Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

Türkiye’nin vize kaderi

Şu anda ülkemiz vatandaşlarına uygulanan vize belasını yurt dışına çıkan bilir. Biz ise "Turist gelsin, para bıraksın" odaklı baktığımızdan önümüze gelen ülkeye eyvallah etmiş durumdayız. Peki bizim para kazanmamız bu kadar önemli de bu adamlar neden bizi küçümseyip yok sayıyor. Bizim bırakacağımız döviz döviz değil midir yani?

Elbette bu soruların cevabı güçlü devlet olmak ve olmamakla ilgili. Maalesef ekonomik olarak ne kadar güçlü olduğunuz önem taşıyor dünyada. İnsanlık varolduğundan beri de hep böyleydi aslında. Bugün Türkiye'nin içerisinde bulunduğu bu vize adaletsizliği ve dengesizliğinin sebebi de ülkemizin ekonomik olarak üst seviyede olmamasından kaynaklanıyor. Biraz da tembellik edip kendi ekonomik bağımsızlığımızı sanayi ve teknolojiyle değil de durduğumuz yerde Allah vergisi turizmle kazanmak istememizden kaynaklanıyor. Oysa dış ve iç borçlarımız sıfır olsa ve ekonomik olarak kimseye muhtaç olmayan bir ülke konumunda yaşasak ne Şam'ın şekeri ne Arap'ın yüzü moduna geçebileceğiz.

Bu arada Türkiye'ye nezaketsizlikten öte kabalık olarak değerlendirilebilecek bir dolu örnek bulmak da mevcut. Mesela Kribati gibi haritada nerede olduğu bile bilinmeyen ülkelerin Türkiye vatandaşlarına vize uygulaması. Veya Bulgaristan gibi bir komşu devletin bizim onlara vize uygulamıyor olmamıza rağmen onların eziyet halinde vize çilesi çektirmesi. İnsanın aklına sadece ülkemizin ekonomik ve buna bağlı olarak dünya üzerindeki gücü değil aynı zamanda bu gibi komşuların düşmanca tutum içerisinde olup olmadıkları geliyor. Hani eğer bunu birbirine misafirliğe giden iki aile gibi değerlendirirsek ortadaki kabalığı anlamak çok daha kolay olacak.

Bazı durumlarda pire için yorgan yakmanın mantıksızlığını bir dışişleri personeli olmasam da anlıyor olmakla birlikte yine de bir Türk olarak bu ve benzeri durumlar ağrıma gitmiyor değil. Bunun için oturup ülkemizin güçlü olacağı ve tembelce turizm yerine sanayi ve üretimden para kazanıp güçleneceği yılları hayal etmek yetmiyor tabi. Bunlar şu an için birer ütopya gibi gözüküyor.

Ama yine de biraz olsun dik durabilmek çok önemli. Ben şahsen usulen sınır kapısında verilen vizenin kendimizi kandırdığımız bir detay olduğunu düşünüyorum. Ya da birkaç dolar kazanmak için yaptığımız tuhaf bir uygulama da olabilir. O zaman buna bir vize demek yerine sadece vize harcı ya da harç desek daha doğru olacak. Eh böyle olunca da turist bunu isterse internetten bile ödeyebilir o zaman demek ki. Öyle ya, madem ki reddetmeyeceğini garanti ettiğin bir adam için uyguladığın geçiş iznine vize demek çok doğru değil. Çünkü vizenin mantığında başvuranı reddetme veya kotalama, erteleme hakkı yatıyor.

Bu vize muamması bu hükümetin değil yıllardır Türkiye'nin temel sorunlarından birisidir ve gözüken o ki böyle olmaya da devam edecek.

Ancak bu sorun şu anda bu hükümetin ele alması gereken bir utanç abidesi olarak da önümüzde duruyor ve öyle kırmızı çizgilerle filan da ifade edilecek gibi değil.

YAZARIN DİĞER YAZILARI