ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen sözde “2019 Uygur İnsan Hakları Politikası” yasa tasarısına Xinjiang İslamiyet Derneği’nden sert bir tepki geldi. Dernek adına yapılan açıklamada, Xinjiang’da 20 binden fazla cami, 29 bin din görevlisi ve 103 İslami dernek bulunduğu belirtildi. İslam’ın Xinjiang’daki varlığının sağlıklı şekilde devam ettirildiğinin altı çizilen açıklamada, “Radikal dincilerin, Xinjiang halkı arasında kin ve nefreti tetikleyip dinî uyumu zedelemesiyle ve terör saldırıları düzenleyip halka acılar yaşatmasıyla ilgilenmiyorsunuz” denildi…

Xinjiang İslamiyet Derneği, ABD Temsilciler Meclisi’nde sözde “2019 Uygur İnsan Hakları Politikası” başlıklı yasa tasarısının onaylanmasına sert tepki gösterdi. Dernekten yapılan açıklamada, Xinjiang’daki Müslümanların insan hakları konusunda söz sahibi tek tarafın yine Xinjianglı Müslümanlar olduğunun altı çizildi. Söz konusu yasa tasarısının Çin hükümetinin Xinjiang’daki Müslümanların insan haklarını çiğnediğini iddia ettiğine dikkat çekilen açıklamada, ABD’nin Xinjiang bahanesiyle Çin’i karalamayı ve baskılamayı amaçladığı vurgulandı.

Açıklamada, Xinjiang’da yaşayan 10 milyon Müslümanı temsil eden sivil toplum örgütü konumundaki Xinjiang İslamiyet Derneği’nin, yasa tasarısına kararlılıkla karşı çıktığı ve tasarıyı sert bir dille kınadığı belirtildi. Yasa tasarısında Xinjiang’daki gerçeklerin göz ardı edilerek bölgenin insan hakları durumuyla alakalı asılsız suçlamalar yöneltildiğine işaret edilen açıklamada, bunun yalnızca Xinjiang’da yaşayan çeşitli etnik gruplar arasında büyük hoşnutsuzluğa yol açacağı bildirildi.

20 binden fazla cami, 29 bin din görevlisi var

Xinjiang’da yaşayan Müslümanların dini faaliyetlerini yerine getirme gereksinimlerinin yeterince karşılandığı kaydedilen açıklamada, Xinjiang genelinde 20 binden fazla caminin bulunduğu, din görevlilerinin sayısının 29 bine ulaştığı ve çeşitli kademelerdeki İslam dernek sayısının 103’ü bulduğu kaydedildi. İslam’ın Xinjiang’daki varlığının sağlıklı şekilde devam ettirildiğinin altı çizilen açıklamada, bölgede günümüzde başta Xinjiang İslam Akademisi olmak üzere toplamda 10 din eğitimi veren okulun bulunduğu, bu okullarda öğrenim gören öğrenci sayısının ise bini aştığı belirtildi.

Açıklamada yer verilen diğer bilgilere göre, Kur’an ve din bilgisi kitaplarının Çince, Uygurca, Kazakça ve Kırgızca olmak üzere dört dile çevirisi yapıldı. Müslümanların hac faaliyetleriyle ilgili düzenlemeler de etkin şekilde yürütülürken, şu ana kadar hacca giden Xinjianglı Müslüman sayısı 50 bini aştı.

Açıklamada, tüm bu gerçeklerin Xinjiang’da inanç özgürlüğünün korunduğunu ve Müslümanların inançları konusundaki ihtiyaçlarının etkin şekilde karşılandığını gösterdiği ifade edildi. Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Bir dönem radikal dincilik Xinjiang’da ciddi boyutta yayılmış ve terör saldırıları sıkça yaşanır hale gelmişti. Bu durum Xinjiang’daki etnik grupları yaşama ve kalkınma hakkından mahrum bırakmıştır. Xinjiang yerel yönetimi o dönemde mevcut durumu değiştirmek için önlemler alarak vatandaşları terörizm ve radikal dinciliğin yol açtığı zararlardan uzak tutmaya çalışmış ve teröristlere ağır darbeler indirmiştir. Alınan önlemler kapsamında yasalar ışığında kurulan mesleki eğitim merkezleri, hafif terör suçu işlemiş kişilerin topluma yeniden kazandırılması yönünde harcanan çabalar çerçevesindedir. Özellikle bu merkezlerdeki kursiyerlerin yasal haklarının etkin şekilde korunmasına özen gösterilmektedir.”

“Xinjiang’da yaşayan tüm Müslümanlar adına sizi uyarıyoruz”

Açıklamada, radikal dincilerin yasaları ihlal ederek toplum düzenini bozduğu, masum sivilleri acımasızca öldürdüğüne dikkat çekilerek, bu kişilerin İslamiyet’in en büyük düşmanı olduğuna vurgu yapıldı.

Açıklamanın devamında ABD'ye hitaben şu ifadelere yer verildi:

“Radikal dincilerin, Xinjiang halkı arasında kin ve nefreti tetikleyip dinî uyumu zedelemesiyle ve terör saldırıları düzenleyip halka acılar yaşatmasıyla ilgilenmiyorsunuz. Bölgedeki etnik grupların uyum içinde huzurlu bir yaşam sürdüğü gerçeğini görmezlikten gelip ikiyüzlü bir tavır sergileyerek Xinjiang’da insan hakları durumuyla ilgili Çin’e yönelik asılsız suçlamalarda bulunuyorsunuz. Son 3 yıldır Xinjiang’da refah, istikrar, milli dayanışma ve dinî uyum korunmaktadır. Mevcut vaziyet sizin asılsız suçlamalarınıza en güçlü karşılıktır. Xinjiang’da yaşayan tüm Müslümanlar adına sizi uyarıyoruz: İnsan hakları ve inanç özgürlüğü kisvesi altında gerçekleri göz ardı ederek Xinjiang’a yönelik mesnetsiz suçlamalarda bulunmaktan derhal kaçınmalısınız. Xinjianglı Müslümanların insan hakları konusundaki tek söz sahibi yine Xinjianglı Müslümanlardır.”

Öte yandan Çin İslamiyet Derneği de bir açıklama yaparak, söz konusu yasa tasarısına kararlılıkla karşı çıktıklarını vurguladı.