Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

Hacı adaylarının küçük çilesi

Suudi Kralının Türkiye'ye gelişi ve gidişiyle ilgili protokol farklılıkları geçtiğimiz hafta yeterince tartışıldı. Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada protokolün tek bir esasa ve kalıba göre belirlenemeyeceği vurgulandı.

Gazetelerde yazanlara göre bizim devlet erkanının Suudi krala olan yakınlığının sebebi aynı zamanda hac kotalarının kaldırılmasıyla ilgili. Yani şu anda isteyen herkes hacca gidemiyor. Adınızı yazdırıp belli sayıdaki kotadan faydalanmayı bekliyorsunuz. Sınava girmeden sınav gibi bir şey. Yani herkesin hak edemediği, parayı verenin düdüğü çalamadığı bir kutsal fariza.

Bence işin bu tarafı başlı başına bir devlet politikası. Zaten bu konuda atılmış adımlar, yazılmış yazılar, teamüllere uymadığı söylenen protokol yenilikleri de böyle olduğunu çağrıştırıyor. Asıl konu bu hakkı kazanmış ve hacca gidecek adayların yolculukları sırasındaki hak ve hukukları.

Konu öncelikle yanlarına alacakları eşyalarının kısıtlanmasıyla başlıyor. Herkes hacca giderken istediği veya taşıyabildiği kadar eşyayı yanına alabileceğini sanıyor. Bunu bir Avrupa ve akraba ziyareti gibi sanan hacı adaylarımız da biraz da yaşlılığın vermiş olduğu evham ve seyahatin kutsal havasıyla eşya dozunu kaçırıyor.

Yanına birkaç bavul alan da var, orada yağmur yağarsa diye şemsiyesiyle yağmurluğunu paketleyen de.

Oysa diyanetin verdiği zaruri eşyaların dışında çok az kişisel eşya almaya izin veriliyor. Öncelikle uçakların kargo kapasitesi nedeniyle daha doğru kapasitesizliği nedeniyle zannedildiği kadar eşyanın taşınmasına izin verilmiyor.

Havaalanına sevdiği çakısıyla gelip bunu güvenlikte buğulu gözlerle bırakanlar gibi birkaç gün öncesinden heyecanla toplamaya başladıkları bavullarını havaalanlarındaki akrabalarına terk etmek zorunda kalan hacı adaylarımız bugünlerde o kadar çok ki. Zaten çoğu zaman bu eşyalarıyla birlikte olamayacaklarını unutup sevdiği lor peynirine kadar yanına alan tonton ihtiyarlarımızın bunu bilmesinde fayda var.

Dönüşte de yakınlarına getirmek istedikleri zemzem suyunu, hurmaları ve hac hediyelerini de orada bırakmak istemiyorlarsa aynı şekilde uygun oranda almalarını öneriyorum.

Dev gövdeli iki koridorlu uçakların ağırlık kapasitesi ne kadar fazla olsa da bagaj ağırlıkları belli bir tonajı geçtikten sonra maksimum kalkış ağırlığını limitlemeleri an meselesi. Malumunuz nesnenin büyüklüğü etkileşim oranını artıran etken.

Bu yıl yine birçok havayolunun hac seferleri yapılıyor. Başta Onur Havayolları ve Atlas Jet olmak üzere bazı özel havayolu şirketlerimiz de uçaklarının bir bölümünü Suudi Arabistan Havayollarına kiralamış durumda. Bunlardan kimisi kurban bayramından sonra dönecek olsa da bazılarının birkaç yıl boyunca ekipleriyle birlikte kutsal topraklarda başka ülkelerin hacılarını taşıyacağını biliyoruz.

Hacı adaylarımıza mutlu, huzurlu bir kutsal görev dilerken yanlarına aldıkları bagaj limitlerine dikkat etmelerini öneriyorum. Havaalanında eşya bırakmak herhalde bir hacı adayı için hiç hoş olmayan bir durum olsa gerek.

YAZARIN DİĞER YAZILARI