Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

Kokpitte sivil olur mu?

Uçak 10 bin metredeyken kaptan koltuğunu 15 yaşındaki uçuş heveslisi bir çocuğa bırakan pilotla ilgili haberler geçen ayın en ilginç havacılık gelişmelerinden biriydi.
Anadolu Jet şirketinde uçan kaptanın kaptanlığı alınarak rütbesi yeniden pilotluğa indirildi. Eh bu ceza normal ve adil gözüküyor. Ancak bilmeyenler için anlatmak gerek. Her altı ayda bir pilotlar uçtukları uçakların simülatörlerine girerek öğretmen pilotlar nezaretinde farklı kötü senaryolar geliştirilerek deneniyorlar. Bu durumda pilotun refleksleri, olaylar anındaki doğru karar verip vermediği ve bunu hangi süratte yaptığı denetleniyor.
Havacılıktaki sürprizler çoğu zaman birden gelişiyor. Belgesel kanallarında anlatıldığı gibi dakikalarca süren kaza oluşumları meydana gelen kazaların sadece kısa bir bölümünü oluşturuyor.
Pilotun insancıl, sevecen, müşfik, babacan yönünü kutluyorum. Ama profesyonellik konusunda bu durum tam bir rezalettir.
Günümüzde 11 Eylül terör olaylarından sonra alınan önlemler içerisinde kokpite hiçbir sivilin girememesi için kamera konması, kapının kilitli kalması, kapının dış darbeyle açılamaması için güçlendirilmesi ve hostesin kokpit zilini çaldıktan sonra pilotun kameradan bakarak güvenlik açısından bir sakınca olmadığını görüp ondan sonra kapıyı açması gibi bir dizi uluslar arası önlem bulunuyor. Bu önlemler doğal olarak Türkiye'deki tüm havayolu şirketleri tarafından da kullanılıyor.
Yani "Hostes hanım bizim bey kokpiti hep merak eder, müsaitse bir bakabilir mi?" gibi hiçbir talep asla ama asla yeni kurallar içerisinde artık kabul edilebilir bir istek değildir. Buradaki olay sadece 15 yaşındaki delikanlının kaptan koltuğuna oturması olarak değerlendiriliyor ki bu durum kabahat üzerine kabahat olmuş aslında.
Yani olayın havacılık tabiriyle bir sefety bir de security tarafı var. Türkçeye çevirince her ikisi de aynı anlamlı gibi gözüküyor ama biri emniyet biri ise güvenlik desek daha iyi anlaşılır. Yani kokpite sivil birisi girdiği için uçağın güvenliği tehlikeye düşmüş durumda. O kişinin hangi niyette olduğunu kimse bilemez. Aprona adam sokarken bile kırk teraneden su getirirken kokpite her ricacının girebiliyor olması elbette kabul edilemez.
Diğeri ise olayın emniyet bölümü. Yani çocuğun kaptan koltuğuna oturması. O sırada yukarıda da bahsettiğim gibi aniden bir acil durum oluşabilir. Çocuk yanlış bir işlem yapabilir. Çocuk orada olduğu için ikinci pilotun da dikkati dağılır vs. vs.
İşin özü kokpit; bir mabet gibidir. Orada iki insan sohbet edebilir, meyve yiyebilir, çay içebilir. Bu düzen içerisinde de işini yapmaya devam eder. Ama bu düzenin dışına çıkılan durumlar hepsi birer risktir.
Netice itibariyle havacılık bir disiplin işidir.
Türk Hava Yolları'nın ne yazık ki kaza istatistiklerine baktığınızda bu gibi özgüven odaklı kazlar nedeniyle dünya sıralamasında üst sıralarda bulunulduğunu görürsünüz. Olayın tüm masum yanına rağmen "Korkunç" olarak nitelenebilecek bir disiplin bozukluğu vardır.
Kaptan yine rütbe-i tenzille iyi kurtarmış ki bu durum da THY'nin) ki bence Anadolu Jet diye bir şirket yoktur sadece sanal bir marka vardır) disiplinsizliğe karşı olan yaklaşımını iösteren en somut davranış biçimidir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI