İnsan, hayalleri ile yaşar. Ben de hayallerimle hayat buluyorum; yaşama sevincim de hayallerimden geliyor. Mesleğimi ben seçmedim. Çoğu genç gibi ben de üniversite seçimimi ailemin tercihleri ile yaptım. Benden iki yıl önce, kuzenim eczacılığı kazanmıştı; oysa ailemizin hayali çocuklarından birinin doktor olmasıydı. Bizim kuzen, yanlış(!) sıralama yaparak eczacılığı kazanmıştı. Aslında o, doktor olmak için çıkmıştı bu yola. Sıra bana gelmişti. Ailede sadece kız çocuklar okumuştu, erkek çocuklara ayrı bir ilgi ve alaka gösterilmesine rağmen hiçbiri üniversiteye girememişlerdi. Üzerimde ciddi bir baskı vardı…

Nasıl Endüstri Mühendisi Oldum?

Kuzen, doktorluğu kaçırmıştı; benim kazanmam şart olmuştu. Ancak, benim dönemimde de eğer kız iseniz, İstanbul dışına gönderilmiyordunuz. Gerçi, hâlâ bazı kesimlerde bu düşünce aynen devam ediyor. Bu konuda ne kadar yol aldığımızı bilmiyorum. Sadece bildiğim, tıp fakültesi haricinde İstanbul dışına çıkamayacağımdı. Bu yüzden de tercihlerime, Türkiye sınırları içindeki (gidebileceğimi düşündüğüm) tıp okullarını, hemen ardına da endüstri mühendisliğini (bir arkadaşımın ısrarı üzerine) yazmıştım. Sonuçlar belli olduğunda, benim için tam bir hayal kırıklığı olmuştu; çünkü endüstri mühendisliğini kazanmıştım. Kazandığım gün, beni doktor olmaya ikna eden ailem çok sevinmişti (!).
Koltuğunun altında “T” cetveli, İstanbul-Beşiktaş Yıldız Yokuşu’ndan yukarı çıkan gençlere, annem hayranmış ve “Çocuklarımdan biri burada okusa…” dermiş. Aslında, annemin hayali, erkek kardeşlerim içinmiş ama bana kısmet olmuştu.

endüstri mühendisliği, mühendislik, bayan mühendis

Ancak aklıma tıp fakültesini bir kere yerleştirmişlerdi. Bir daha şansımı denemek istedim. Bir sonraki seneye sınavlar için hazırlanmaya başladım ama hem okul dersleri hem de üniversite için tekrar hazırlık biraz ağır gelmişti. Aslında biraz rehavet ve fazla güven vardı içimde. Önceleri “öylesine” gittim. Çünkü lise son sınıfa kadar hep teşekkür ve takdir getiriyordum. Sandım ki lise bilgimle endüstri mühendisliği derslerini başaracaktım.
Ne yazık ki ben üniversitenin birinci sınıfında 7 dersten bütünlemeye kalmış ve öylesine gittiğim belli olmuştu. Yine yeteri kadar çalışamadığım için de tabii ki “tıp” da olmamıştı. Bari okul derslerimden geçeyim diye, bütün yaz tatilini bütünlemeye çalışarak, 6 dersi kurtarmış ve tek dersten borçlu olarak ikinci sınıfa geçmiştim. Okulumu dört yılda bitirmiş, tezimi başarı ile vermiş ve endüstri mühendisi olmuştum.

Aradan yıllar geçti ve ben “endüstri mühendisi” olduğum için çok mutluyum. Bizim meslek, tekstilde kompleciler gibidir. Yani her işi yapar her şeyden anlarız. Ama uzmanlığımız kendi meraklarımız doğrultusunda değişir. İnsan Kaynakları, üretim planlama, satın alma, kalite, satış ve pazarlama her bölümde çalışırız.

31 yıl önce mezun olup iş aramaya başladığımda, pek fazla bilinmeyen, gerçi hala birçok firma tarafından değeri ve önemi anlaşılmayan makine ve işletme arasında sıkışmış kalmış olan bu mesleğe sahip olmaktan çok memnunum ve çok seviyorum…

Aslında içinde oldukça bilgi barındıran bu mesleğin amacı; şirketlere “minimum maliyet ile maksimum karlılığa nasıl ulaşılır” bunun yollarını göstermek ve destek olmaktır. Ancak bu konularda destek istediğini belirten firma yöneticileri, nedense bizleri işe aldıklarında;

yıllardır yapılan yanlışlar

kaçaklar

kayıplar

tek adam zihniyeti

vazgeçilmezlikler

gibi konuları tek tek ortaya çıkarıldığında, yeni mezun birinin sorguları karşısında rahatsız olup bizlerin önünü kapatarak aslında kendi firmalarına zarar verdiklerini de bir türlü anlayamadılar…

Endüstri mühendislerinin en önemli özelliği; sabırlı, sorgulayıcı, araştırıcı ve problem çözücü olmalarıdır.