Ukrayna makamları, bu yıl yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle, ülkede hac turizminin yapılmaması kararına vardı.

Bu nedenle, Ukrayna’yı ziyaret edip hacı olmak isteyenler bir yıl sabredecek. Evet, “Ukrayna” ve “hacı olmak” kavramları biz Türklere biraz birbiriyle alakasız kavramlarmış gibi gelebilir, fakat burası aynı zamanda, bir hac merkezi. Fakat Müslümanların değil, Musevilerin. Daha doğrusu, bütün Musevilerin de değil, Museviliğin en muhafazakâr kolu olan Hasidik (Hasid) Musevilerin hac merkezi.

Pek çoğumuzun en azından televizyonlardan aşina olduğu lüleli saçlı, fötr şapkalı, beyaz gömlekli, pardösülü Museviler, işte bu tarikata mensup. Doğu Avrupa (Aşkenaz) Yahudileri arasında 18. yüzyılda ortaya çıkan bu mezhebin en önemli isimlerinden Haham Nahman, Ukrayna’nın Uman şehrinde yaşamış ve burada yaşamını yitirmiş. Mezarı, Hasidik Musevilerin en önemli ziyaretgâhı ve bir hac merkezi olarak kabul ediliyor.

‘YILBAŞINDA’ YOĞUN İLGİ

Uman, günümüzde 50 bin nüfuslu bir ilçe merkezi ve Ukrayna’nın kuzeyine ve güneyine, doğusuna ve batısına aşağı yukarı eşit mesafede yer alıyor. Yakınlarda uluslararası havaalanı olmadığı için de hacı olmaya gelenler, 3-4 saat kuzeydeki Kiev Havalimanı’nı, veya bir o kadar güneydeki Odessa Havalimanı’nı tercih ediyor (salgın öncesi zamanlarda, Kiev ve Odessa havalimanlarında, hemen her sabah yüzlerce lüleli saçlının giriş yaptığını gözlemlemek, mümkündü).

Buraya yılın hemen her zamanında gelmekle birlikte, özellikle eylül sonu ekim başlarına denk düşen Musevi yılbaşısı (Roş Aşan) zamanında gelmeyi tercih ediyorlar. Hasidikler’in inancına göre, Musevi yılbaşısını burada karşılayanın sonraki yılı, bereketli geçermiş.

Bu dönemlerde 50 bin nüfuslu ilçe merkezinin kalabalıklığı 80-90 bini buluveriyor. Ukrayna güvenlik güçleri ilçenin etrafını çevirerek başka ziyaretçilerin ilçeye girmesine engel oluyor. (Hacıların fanatikleri ile bazı fanatik Ukraynalı gruplar arasında sürtüşme çıkma ihtimali çok yüksek olduğundan, güvenlik güçlerinin işi başından aşkın oluyor). Hacı olmak isteyen, fakat maddi gücü elvermeyen Hasidikler, çeşitli Hasid yardım kuruluşlarına başvurup onların desteğiyle geliyor.

İlçenin din turizminin merkezi olması nedeniyle burasının varlıklı bir yer olduğunu tahmin edebilirsiniz, ama durum pek öyle değil. Birincisi, normal zamanlarda gelenlerin pek çoğu, ilçede bir tek sokakta yaşıyor (otellerin, misafirhanelerin olduğu sokakta). Bir de gelenlerin önemli kısmı, mütevazı gelir grubundan. Bu nedenle, ilçenin genelindeki mütevazı görüntüye bakan biri, eğer aklına Kâbe’nin yanı başındaki gökdelenleri getirirse, burasının bir hac merkezi olduğuna inanmakta zorlanabilir. Fakat o sokaktan içeri girdiğinizde, Ukrayna’dan Ortadoğu’ya ışınlanmış gibi oluyorsunuz.

Çevrenizde bir anda geleneksel kıyafetli erkek ve kadınlar beliriyor, Ukraynaca yazılar kaybolup yerlerini İbrani alfabesine bırakıyor. Bir seferinde, bu bölgeyi beraber gezdiğim bir grup Türkiye Musevisi bana “biz de Yahudiyiz ve İsrail’e çok gittik, ama bunlar, bize benzemiyor” demişlerdi.

Ahbaplarım haklıydı, zira Türkiye Musevilerinin çoğunluğu, 1492’de İspanya’dan gelen, Batı Avrupa Musevilerindendir (Sefaradlar). Hasidiler ise Aşkenaz denen Doğu Avrupa Yahudileri arasından çıkmış olan bir tarikat. Farklılıkları, benzerliklerinden çok daha fazla. Ukrayna, Yahudi unsurunun eskiden beri varlığını güçlü şekilde hissettirdiği bir ülke. Pek çoğumuzun seyrettiği veya en azından ismini duyduğu “Damdaki Kemancı” opereti de o zamanlar Rusya’ya bağlı olan bugünkü Ukrayna topraklarında geçiyor.

Sovyet Devrimi’nin liderlerinden Lev Troçki, Yahudi kökenli ve bugünkü Ukrayna topraklarında doğmuş. Etnik Ukrayna unsuruyla Yahudiler arasında geçmişten bugüne, sorunlu dönemler de oldu, mutlu dönemler de. Ukrayna’nın şimdiki Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin de Musevi olması, son zamanlarda, Musevilerin kendilerini daha açık şekilde ifade etmesinin önünü açtı. Ukrayna, farklı kültürlerin buluşma noktası olduğunu, sayısız örnekle ortaya koyuyor.

denizberktay@yahoo.com

Deniz Berktay- Kiev