Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

Terlikli First Class

Türk Hava Yolları Genel Müdürü Temel Kotil'in eşiyle birlikte gittiği Hac ziyareti dönüşü Atatürk Havalimanı VIP salonunda çekilmiş fotoğrafını görmüşsünüzdür. Ayağında siyah çorap ve üzerinde bej-gri renk arası terlik.
Beyefendi bu fotoğrafa karşılık açıklama yaparak ayaklarındaki bir rahatsızlık nedeniyle açık ayakkabı giydiğini ve bu nedenle de fotoğrafları çekilirken bir reaksiyon göstermediğini söyledi.
Ben bilemem beyefendinin ayağındaki nasırın ne olduğunu.
Ama Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım'ın Ankara otoban yolu üzerinde bir yerde yemek yerken eşi hanımefendinin erkeklerden ayrı bir masada tek başına yemek yediği görüntü geldi aklıma. Çok üzülmüştüm o fotoğrafı görünce. Çünkü bazı fotoğraflar göründüğünden çok şey anlatır.
Bu bir kültürdür. Genel müdürümüz uçak mühendisi değil astronot olsa da fark etmez. Ulaştırma Bakanımız ise gemi mühendisliği yerine quantum fiziğinde kitap yazmış olsa da bir şey değişmez. Bu bir gelenekler silsilesinin dışarıya yansımış biçimidir.
Bu gibi fotoğraflara baktıktan sonra kişilerin özel yaşantıları, dünya görüşleri, vizyonları hakkında da fikir sahibi olursunuz. Ayağınız hasta olduğunda ayakkabı yerine terlik giyiyorsanız diziniz yaralandığında da pantolon yerine şort giyebilirsiniz gibi bir sonuç ortaya çıkar ki bu örneği çoğaltırsak altından kalkamayız. Bu durum ayıptır. VIP salonunun bir adabı vardır. İşin asıl acısı Türk Hava Yolları Genel Müdürü olmanın başka bir sorumluluğu vardır. Böyle bir durumla karşılaştıysanız istersiniz bir tekerlekli sandalye, çıkarsınız normal yolcu kapısından olur biter. Ya da uçağın altına makam aracınızı getirtseniz bile bu kadar abesle iştigal olmaz yani.
Bu bir kültürün sonucudur ne yazık ki. Okulda okutulmaz. Profesör olmakla kültür değişmez.
Bu arabesk bir kültürün sonucudur. Günümüzde arabesk kültürler muhafazakar görüntünün arkasındaki dünyevi icraatlara iştigal etmeyen insan kisvesi altına sığınmaktadır. Bu durum kişinin etrafını hatta kendisini aldatmasıdır. Muhafazakar olmak görgüsüz olmayı, çağın dışında bir kültürü benimsemeyi gerekli kılmaz. Bir aidiyet duygusu içerisinde bırakılan bıyık şekli, takılan yüzüğün maden evsafı, verilen selamın el biçimi nereye ait olduğunuzu gösteriyorsa bunun muhafazakar yapıyla bir ilgisi yoktur. Bu durum adı konulmadan, açıkça ve bilinir halde şifrelenmiş bir davranışlar bütünüdür. Kafa tokuşturmak gibi yani. Nereye ait olduğunuzdan tutun da olaylara bakış açınızın ne olacağına kadar çok şey ifade eder. Bu şifreyi bildiğinizde okuyabilirsiniz ancak. Yoksa sadece bir miktar doğu kültürünün etkisinde kalmış medeni olmayı tam olarak gerçekleştirememiş görüntü algıladığınızı sanır ve muhtemelen anlayışla karşılarsınız.
Devlet adabı bu gibi davranışlarda bulunmamanızı gerektirir. Bulunduğunuz makamın ağırlığını taşımanız beklenir. Rahat kıyafetler giymek istediğiniz özel anlarınızda eşofman yerine şalvar giyerseniz bulunduğunuz devlet makamının hiyerarşik varlığıyla orantılı olarak ayıp etmişsiniz demektir. Şalvar giymek ayıp değildir, kıyafet altına sutyen takmamak da ayıp değildir, mayo giymek de hatta. Ama Angela Markel olarak belirgin biçimde sutyensiz gezer tatil dönüşü güneşten çok yandı diye ekstrem bir etek giyerseniz hem Alman halkı hem de Alman basını tarafından ayıplanırsınız. Lufthansa'nın genel müdürü de aynı şekilde ayıplanır elbette.
Bu arada basın demişken Reha Muhtar abiye de değinmeden geçemeyeceğim. Bu terlik konusu hakkında yazdıklarına bakınca aykırı olmak için bu kadar çabalamaya da gerek olmaz yani. Sayın genel müdürün VIP'den terlikle geçmesi ayıpsa, Reha Muhtar'ın bu konu hakkındaki yaklaşımı ayıbın daniskasıdır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI