Adem Yıldız
Adem Yıldız

Transfer Etiği ve Türk Sporuna Yansımaları

Saygı değer dostlar, en kötü sistem en iyi sistemsizlikten daha iyidir ilkesini ülkece kabul etmiş bulunmaktayız, şimdi sıra geldi iyi kötü ülkece bir sistem edinmeye. Öncelikle etik değerlerimizde sistemli bir tutumla başlayalım.
Spor dünyasında etik değer olur mu diye bir soru sorarsanız etik, ahlak, hassasiyet her alanda vardır çünkü bu alanların temel unsuru insandır ve her konuda ahlaklısı makbuldür.
Spor kültürümüzde üst sıralarda bulunan futbol ise bu konuda daha etkileyici bir rol oynamaktadır, aslında işi ahlak boyutuna ve etik değerler boyutuna taşıdığımız zaman ortaya sistemsiz bir oluşumun olmayışının ahlaki değerleri de etkilediğini görmekteyiz.
Toplumda ayıp, günah gibi kavramların sadece bazı alanlarda kullanılması en büyük yanılgımızdır. Futbol kültürümüzde en zirveden başlayıp amatör takımlara kadar indirgeyebileceğimiz bu unsurlar işin mevzuat yönünden çok etik yönüyle değerlendirildiği zaman gerçek amaç doğrultusunda daha bir anlamlılık gösterdiğini vurgulayabiliriz, hani insanların aslında spor denilince akla gelmesi gereken BEN SPORCUNUN ZEKİ ÇEVİK VE AYNI ZAMANDA AHLAKLISINI SEVERİM sözünü de artık hatırlatmama gerek kalmamıştır.
İşte etik gerçektir, gerçek olan bu etiğin sistemli bir hal alarak önceliklerimiz arasında yer almasıdır. Süper ligde yapılan transferlerde daha sporcunun sözleşmesi bitmeden spekülasyonlara girilmesi, yöneticilerin spor dostluktur ilkesini hiçe sayarak başka bir takımın oyuncusuna kafa karıştıracak tekliflerde bulunması da bu etik değerlerin farklı bir noktasıdır. Ahlaklılık ilkesini yöneticinin uygulamadığı bir sistemde sporcu nasıl uygulasın antrenör nasıl uygulasın, demek ki ahlaklılık ilkesine yöneticilerinde bir sporcu gibi dahil olması gerekir.
Bu madalyonun bir tarafı, diğer tarafına baktığımız zaman üst tarafta bu fırtına olunca otomatikman alt tarafta bir kasırga kaçınılmaz oluyor. Bizim tabirimizle altyapılarda ve amatör takımlarda şimdiki adıyla gençlik geliştirme projelerinde maalesef ahlakın bir tek harfini bulmak bile imkansız. Amatör takım oyuncuyu yetiştirir, hocaya veya yöneticiye danışılmadan direk ailelerle irtibata geçilerek işin zirve boyutunda gerçekleştirilen etiksizliğin bir benzeri gerçekleştirilir. Daha kaliteli olduğunu zanneden ggp takımları kendinden daha kalitesiz olduğunu düşündüğü takımların oyuncularının kafalarını karıştırarak inanılmaz bir kul hakkı ihlaline yol açtığı gibi genç nesilleri de bu etiksizliğin içerisine atarlar.
Geleceğimizi ne kadar düşünüyoruz ,eğitirken kendimizi de eğitmeliyiz yukarda meyve toplamaya çalışırken almaya çalıştığımız meyveyi düşürüp parçalayabilir hatta aşağıdaki insanlara da zarar verebiliriz, bu bir şeyleri hissettirecek bir anlam ifade etmiyor mu ?
Unutmamalıyız ki temel amaç ülkemize hangi alanda olursa olsun kaliteli elit ve ahlaklı insan yetiştirmek olmalıdır, bu durumdan dolayıdır ki zirvedekilerin hareketleri aşağıdakileri etkiler ilkesiyle daha hassas olmalıdır ve bu konuda da sistemli bir etik kültüre geçerek bazı ayıplarında bir toplumsal kural ve kanun haline getirilmesi gerekmektedir.
Ve tekrar tekrar son söz,
BEN SPORCUNUN ZEKİ ÇEVİK VE AYNI ZAMANDA AHLAKLISINI SEVERİM.
Anlayanlara, selam ve dua ile. ADEM YILDIZ.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
WhatsApp İhbar Hattı
Türkiye Haberci'yi Facebook'ta takip edin

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete