamını daha da kötüleştirir ve nihayetinde kendi ayağını kaydırır.

- İstişare ve diyalogu güçlendirmek, hoşgörü ve karşılıklı güven oluşturmak. Kalıcı güvenlik hedefi, eşit müzakere ve kapsayıcı siyasi diyalogla sağlanmalıdır. Zor kullanmak, sorunların çözümü değildir. Sıfır toplamlı oyun düşüncesi kalıcı güvenlik getirmez.

Bölge dışındaki ülkeler yangını körüklememeli

Bir müzakere süreci uzun ve sıkça kendini tekrar ediyor olmakla birlikte, kapsamlı bir diyalog sayesinde tarafların karşılıklı güven oluşturma olasılığı daha yüksektir. Bu, barış başarılarını pekiştirmek ve potansiyel işbirliğini genişletmek için en önemli ön şart ve temeldir. Mevcut durumda Ortadoğu’daki tüm ülkeler şiddete son verme ve barış görüşmelerine başlama arzusuna sahiptir. Bölge dışındaki ülkeler yangını körüklemek yerine görüşmeleri teşvik etmeli ve desteklemelidir.

- Çok taraflı işbirliğini teşvik etmek ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak. Tek taraflılığın Ortadoğu'da güvenlik sorunlarını çözemediği, aksine gerginliği daha da kötüleştirdiği uzun süredir kanıtlanmıştır. Bölge dışındaki ülkeler, Ortadoğu'da kendi çıkarları için aşırı faydacı politikalar uyguladılar ve krizlerin barışçıl biçimde çözülmesine engel teşkil ettiler. Bölgedeki ve bölge dışındaki ülkeler, çok taraflı işbirliğine uymalı, işbirliği yoluyla barışı teşvik etmeli, barış yoluyla kalkınma arayışına girmeli ve nihayet Ortadoğu'da erdemli bir güvenlik ve gelişme döngüsü sağlanmalıdır.

Çin, sorumlu bir ülke ve Ortadoğu’nun güvenilir bir dostudur. Çin, her zaman olduğu gibi, adalet, hakkaniyet, karşılıklı saygı, işbirliği ve kazan-kazan kavramını destekleyecek ve insanlığın kader birliğinin tesis edilmesi için Ortadoğu ülkeleriyle birlikte çalışacaktır. Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in dediği gibi, Ortadoğu’da kalıcı barışı sağlamak için Çin Ortadoğu’da barış ve istikrarın savunucusu, adalet ve hakkaniyetin taraftarı, ortak kalkınmanın destekçisi, temas ve iletişimin öncüsü olarak Ortadoğu bölgesinde barış ve gelişmenin gerçekleştirilmesi için “Çin bilgeliğini” ortaya koyacak.

(Çin Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü)