Yusuf Zengin
Yusuf Zengin

Bagajdaki sıvı Paranoyası

Bu aybaşından itibaren yolcu el bagajlarında taşınan sıvılara belli bir kısıtlama gelmişti. Ancak uygulama gelecek aylara ertelendi. Bu uygulamaya göre ister parfüm, ister çocuk maması herkesin uçak içerisinde kabinde taşıyacağı sıvılar 100 ml. ile sınırlandırıldı.
Böyle saçma bir uygulama ülkemizde üretilse tamamen geri kafalılık, terör bilmezlik ve işgüzarlık olarak adlandırılır ama ne tuhaftır ki uygulamanın sahibi Avrupa ve Amerikalılar.
Efendim senaryoya göre bir patlayıcı hazırlayabilmek için 100 ml'lik sıvı bu iş için yetmiyormuş. O yüzden 100 ml'ye kadar olan sıvılar serbest. Ama bundan daha fazla olduğunda uçağı havaya uçurabilecek, zarar verebilecek kadar bir patlayıcı üretilebiliyormuş.
Yahu ben bu patlayıcıdan anlamaz halimle bile kafaya bunu koyan birkaç kişinin 100'er ml'lik sıvılarla uçağa bindiğinde aynı karışımı elde edebileceğini matematiksel olarak hesaplarken acaba bu terör uzmanı yabancılar hiç mi matematik bilmiyor. Biz de mecburen bu adamların isteğine uymak zorundayız haliyle.
Duty free'den bir içki aldığınızda mesela bunu ağzı açılmaz bir poşete koyuyorlar şimdi Avrupa meydanlarında. Eğer o torbayı yırtarsanız ki yırtmadan açılmıyor o şişeyi uçağa alamıyorsunuz. Buradaki amaç duty free'den aldığınız o içkinin güvenlikten geçtiği sizin müdahaleniz olmadan da poşetlendiği yani güvenlik-security adına steril hale getirdiğini tespit ediyor güya. Bizim zihniyet bunu tam olarak üretemediği için herhangi bir buzdolabı poşeti içerisinde olabilecek sıvıların uçağa alınabilmesine hükmediyor.
Anlamadınız değil mi?
Haklısınız, anlatması bile zorken nasıl uygulanacak Allah bilir.
Mesela bir anne elinde biberon ve bebeğiyle geldiğinde biberondaki mama önce kendisine tattırılacak sonra uçağa yeteri kadarı alınacakmış.
Ben hayatımda bu kadar saçma bir uygulama görmedim.
İyon analizi yapan dedektörler varken böyle bir uygulama terörün kazandığının en somut göstergesidir. Teknolojiler insanın hayatını kolaylaştıracakken terör nedeniyle insanların hayatı zorlaşıyorsa burada terör kazanmıştır.
Zaten havalimanlarında geldiğimizde ayakkabıları çıkartıp galoşlarla geçmek bile insanın doğasına aykırı bir durumken neden teknolojiyi üretip bu gibi sıvıları algılayacak materyalleri havaalanlarına koymazlar anlamak mümkün değil.
Efendim neymiş bu gibi cihazlar çok pahalıymış.
Devlet için vatandaşının rahatlığı adına yapılacak harcamanın bedeli olur mu?
O zaman trafik ışıklarını da kaldıralım. Sanki onlar bedava mı?
Elbette bir kar-zarar-fayda dengesinden bahsetmek gerekir. Ama delinin biri cam kırıyor diye bundan sonra penceresiz ev yapmaya benzer bu gibi uygulamalar.
Bir saatlik uçuş için zaten kuyruklardı, geçişlerdi, güvenlikti derken saatler öncesinden havalimanına gitmek zorundayken şimdi de böyle tuhaf uygulamalar bizi canımızdan bezdirecek.
Mesela uçak altına vereceğiniz bagajınız yok ve yanınızda da yarıya yakını kullanılmış iki şişe 100 cl'lik parfümünüz varsa bunlarla uçağa binemezsiniz. Orada bunları bırakacak bir yer olmadığına göre ya çöpe atacak ya da uçuştan vazgeçip geri döneceksiniz.
Girilen zahmete, uğraşılan konuya bakar mısınız?
Bazen herkesin el ele verip uçak yolculuğunu daha da eziyet haline nasıl getireceklerini düşündüğünü varsayıyorum.
Bunun başka açıklaması yok çünkü.
Neyse ki biraz olsun ertelendi de birkaç ay bile olsa bu eziyete geç katlanacağız.
YAZARIN DİĞER YAZILARI