Dışbank'ın çoğunluk hissesini satın alarak Türkiye pazarına 2 sene önce giriş yapan Fortis'in Türkiye CEO'su Yvan De Cock, geçen süreyi " mükemmel" olarak tanımlıyor. " Hedeflerimize ulaştık, hatta aştık bile. Fortis yaptığı yatırımdan çok mutlu. Bu yatırımı organik büyüme ya da başka satınalmalarla daha da ileri götürmeyi umuyoruz" diyen De Cock, kişisel olarak da Türkiye'de çalışmaktan oldukça mutlu olduğunu " Bu yüzden burada kalmak üzere ileriye bakıyorum" sözüyle anlatıyor. " Mutlu CEO" Yvan De Cock, sorularımızı yanıtladı.

UMDUĞUMUZDAN İYİSİNİ BULDUK

Türkiye'de umduğunuzu bulduğunuz mu?

Umduğumuzdan daha iyisini bulduk. Kesinlikle böyle. İyi bir ekibimiz ve yönetimimiz olduğunu düşünüyorum. Yaygınlığımız iyi düzeyde. Tabii ki hala Türkiye pazarında orta ölçekli bir bankayız, bunu biliyoruz. Bu ölçekte bir banka olarak, bir yılda üç kat gibi bir büyüme beklemezdik. Bu yüzden Fortis Global'in genel büyüme stratejisi çerçevesinde, kademeli büyüyoruz ve hedeflerimize doğru gidiyoruz.

Olumlu sonuçlar sizi yeni hedefler için cesaretlendiriyor mu? Mesela ilk 3-5 banka arasında olmak gibi.

Halen nispeten küçük olan pazar paylarımız elbette ki bizim için nihai nokta değil, olamaz da. Dolayısıyla pazar payımızı artırmak zorundayız. Zaten Türkiye'de öncelikli olarak belirlediğimiz hedefler arasında, belli alanlarda pazar payımızı iki katına çıkarmak var. Bunun için de çalışıyoruz. Ancak pazar payımızı iki katına çıkarsak bile, ilk 3 banka arasında yer alamayacağız. Dolayısıyla, " Önümüzdeki 5 yıl içinde ilk beş banka arasında oluruz" şeklinde bir hedef açıklamak gerçekçi olmayacaktır; tabii eğer başka bir satınalma gerçekleştirmezsek. Türkiye'de de şu açık ki, eğer satınalma yapmak üzere 'kabul edilebilir fiyatta' iyi bir fırsat çıkarsa, bu şansı değerlendireceğiz, bundan emin olabilirsiniz. Ama bu daha büyük bir satınalma da olabilir, sadece portföye katma şeklinde de olabilir.

Şu anda böyle bir fırsat görüyor musunuz?

Bu konularda hiçbir zaman net yorum yapamam. Ama şunu söyleyebilirim ki, Fortis ve Fortis Türkiye olarak, her zaman fırsatlara bakıyoruz. Çok sayıda bankanın şu anda büyük hissedarları var. Bu insanlar bu hisseleri satmaya hazır mı gerçekten bilmiyorum ama bugün mevcut fırsatlar çok daha sınırlı gözüküyor. Çünkü bu yatırımlar çok yakın zamanda yapıldı ve eğer 1 ya da 2 yıl önce bir yatırım yaptıysanız, onu bugün satmaya hazır olacağınızı düşünmüyorum.

HERKES SIKI DÖVÜŞÜYOR

Sigorta alanında da bu yönde bir planınız var mı?

Banka, sigorta tarafında da nispeten hala küçük olduğu için, aynı durum sözkonusu. Sigortada pazar payımız yaklaşık yüzde 3 seviyesinde; satınalmalar olmadan bile bunu hergün arttırıyoruz. Ama doğrusu, eğer pazar payımızı yükseltmek için iyi bir fırsat çıkarsa, kesinlikle bakacağız.

Türkiye'de sektöründe rekabeti nasıl tanımlarsınız?

Rekabetin oldukça güçlü olduğunu düşünüyorum. Ama ben 23 yıldır bankacılık sektöründe çalışıyorum ve bunun başka şeklini bilmiyorum. Türkiye'ye gelmeden önce, çok rekabetçi bir pazar olan Belçika'da, İngiltere'de ve Londra'da çalıştım. Mesela Londra'da 500'den fazla banka var, varın rekabeti hayal edin. Türkiye'de ise 46 banka var.

Yani buradaki rekabet hiçbirşey mi ?

Hayır, kesinlikle onu kastetmiyorum çünkü pazar yapıları çok farklı. Türkiye'de de çok fazla rekabet olduğunu ve bunun da iyi olduğunu düşünüyorum. Rekabet sizi uyanık tutar; yaratıcılığı körükleyerek tüketicinin yararına olacak pek çok ürün ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Ve ayrıca, fiyatların tüketiciler açısından kabul edilebilir seviyede kalmasını sağlar.

Peki sizin rakibiniz kim?

Rakiplerimiz neredeyse piyasadaki tüm özel bankalar diye düşünüyorum. İsim olarak veremem çünkü bence pazardan pay kapmak için herkes sıkı dövüşüyor.

BANKASINI ÇALIŞAN SEÇER

Bu rekabette sağlıksız olduğunu düşündüğünüz noktalar var mı?

Serbest bir piyasa, hiçbir zaman sağlıksız olamaz. Ya da piyasa kendi kendini düzeltir. Tabii bazen gördüklerim, beni biraz şaşırtıyor. Ancak bunlar sağlıksız değil; bu diğer birçok ülkede göremeyeceğiniz, Türkiye piyasasına özgü şeyler. Türkiye pazarına özel bir örnek verirsem; diğer pek çok ülkede, maaşını hangi bankada tutacağını çalışan seçer. Türkiye'de ise çalışan değil, çalıştığı şirket karar veriyor buna. Bu da, bir banka olarak buna kendimizi adapte etmemiz gerektiği anlamına geliyor.

BÜYÜK ŞOKLARDAN KORKMUYORUM

Tabii ki, siyasi sahnede neler olduğunu çok dikkatle izliyorum. Çünkü seçim sonrası eğer belirsizlik çok uzun bir süre devam eder, yeni hükümetin kurulmasının gecikmesi gibi durumlar olursa, bunun gerçekten ekonomiye etkisi olacaktır. Her zaman olur. Ancak siyasi durumdan kaynaklanan büyük şoklardan korkmuyorum. Sonucun ne olacağını hep beraber göreceğiz.

HİÇ HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAMADIM

Bir senedir Türkiye'deyim ve hiç hayal kırıklığı yaşamadım. Benim gördüğüm; şirketimiz büyüyor, bütün hedeflerimize ulaştık, üstelik beklediğimizin de ötesinde. Dolayısıyla, ben sadece mutlu olabilirim. Geçen sürede, bu ülkedeki hedeflerimizle ulaşmakla ilgili hiç ama hiç şüpheye düşmedim. Ayrıca, yakaladığımız büyüme beni oldukça fazla heyecanlandırıyor. İlk çeyrekteki performans ve yüzde 330'luk net kâr artışı da beni heyecanlandırdı, sonuçlar mükemmeldi. Dolayısıyla çok güvenli bir şekilde geleceğe bakıyorum.


Mine ZEYBEKOĞULLARI/ İSTANBUL