ABD Temsilciler Meclisi’nde onaylanan “2019 Uygur İnsan Hakları Politikası” yasa tasarısını eleştiren akademisyen Barış Adıbelli, “ABD’nin ikiyüzlü politikalarını daha önce de gördük. Suriye’de terör örgütü olarak nitelendirdiği YPG/PYD/PKK’yı bugün ‘özgürlük savaşçısı’ olarak adlandırıyor. Bundan dolayı ABD’nin politikalarına bakarken biraz da Amerika’nın ulusal çıkarlarını göz önünde bulundurmak gerekiyor” dedi…

Akademisyen ve yazar Barış Adıbelli, CRI Türk Türkiye'de Kamil Erdoğdu’nun hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Barış Adıbelli, çok sayıda etnik grubun bir arada yaşadığı Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi hakkında, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri arasında gelişen diyaloglara ilişkin değerlendirmede bulundu.

ABD Temsilciler Meclisi'nin sözde “2019 Uygur İnsan Hakları Politikası” başlıklı yasa tasarısının onayladığını aktaran Adıbelli, Çin medyasının ABD’nin kararına karşı büyük tepki gösterdiğini söyledi. Adıbelli, kısa süre önce “Hong Kong İnsan Hakları” yasa tasarısını onaylayan ABD Başkanı Donald Trump’ın, muhtemelen bu tasarıyı da onaylayacağını belirtti.

ABD’nin halkların demokrasi hakkını savunmasının, düşündürücü olduğunu dile getiren Adıbelli, sözlerine şöyle devam etti:

ABD’nin ikiyüzlü politikalarını daha önce de gördük. Suriye’de terör örgütü olarak nitelendirdiği YPG/PYD/PKK’yı bugün ‘özgürlük savaşçısı’ olarak adlandırıyor. Bundan dolayı ABD’nin politikalarına bakarken biraz da Amerika’nın ulusal çıkarlarını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Çin, Amerika’yı ‘İç işlerimize karışmayın!’ diye uyarıyor ancak ABD fütursuzca, ‘Demokrasi bizim iç işlerimizdir’ diyor. ABD’de son zamanlarda böyle bir yeni müdahalecilik anlayışı doğdu. Bu yaklaşım, Amerika’nın yeni misyonunu da tarif eden bir durum. Aynı zamanda geçen yıllarda hayatını kaybeden Senatör John McCain’in de bir ifadesi var: ‘Değerlerimiz çıkarlarımız, çıkarlarımız değerlerimizdir.’ Durum böyle olunca, ABD’nin Uygur bölgesine olan ilgisini daha rahat anlamlandırabiliyoruz.

Trump yönetimi iktidara geldikten sonra Çin'e karşı topyekün bir savaş başlatıldığını vurgulayan Adıbelli, “Her ne kadar Çin uzlaşma yoluna gitmek isteyip, alttan alsa da ABD her alanda Çin’e saldırmaya devam ediyor” diye konuştu.

“Kuşak ve Yol Projesi ABD’nin dengesini bozdu”

“ABD, Güney Çin Denizi, Taiwan, Hong Kong ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ndeki meselelerde sürekli Çin’i rahatsız etti” diyen Adıbelli, ABD’nin asıl amacının Çin’i durdurmak olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“21. yüzyılda Çin, dünyanın süper gücü olarak gösteriliyor. ABD, insan hakları anlamında Çin’i uluslararası platformda itibarsızlaştırmak adına hareket ediyor. Amerika’nın istediği en önemli şey, Çin’in Kuzey Kore (Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti) gibi yalıtılmış, kapatılmış bir ülke haline gelmesi. Çünkü Çin’in dışarıya açılıp birçok ülke ile ticari iş birliği yapması ABD’nin işine gelmiyor. Özellikle Kuşak ve Yol Projesi, Amerika’nın dengesini bozdu. Bu proje ABD’nin küresel anlamdaki ticari üstünlüğüne çok büyük bir darbe vurdu. ABD ‘böyle bir projeyi biz yapmalıydık’ diyor. Belki de bunun üzüntüsü ve öfkesini yansıtıyorlar. Bu nedenle ABD, oyunu çok sert oynuyor. Uygur meselesi, Çin’in sadece kendi içerisinde vuku bulan bir mesele değil. Bu meseleye etki eden dış etkenler çok fazla. ABD’nin mevcut bir stratejisi var ve Amerika diğer ülkelerin iç işlerine müdahaleyi kendince meşrulaştırmaya çalışıyor.”

“IŞİD’iler ABD tarafından, Afganistan’a transfer edildi

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun, “Sen bir NATO ülkesisin ve ona göre davranmalısın” tarzında uyarılarına rağmen Yunanistan’ın kendi çıkarlarını göz önünde bulundurarak Kuşak ve Yol Projesi kapsamında Çin ile bir iş birliği süreci başlattığını anımsatan Adıbelli, sözlerine şunları ekledi:

“Geçen ay Tacikistan’da sınır karakoluna IŞİD saldırısı oldu. Bu IŞİD militanları buraya, Afganistan sınırını geçerek geldi. Dikkat edin, Suriye’deki IŞİD militanları yavaş yavaş ortadan kayboluyor. Bütün bu militanlar ABD tarafından Afganistan’a transfer edildi. Donald Trump kısa süre önce sürpriz bir şekilde Afganistan’a ziyarette bulundu ve Taliban ile masaya oturduklarını söyledi. Daha önce ABD’nin bir numaralı Afganistan misyonu, Taliban ve El-Kaide ile mücadele etmekti. Şimdi ne değişti? ABD buraya IŞİD militanlarını yerleştirerek Afganistan üzerinden Asya'yı etkileyecek yeni bir operasyon başlatacak. Bu operasyonun bir tarafında İran diğer tarafında ise Uygur Özerk bölgesi var. Uygur Özerk Bölgesi önemli çünkü Kuşak ve Yol'un Avrupa'ya açılan kapısı konumunda bulunuyor.”

“Uygur halkı 1950’den beri Çin içerisinde bulunuyor. ABD devletleri o kadar yıl geçtikten sonra mı Uygurları keşfetti?” diyen Adıbelli, ABD’nin Türkiye’yi de bu meselenin içine çekmek için uğraştığını kaydetti.

“Uygurlar, Çin ile bizim aramızdaki en büyük kültürel bağı oluşturuyor”
Türkiye'nin bu durumun dışarısında kalmak için büyük uğraşlar verdiğini anlatan Barış Adıbelli, sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak bazı zamanlarda bu meselenin dışarısında kalmak Türkiye için çok zorlaşıyor çünkü ABD kamuoyunu yönlendirmek adına büyün medya araçlarını etkili bir biçimde kullanıyor. Meseleyi Türkiye’ye ihale etmek istiyorlar ancak Türkiye, Suriye konusundaki tecrübesinden dolayı bu tuzağa düşmüyor. Burada Çin’in yapması gereken şey ise; bu meseleler hakkında daha fazla bilgilendirici bir politika izlemesidir.”

ABD’de 2020 seçimlerine gidilmeden önce Trump’ın, Çin konusunda bir sonuca ulaşmak için daha büyük çabalar sarf edeceği tahmininde bulunan Adıbelli, “Trump, Çin’i zor duruma sokacak her yolu deneyecektir. Muhtemelen seçim gündemindeki en önemli konu da Çin olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetlerin iç işlerinde çeşitli sorunların olmasının normal olduğuna işaret eden Barış Adıbelli, sözlerini şöyle noktaladı:

"İnsanoğlu sınırsız istekleri olan bir varlık. Yöneten ve yönetilenler arasında bu tür durumların yaşanması normal bir şey. Bu bağlamda yapılacak bazı hatalar, diğer ülkeler tarafından istismara uğrayabiliyor. Ben bu konuda Türkiye'nin ara bulucu rolü oynayabileceğini düşünüyorum. Uygurlar, Çin ile bizim aramızdaki en büyük kültürel bağı oluşturuyor. Çin giderek kendi refah düzeyini artırıyor. Bu durumdan Uyguların da payını alması gerekiyor. Türkiye bu meseleye sırtını dönmemeli."