Faik Kaptan
Faik Kaptan

EN TEHLİKELİ SİLAH ÖPÜŞMEK.

SALDA'NIN KATİLLERİ NE OLDU?
COVİD-19 TARİHİNE KİM GEÇECEK?
KISA KISALAR...

Corona belası sonrası amiyane tabiriyle, "Her şey farklı olacak" sözü galiba gerçek olmaya başladı.
Neden mi? önce kendimden örnek vereyim. Biraz önce gelen habere göre Alaattin Çakı bile tahliye oldu ben 34 gündür içerdeyim. Ne zaman tahliye olacağım belli değil. Alaattin kardeşimiz de artı 65 olduğu için yeni hayatına çabuk adapte olur her halde. Peki biz ne olacağız?
Saçlar uzamaya başladı. Pek kel değilmişim. Yakında uzun zülüflerimle olan halimi yayınlarım.
Neyse gelelim Salı Sallanırımıza. Uzun süredir yazamadım. Şimdi kafama takılan bazı konuları kısa da olsa yazalım bakalım.
SALDA'YLA BAŞLAYALIM.
Önce Beyaz Cennet "Salda"yı oyan şerefsizlerden başlayalım. Üç gündür haberleri okuyoruz. O güzelim doğa harikasının bembeyaz kumlarını iş makineleriyle oyup, kamyonlarla çalan bence hırsız da daha adi olan bu adamları hiç tanımadık. Her kes sadece çok üzüldüğünü söylüyor. Yayınlayın kardeşim bu şerefsizleri. Görelim yüzlerini, şirketlerini tanıyalım. İbretlik olsunlar. Ne ceza kestiniz. İçeriye mi attınız, yoksa alın size 3200 lira ceza deyip sadece kulaklarını mı çektiniz?
Toplum bunu bilmek istiyor. Ben inanıyorum ki o bölgede çalışan gazeteci kardeşlerim, kesinlikle bunu çekip göndermişlerdir, ama kullanan yok. Sevgili yazı müdürleri, sizler bunu kullanın ki, sokağa çıkma yasağı olan günlerde ona buna yalvarmanıza gerek yok,.Vallahide yerin altında bile olsa ben o gazeteyi bulup okurum.
EN TEHLİKALİ SİLAH ÖPÜŞMEK.
Dünden bu yana okurken üzüldüğüm bir haber var. Ersin Kalkan adlı bir gazeteci kardeşimiz sokakta arkasından saldıran bir adamla kavga ederken katil oluyor. Şimdilik iddia.
Yahu Ersin kardeşim niçin adama bıçak sallıyorsun. Şöyle güzel bir sarıl. Arkasından şöyle kuvvetli bir muccuk öpücük. Ondan sonra da kendisine, " Hayırlı olsun sana virüsümü bulaştırdım" de çekil git.
Bundan güzel savunma ve intikam olur mu?
Devir corona devri. Bizim hanım bile geçen gün gittiği mahallemizin bakkalının kızı sadece omuzuna dokundu diye bir daha o bakkaldan içeriye girmiyor. Kendini karantinaya aldı.
Bak ne kadar güzel eğitim almışsın. Gazetecilikte bir çok başarın var. Kitapların var. Ödüllerin var. Hepsini bir kenara koyup bir ticarethane açmışsın. Bir hiç yüzünden bu kötü damgayı yedin. Değer miydi? Bir öpseydin her şeyi hallederdin!
HEPİMİZİN UMUDU AŞI DA.
Haber kanallarının tümü Corona ile yatıp, Corona ile kalkıyor. Artık bıkkınlık geldi. Her gün kelime dünyamıza tıbbi bir terim ekleniyor. En son giren de "Filyasyon". Şimdi tüm bunları bir kenara koyalım.
Son zamanlarda belgesellerde izlediğim hayvanlar alemi çok daha ilginç. Mesela Afrika Penguenlerinin dişilerinin içlerindeki spermleri istedikleri zaman dölleyip, musait bir ortamda üremeyi gerçekleştirdiklerini yeni öğrendim. Hele Manta balıklarının bir dünyası var ki seyre değer.
Hadi bunları da bırakalım. İsim vermek istemiyorum. TV'lerde Corona programlarını yöneten bazı moderatörlerin kötü bir huyu var. Konuşmacıların, ki çoğu profesör ve doçent, sözlerini kesmeleri. Daha cümle tamamlanmadan, " Sayın ...... burada bir şey sormak istiyorum" mealinde keserek çok bilmiş edasıyla, belki de en önemli sözü tamamlamadan kesiyorlar.
Lütfen dikkat..
Bu arada tüm dikkatlerimiz aşı ile ilgili gelecek müjdeli haberde.
Vallahi ben 23 Nisan'da Ercüment Ovalı Hocanın vereceği haberi merakla bekliyorum. Çok umutluyum. Hocaya inancım çok. İnşallah...
KISA KISA...
Bu gün okudum. İki sütuna bir vefat ilanı. "Namık Kemal Şentürk vefat etti"
İlanı TBMM vermiş. Ama bizim nesil Namık Kemal Şentürk'ü İstanbul Valisi olarak hatırlar. İstanbul'da 1973-1977 yılları arasında İstanbul'da görev yaptı. Güler yüzlü bir Vali olarak hatırlarım. Basına karşı da hep güler yüzlüydü.
Kendisi ile ilgili bilgi araştırmak için google da arama yaptığım da karşıma, "Gitti Gidiyor"da 27.50 ye satılan ve imzası olan bir bayram tebriği çıktı. Ne diyelim. Allah Rahmet Eylesin.
DİGİTÜRK'E bir sözüm.
Yahu arkadaşlar. Bu ülkeden, bu milletten eşşek yüküyle para kazandınız. Şimdi corona belası nedeniyle maçlar bitti diye, "Harç bitti yapı paydos" diyorsunuz.
Kardeşim hiç olmazsa şu oynanmış üç maçın parasını kulüplere ödeyin de biraz nefes alsınlar. Kulüplerde gelir yok. Vereceğiniz üç kuruş para inanın iki aydır maaş alamayın personele gidecektir. Hadi bakalım pamuk eller cebe. Yoksa ilerde öyle bir tokat yersiniz ki, her kes .benim deftere yazılır ve kimseye dekoder satamazsınız. Benden söylemesi.
Bir de merak ettiğim konu da At yarışları .
Türkiye de at falan koşmuyor. Pekala bu kadar at nerede, hangi ülkede koşuyor da her gün gazetelerde tahmin köşeleri tam gaz gidiyor...
Sabırlı, metanetli ve dört duvar arası güzel günler dileğiyle.
(Tövbe tövbe kafayı mı yiyoruz. ne?)

Türkiye Haberci'yi Facebook'ta takip edin

TÜRKİYE HABERCİ E-GAZETE

  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete
  • e-gazete