Aziz Babuşcu
Aziz Babuşcu

ŞİMDİ DE SANAT İSTİSMARI

Türkiye'de rejim üzerinde vesayetçi bir anlayışın her zaman devam etmesinden yana olanlar var. Bunlar her durumda, her olayda ve her fırsatta AK Parti'ye saldırıyorlar.
Çünkü onlar da iyi biliyor ki, AK Parti bu ülkede vesayetsiz bir demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin, kısacası gerçek anlamda bir hukuk devletinin simgesi durumundadır.
Elbette vesayetten yana olduklarını açık açık söyleyemiyorlar.
Bunun yerine her türlü kavramı ve olguyu istismar ederek vesayet değirmenine su taşımaya çalışıyorlar. İstismar edilen şey, yeri geliyor hukuk ve adalet oluyor, yeri geliyor laiklik oluyor, yeri geliyor eğitim oluyor, yeri geliyor temel hak ve özgürlükler oluyor.
Bugünlerde istismar konusu ettikleri şey ise sanat.
Sanat kavramının arkasına saklanarak ve sanat kavramını alabildiğine sömürerek AK Partiye karşı olan ideolojik hınçlarını sergiliyorlar. Ve nasıl ki laikliği, hukuku, eğitimi ve özgürlükleri salt kendi dar ve katı ideolojik anlayışları içinde ele alıyorlarsa, sanatı da aynı bakış açısıyla bir ideolojik malzemeye dönüştürüyorlar.
İstedikleri çok açık:
Hem belediyeler onların dar ve ideolojik sanat anlayışlarını para vererek finanse etsin, hem de onlar sanat adı altında milletin parasıyla milletin değerlerini rahatça aşağılayabilsinler, milletin parasıyla millete ve seçtiklerine ağız dolusu hakaretler yağdırabilsinler, hem de hiç kimse onların bu yaptıklarına karşı en küçük bir öneride bile bulunamasın.
Bir söz vardır; "Hem bütün pastayı mideye indireceksin, hem de tabakta pasta kalacak!"
Bu garabeti ıslah etmek için bazı düzenlemeler yapıldığında ise hemen vaveylayı koparıyorlar:
"Muhalif sanatçılar susturulmak isteniyor. AK Parti sanata karşı! Bizi gönderip kendi adamlarını alacaklar! vs."
Oysa Başbakanımız gayet güzel şekilde ortaya koydu:
"İsteyen bu ülkede istediği sanatı özgürce icra eder, ediyor da... Tiyatrocular da aynı. İsteyen istediği oyunu istediği gibi sahneler. Ancak biz belediye kesesinden bu işlerin yapılmasına daha fazla izin vermeyeceğiz. Elbette sanatsal çabalara devlet olarak katkı ve destek vermeye devam edeceğiz ama bu şekilde değil. Şehir tiyatrolarını özelleştireceğiz. İsterlerse bu nümayiş yapan arkadaşlar da alabilir. Alsınlar, işletsinler."
Buna da karşı çıkıyorlar ve aynı şeyleri tekrarlamaya devam ediyorlar.
Dillerine pelesenk ettikleri bazı sözler var; "Sanatçı muhaliftir, sanatçının muhalif bir duruş sergilemesi işin doğası gereğidir. AK Parti, bu yüzden sanatçıları sevmez.
Çünkü muhalefet istemiyor vs." Burada da çok büyük bir kandırmaca yapıyorlar.
Sanatta "muhaliflik" kadar "muhteliflik" de önemlidir. Ama bakıyorsunuz, bütün repertuarları tek tip.
Bunu da geçelim.
Sanatçı muhalif olur diyorlar.
Buradaki "muhaliflik" üzerinde iyi durmak lazım. Tamam, muhaliftir de neye muhaliftir?
Eğer siz sadece kendi dar ve katı ideolojiniz dışında herkesi öteki görüyor, yok sayıyor, dışlıyorsanız, bunun adı "muhalif duruş" değil, "ideolojik duruş"tur.
Gerçek sanatçılar muhaliftirler ama onların muhalefeti ideolojik bir körlükten dolayı değil, öncelikle "haksızlığa ve zulme karşı muhalefet"tir.
Oysa muhaliflikten dem vuranlara bakıyorsunuz; hiç biri de bu ülkenin yıllarca büyük baskı, zulüm ve haksızlığa uğrayanlarına karşı bir gün bile kıllarını kıpırdatmadılar.
Daha da kötüsü, hep "majestelerinin" yanında, baskı ve zulüm yapanların yanında yer aldılar.
Sadece 28 Şubat sürecinde yaşananları hatırlayalım;
Bunlar o zulüm ve haksızlıklara alkış tutuyorlardı.
Bugün "sanatçı muhaliftir" diye kasılanlar, o günlerde "majestelerinin" yanında yer alıyor, majestelerinin hizaya sokmak istediklerine "muhalefet" ediyorlardı. Halen de kendine "sanatçı" diyen bazıları şurada burada, "ordu göreve" diye yazılar yazıp düşünce(!) açıklıyorlar. İçlerinde "AK Parti yüzde 60 oy almalıydı, çünkü Aziz Nesin halkın yüzde 60'ı aptal demişti" diyenler var.
Evet, bunlar muhalif ama millete, milletin değerlerine, kutsallarına, iradesine ve yaşam biçimine muhalif.
Yaptıkları "sanatçı muhalefeti" değil, "ideolojik çığırtkanlık."
Ne derlerse desinler;
Bu ülkede nasıl vesayetli yargı, vesayetli demokrasi dönemi bittiyse, "millet kesesinden vesayetçi sanat" dönemi de kapanacak.
Herkes demokrasi ve özgürlük içinde kendi sanatını kendi kesesinden icra edecek.
O kadar.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
WhatsApp İhbar Hattı
Türkiye Haberci'yi Facebook'ta takip edin

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete