Aziz Babuşcu
Aziz Babuşcu

HAFTADAN BAŞLIKLAR

EĞİTİMDE YAPTIKLARIMIZA CHP'NİN HAYALLERİ ULAŞMAZ

Bildiğiniz gibi 8 yıllık kesintisiz eğitim 28 Şubat darbe döneminin ürünü.

Cumhuriyetimizi "tek tip vatandaşlar kümesi" olarak algılayan seçkinci kafalar, eğitime her zaman pedagojik değil ideolojik bir açıdan baktılar. Hatta çoğu zaman bir asayiş sorunu olarak gördüler. Bu nedenle de geçmiş dönemlerde eğitim MGK toplantılarının ana günden maddesiydi. 8 yıllık kesintisiz eğitim de eğitim şuralarında değil MGK toplantısında alınan bir karardı.

İktidarımız bu konuda çağdaş ülkelerdekine benzer bir düzenleme yapmak için çalışmalara başlayınca, CHP'nin öncülük ettiği koro son derece seviyesiz, temelsiz ve iftira yüklü bir söyleme sarıldılar. Kesintili eğitimin kız çocuklarımızı evlere hapsedip eğitimden uzaklaştırmak için gündeme getirildiğini söylediler.

Gerçi biz bu ülkede kimlerin kız çocuklarımıza okulları yasakladığını, hangi kafaların kız çocuklarımız için ikna odaları kurduğunu, hangi vicdanların Tıp Fakültesinin son sınıfına gelmiş kızlarımızı üniversite kapılarından geri çevirdiğini iyi biliriz.

Bizim kız çocuklarını eğitimden mahrum bırakmak için böyle bir düzenleme yaptığımızı söyleyenlere sadece birkaç rakam vermek istiyorum:

AK Partiden önce kızlarımız arasında okuryazarlık oranı yüzde 91'di.

Bu rakam bizim iktidarımızda yüzde 98,5'a çıktı.

AK Parti döneminde yapılan okul ve derslik sayısını bizden önceki dönemlerin tamamıyla bile kıyaslamak kabil değil.

Dahası, bir gerçeği de bile bile saptırıyorlar. Meselenin "Kesintili" kısmına odaklanırken "zorunlu" kısmını gözden ırak tutuyorlar. Sonuçta biz mecburi tutulan eğitim yılını azaltmak bir yana, bilakis artırıyoruz.

Bu mu çocuklarımız eğitimden uzaklaştıracak!

Bir şey daha; dünyada tam 158 ülke kesintili eğitim yapıyor. Kesintisiz eğitim yapan ülke sayısı bir elin parmaklarını bulmuyor.

Ama hiç kuşkunuz olmasın; bu kafalar bu söylediklerimiz karşısında zerrece utanmayacak, yine bildiğini okuyacak, iftiralarına devam edecektir.

Hastalığı zihinde olanı bilgi vermek yoluyla iyileştirebilirsiniz ama kalbinde olana ne söyleseniz boş oluyor maalesef!

28 ŞUBAT PİSLİKLERİ BİRER BİRER DÖKÜLÜYOR

28 Şubat'ta bu millete hem siyasi hem ekonomik açıdan nasıl kumpaslar kurulduğunu bu günlerde yapılan bazı itiraf, günah çıkarma ve tartışmalardan daha iyi anlıyoruz.

Evet, 28 Şubat ne sadece siyasi, ne sadece ekonomik boyutları olan bir şeydi.

Her ikisiydi.

Al gülüm ver gülüm manşetler...

Bankalarda yönetim kurulu üyeliği için sıraya giren cuntacı bürokratlar...

İhaleler karşılığı kotarılan düzmece haber ve yalanlar...

Uyduruk gazete haberleriyle tanzim edilmiş parti kapatma iddianameleri...

Şimdilerde kendilerini eğitim dahil her meselede biricik söz sahibi sanan bazı sözde STK ve derneklerin, o dönemde cuntacılarla geliştirdiği utanç verici ilişkiler...

Hepsi birer birer ortaya dökülüyor.

Milletimiz bir kere daha neyin ne olduğunu iyi görüyor ve bir kere daha Genel Başkanımız ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'nin Türkiye için ne anlama geldiğini daha yakından ve daha gönülden kavrıyor.

YENİ CHP NEREDE? BİZ GÖREMEDİK...

Geçtiğimiz hafta CHP, kurultaylarına devam etti.

Yandaş medya kurultayı demokrasi olarak sunmak için büyük çaba gösterdi.

Hatta demokrasi tarihimizde milat diyecek kadar ölçüyü, endazeyi kaçıranlar oldu.

Oysa kurultay Kılıçdaroğlu'nun parti içindeki muhaliflerini tasfiye hareketiydi sadece.

Nitekim itiraz eden delegeler, salona sokulmadı, girenler yaka paça dışarı atıldı.

Kurultay öncesinde, sırasında ve ertesinde "Yeni CHP" söylemleri ortalıkta dolaştı durdu.

Oysa biz Kılıçdaroğlu'nun "Yeni CHP"'sinin farkını anlayamadık.

Nesinin "Yeni" olduğunu da.

Hala milli iradeye sahiplenmek yok.

Hala cuntacılara selam çakarak devam ediyorlar yollarına.

Hala bu millete her türlü baskıyı ve zulmü yapmış olanlar CHP'nin baş tacı.

Ve hala bu milletin inançları ve değerleriyle bitmez kavgaları devam ediyor.

Belli ki CHP'de sadece isimler yenileniyor. Ruh da aynı, istikamet de aynı, felsefe de aynı. Hala sövüp saymayı, hala kargaların bile gülmeyeceği şeyleri ciddi ciddi tez olarak ortaya sürmeyi muhalefet etmek sanıyorlar.

Mesela Kılıçdaroğlu "AK Parti 28 Şubatın ürünüdür. 28 Şubat AK Partiyi iktidara getirmek için yapıldı" diyor. Yani bu, komplo teorilerini de aşan, tuhaf ötesi, garabet üstü garabet bir söz.

Sen, 28 Şubat yaşanırken 28 Şubatı savunacak, en büyük destekçisi olacaksın, sonra da bu lafları hiç utanmadan söyleyebileceksin.

Hatırlayın Kemal Bey, selefiniz olan Genel Başkanınız Baykal, 28 Şubatta askerin müdahalesini normalleştirmek için ne demişti: "Ortada darbe falan yok. TSK, bir sivil toplum kuruluşu gibi çalışarak hükümetle mücadele etmiştir sadece."

Dünyada askeriyeyi STK sayan ve onun siyasete müdahalesini STK faaliyeti olarak görüp destekleyen bir anlayış ancak ve ancak CHP'de olabilirdi ve oldu!

O gün desteklediğiniz darbe için bugün ise "AK Partiyi iktidara getirmek için yapıldı" derken hiç mi aynaya bakmıyorsunuz?

Siz ne derseniz deyin, bu millet şunu çok iyi biliyor sayın Kılıçdaroğlu:

AK Parti 28 Şubatın ürünü değil, 28 Şubat'a ve o anlayıştakilere verilmiş en büyük cevaptır! Bu yüzden de milletin büyük teveccühüyle iktidardadır!

İŞTE BU RUH...

Başbakanımızın Cuma namazı çıkışı, evinin balkonundan "Çayımız hazır, bir çayımızı için" diyen Ünzile Özüm adlı bir vatandaşımızın davetini geri çevirmeyip evine gelmesini ve akabinde yaşanan hoş diyalogları izlemişsinizdir.

Bence bu olay siyasetimiz adına çok önemli ve derin bir sosyolojiye sahiptir.

Tüm teşkilat mensubu kardeşlerimiz çok iyi bilmelidir ki, bizi iktidara getiren birinci etken, Genel Başkanımızın şahsında sembolleşen bu tevazu ve milletle kurulmuş sıcak gönül bağıdır. Dolayısıyla bu olay, en az gündemin diğer maddeleri kadar önemli olmalı bizim için.

Ve hep hatırlanmalı.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
WhatsApp İhbar Hattı
Türkiye Haberci'yi Facebook'ta takip edin

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete