Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

Kışın havacılık

Türkiye'nin iklimi havacılara da ilginç deneyimler yaşatıyor. Senenin bu kadar dörde bölünmüş haliyle her mevsimi yaşayan ülkesi çok yok dünyada. Türkiye'de son yıllardaki iklim değişikliklerini saymazsak her mevsim layığınca üçer ay sürüyor gerçekten. Durum böyle olunca da havacılık adına işler başka ülkelere göre zorlaşıyor tabi.
Yılın çoğu ayında soğuk olan kuzey ülkelerinde turizm ve buna bağlı veya bağlı olmayan ulaşım yoğunlukları da ona göre ayarlanıyor. Yani kimse tatile gitmek için güneş çıkmasını beklemiyor. Çünkü memlekette zaten güneş çıkmıyor.
Ya da tam tersi bir güney ülkesinde kimse tatile gitmek için havaların serinlemesini veya yağmurların başlamasını beklemiyor. Ya da bir miktar öyle olsa da sezonun büyük çoğunluğu havacılık açısından yolcunun rağbet gösterdiği tarihlere denk geliyor.
Oysa ülkemizde senenin yarısı havacılık açısından rağbet görmeyen kışa denk gelirken diğer yarısı ise herkesin yüklendiği bir dönem oluyor.
Havayolu işletmecisi de sefer sayılarını kışın azaltsa da hiç uçmazlık yapamayacağı için doğal olarak bu seferlerde zarar ediyor. Sonra da hem zarar ettiği bu seferlerdeki kaybını telafi etmek hem de artıya geçip kar etmek için yazın da fiyatlara yükleniyor.
Şubat ayında 60 liraya gittiğiniz aynı yere Ağustos ayında 250 liraya yer bulamıyorsunuz. Bu arz dengesizliği aslına bakarsanız yolcuya da negatif olarak yansıyor. Şahsen ben kimsenin kışın bedavaya yakın bir bilet istediğini sanmıyorum. Durum böyle olunca da yazın bu kadar yüksek rakamlara uçmak gerekmeyecek.
İşin optimumu yakalansa ve yıl içerisinde dengeli bir fiyat politikası izlenebilse aslında her şey hepimiz için daha kolay olacak.
Bunun çaresi elbette küresel ısınma gibi mevsimleri değiştiren bir etkene bağlı değil. Hoş işin gerçeği mevsimlerin değişmesi bir miktar yolculuk alışkanlıklarını da etkileyecek ama asıl konumuz bu değil.
Aslında kış aylarında seyahat etmesini bilen bir toplum değiliz. Avrupa'nın neredeyse her yerini bilip doğu Karadeniz'i görmemiş ciddi bir kitle var ülkemizde. Orta Anadolu ve bir miktar doğu Anadolu'daki gezilip görülecek yerler henüz kimse için trend olmuş değil. Mardin'i görmeden Sanpetersburg'a giden kitlenin sebeplerini araştırmak gerek.
Elbette ülkemizin bu bölgeleri çok gelişmiş değil. Bu nedenle seyahat edecek kişi açısından belki bir Avrupa ülkesi gibi keyif vermeyebilir ama en azından tarihi yerlerini görmek adına bu gibi bölgelere düzenlenecek gezilerin artması için daha çok zamana ihtiyacımız var gibi gözüküyor. Yaz aylarında denize girmenin ötesinde sıcaklık nedeniyle insanın sokağa çıkmasına bile izin vermeyen bölgelerimize bu tarihlerde planlanacak turların çok daha keyifli ve ekonomik olacağını söylesem acaba kaç kişiyi inandırabilirim. Durum böyle olunca da hepimiz aynı anda denize gitmeye aynı anda kayak yapmaya çalışıyoruz. Bu tarihlerde Erzurum fiyatları tavan yaparken Ağustos ayında da Bodrum ve Antalya'ya yer bulmak mümkün olmuyor.
Tatil alışkanlıklarımızı revize edip güncellediğimizde, ananevi alışkanlıklarımızdan kurtulduğumuzda havacılık da derin bir nefes alacak.


YAZARIN DİĞER YAZILARI