AB'Yİ DOLAŞACAĞIZ
Brüksel'le ilgili ilk icraatiniz neler olacak? Önümüzdeki hafta bir heyetle Brüksel'e uçuyoruz. TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu'nun önerisi ve onun geliştirdiği bir fikir olarak AB Komisyonu ve önemli kurumlarında Türkiye ile ilgilenen bizim 'bürokrat' onların " eurokrat" dedikleri, kimselerle görüşeceğiz. Bunlar, Türkiye ile ilgili 'İlerleme Raporu'nu yazacak kişiler şu anda fiilen çalışıyorlar. Amacımız, 'İlerleme Raporu' çıktıktan sonra, 'Ya şu yanlış olmuş, şu rakam yanlış çıkmış' denilmemesi için bilgilerin doğru olmasına yardımcı olmak. AB'ye çıkarmalar hızlanıyor mu? İki ay sonra da başka alanlarda uzmanlaşmış kişileri götüreceğiz. Bu şekilde iletişimi sağlamayı planlıyoruz. Ekim ayının ilk haftasında Antalya'ya Avrupalı gazetecileri getiriyoruz. İki ayrı toplantı düzenliyoruz. Lüksemburg'daki Adalet Divanı'nın 20'den fazla üyesiyle Türkiye ile ortaklık anlaşmasına ilişkin içtihadı var. Bunlarla ilgili haklarımız ortada. Ortaklık Anlaşması, Katma Protokol'den ve Ortaklık Konseyi'den kaynaklanan yeni haklarımızı da ortaya koyacağız. n Merkel ve Sarkozy, temelde üyeliğimize karşılar. Bu süreci nasıl aşacağız? AB'nin kimliğinin tanımlanması Bay Sarkozy gibi kişilere kalmış değildir. Sarkozy, muhalefette iken söyler. Ama iktidara geldikten sonra bir 'geçiş dönemi' olması lazım. Bu yılın sonunda yapılacak Aralık Zirvesi'nde Sarkozy, ya içindeki kötülükleri çıkaracak ya da zirvede yumuşama imkanı olacak. Sarkozy'ye Türkiye ile ilişkilerin 'basit bir ticaret anlaşması'na dayanmadığını, 1963 Ortaklık Anlaşması'nın bizatihi bir 'katılım anlaşması' olduğunu belirtmemiz lazımdır. Çünkü, bu anlaşma süresi olmayan bir anlaşmadır ve 'feshine ilişkin' de bir madde yoktur. Bunun sona ermesi mutlaka ve mutlaka 'Tam Üyelik'tir. Türkiye, 3 - 5 milyonluk bir Doğu Avrupa ülkesi değil...
ÖĞÜN, ÇALIŞ,GÜVEN
İlerleme Raporu'nun tarihi yaklaşıyor. İçinde neler olabilir? Seçimler yapıldıktan sonra durum ortaya çıkacak. Nisan'da hükümet, kitap gibi kalın bir program kabul ederek, reform paketlerini ortaya koydu. 'Çok geri kaldık, durumumuz kötü gibi' yurtdışı kökenlerden gelen kişilerle aynı fikirde değilim. Dört dörtlük bir GB ile müktesabatın yüzde 50'sini uyguladık. Üye ülkeler bile bu kadarını başaramadı. Çekineceğimiz, gocunacağımız bir nokta yok. Burada Türk öğün, çalış, güven sözünün çok önemli olduğunu, gerçekten çok övünülecek durumdayız ama çok çalışmak gerektiği kanaatindeyim.
KONFEDERASYON TEZİ POLİTİKA OLDU
Kıbrıs'ta federasyondan konfederasyona geçtik. Bu değişimde sizin rolünüz olduğu da söylenir? Doğru, KKTC'ye yoğun psikolojik baskı yaratıldı. Onun için 1995'li yıllarda bir kitap yazdım. 750'sini de Ada'ya gönderip dağıttırdım. Amacım şuydu, Kıbrıs'ın AB üyeliği gündeme geldiğinde iki toplum arasındaki müzakerelerde iki toplumlu iki bölgeli federasyon olamazdı. Bu, Türkiye'nin ve Yunanistan'ın üye olacağı bir birliğe giremeyeceği zaman söz konusudur. Kıbrıs'ın AB üyeliği gündeme gelirse, " Adada mutlaka konfederasyon olur" dedim. Bundan sonra Türkiye'nin politikası değişti. Ama maalesef 2002'de Kopenhag'daki zirvede Başbakan Abdullah Gül, 'Herşey pazarlığa açıktır, Kıbrıs da buna dahildir' dedi. Bunun üzerine ortaya Annan Planı çıktı. Türkiye'nin görüşü alınmadı.
DOĞRUYU SOYLEDİ ŞAHİNSİN DEDiLER
Size " Şahin" diyorlar? 1995 - 1996 yıllarında Lefke Üniversitesi Rektörü idim. Üniversitenin adını Avrupa - Lefke Üniversitesi olarak değiştirdim. Orada bir Avrupa Hukuk Yüksek Lisans Programı başlattım. O yıllarda AB Komisyonu'nun Kıbrıs Temsilcisi Gilles Anoilh, konuşmalar yapıyordu. Bunlar, baskıcı ve hukuksal olarak doğru değildi. Bir seminerde çok sinirlendi ve toplantıyı terk etti. Halbuki AB anlayışında her şey tartışılır. Ertesi gün, gazetelerde "Kabaalioğlu, suçladı Anoilh kaçtı" manşetleri çıktı. Sonra da kendisini emekli ettiler. Fransa Bordo'da yaşıyor.
PerihanÇAKIROĞLU/ İSTANBUL





