Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

Yolcu Uçaklarında Kabin Havası

Yolcu uçaklarında kabin havasının kalitesini bozan, uçuş ekibi ve yolcuların sağlığını tehdit eden başlıca unsurlar şunlardır: Karbondioksit, karbonmonoksit, siyanid, ozon, kargodan yayılan zehirli, yanıcı, korozif, radyoaktif maddeler; kaza sırasında yanan kokpit ve kabin materyalinden yayılan toksik gazlar; kabin havasına karışan egzos, tozlar, mutfak veya tuvaletlerden gelen nahoş kokular, elektriki sistem arızası sonucu ısınan materyalin yaydığı duman, bakteriler, böcekler, sinekler... Ayrıca kabin havasındaki nem oranının görece az (%5-21) oluşu da bazı kişileri rahatsız edebilir. Ancak uzunca bir süredir uçaklarda sigara içiminin yasaklanmış oluşu, CO ve nikotin zararlısını sıfırlamıştır.
Kabin havasındaki Ozon artışı baş ağrısı, göz-burun-geniz iritasyonu, gözde akomodasyon ve karanlık adaptasyonu bozukluğu yapar. CO2 çoğunlukla insan nefesinden gelir ve uçaktaki katalitik konvertörler, hem fazla Ozon'u hem de CO2'yi etkin biçimde süzer. Esasen kabin havasının %50'si temiz hava, %50'si de filtre edilerek tekrar kullanıma verilen havadan oluşur. Yüksek kaliteli filtreler 0.3 mikron ebadına kadar olan küçük haşarat, toz, bakteri gibi partikülleri tutabilir. Her 3-4 dakikada bir kabin havasının değiştiriliyor, yani filtre işleminin saatte 15-20 kez yineleniyor oluşu, mükemmel bir hijyen demektir ve ameliyathanelerde uygulanan ile aynıdır; normal ofis ve evlerdeki havalandırma sistemlerinde bu interval 5-12 dakikada 1'dir.
FAA'in 2004 yılında kurduğu Havayolu Uçak Kabinleri Mükemmeliyet Araştırma Merkezi (ACER), Auburn Üniversitesi önderliğinde yaptığı çalışmalarda kabin havasındaki kimyasal ve biyolojik tehditleri değerlendirmekte ve 7 başka üniversite ile işbirliği yapmaktadır. 2005 yılında da New England Medical Center (TUFTS) ve Lahey Clinic Medical Center tarafından "Havayoluyla Seyahatlerde Enfeksiyon Hastalıkları Bulaşımı" başlıklı bir çalışma yapıldı ve Lancet'te yayınlandı. Raporda, uçak içi havalandırmasının ve kabin hava kalitesinin diğer toplu taşım araçlarındakine göre daha riskli olduğuna dair bir ipucu bulunmadığı; uçaklardaki sistemlerin kirliliği ve hastalıkları yeterince önlediği, ancak nedense kamuoyunda olumsuz bir önyargı bulunduğu belirtildi.
Solunum havasındaki enfeksiyöz ajanlar: 2002 yılındaki SARs epidemisi, havayolu seyahatlerde viral hastalıkların yayılabileceğiyle ilgili bir uyarı gibiydi. Grip, tüberküloz, kızamık, Ebola gibi bakteri ve virüsler hasta yolcuların nefeslerinden kabine yayılabilir. Ancak hava filtreleri bunları etkin biçimde süzebilir. Apollo uzay aracı gibi çok dar (6 m3 hacimde 3 kişi) kapsüllerde bile bir hastalık geçişi olmamıştır. Şüphesiz uzay araçlarında seçilmiş hastalıksız kişilerin bir arada bulunuyor ve birbirlerine hastalık bulaştırmıyor olmaları bu bağlamda iyi bir örnekleme sayılmaz. Uçak yolcuları, bazen kendilerinin bile bilmedikleri hastalıkları taşıyan, milyonlarla ifade edilen heterojen insan gruplarıdır. Bu durumda kaliteli bir hava filtreleme sistemi kullanmak ve uçakları sık sık kimyasal dezenfektanlarla temizlemekten başka çare yoktur. Ayrıca bulaşıcı hastalığı olan yolcuların ayrı bir bölmede oturtularak izole edilmesi, maske takmalarının sağlanması gerekir. Yolcuların baş üzeri panelde yer alan hava üfürme problarının yüzlerine doğru yönlendirilmiş olması da, hastalıklı kişilerden gelen enfekte havayı uzaklaştırıcı bariyer işlevi olabilir.
Sinek-böcek ve diğer haşaratla geçen hastalıklar: Kabin içine bir şekilde giren haşarat bazen sadece kaşıntı ve alerji gibi rahatsızlıklar verir, bazen de hastalık bulaştırabilir. Örneğin sivrisinekler sıtma hastalığının en bilinen taşıyıcılarıdır.
Kabin havasındaki toksik, mikrobik ve alerjik partiküller uçuş ekibi için daha ciddi bir sorundur; çünkü onlar uçağın demirbaşları gibidir. Yılda 800-1000 saat kabin ve kokpit havasını teneffüs eden, Güneydoğu Asya ve Afrika gibi enfeksiyon riski yüksek ülkelerde havaalanları da dahil çeşitli ortamlarda mikrobik etkilere maruz kalan bu kişilerin, sıtma gibi hastalıklara karşı profilaktik ilaçlar almaları; tbc, tifo, kolera gibi hastalıklara önlem olarak aşı olmaları önerilmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI