BİLDİRİ DAĞITANLARA GÖZALTI
Tam bu sırada 'Sayın Baykal seni sandığa gömeceğiz', 'Fethullah Gülen'in memleketinden Baykal defol' pankartları açan 2 kişi, kürsüye yumurta attı. Polis kimlikleri henüz açıklanmayan bu kişileri gözaltına aldı. Mitingi izliyen bir grup tarafından, altında 'Haydari Keray' imzası taşıyan ve 'Anadolu insanını inanç ve fikrine, hürriyetine, darbecilerin siyasi fantazilerine kurban eden Baykal'ın namert sesinin Erzurum'dan yankılanmasına müsade etmeyin' yazılı bir bildiri dağıtılmaya başlandı. Miting alanında bulunan Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Baykal'ın konuşması sırasında bildiri dağıtan 7 kişiyi daha gözaltına aldı. Polisler, yaka- paça eylemcileri miting alanından uzaklaştırırken, "Erzurumluları hiçbir siyasi parti ayrımı gözetmeden içten selamlıyorum'' diyen Deniz Baykal, 22 Temmuz'dan sonra Başbakan'ın değişeceğini öne sürdü.
MİLLİ MÜCADELE VE ERZURUM
Seçim kampanyası sırasında memleketi Antalya'ya gitmediğini ama Erzurum'a gelmeyi önemli saydığını anlatan Baykal, şöyle konuştu:
"Çünkü ben Erzurumluyu severim. Erzurumlu'nun nasıl vatansever olduğunu, bu milletin mayası olduğunu çok iyi bilirim. Bugüne kadar Erzurum'dan yeteri kadar destek alamadık ama, bu desteği almak için üzerime düşen görevi yapmayı bilirim. Sadece kongre yapıldığı için değil, ama Erzurum halkı bizim bağımsız bir devlet olarak yaşama irademizi ilk yürürlüğe koyan halktır. Daha devlet kurulmadan, daha ordu oluşmadan, daha meclis açılmadan Erzurum bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Erzurum önce kendisini kurtarmıştır, sonra Türkiye'yi kurtarma mücadelesine omuz vermiştir. Türkiye'de milli mücadele tam başlamadan, ordu kurulmadan, devlet oluşmadan 'ben düşmana teslim olmam' diyen Erzurum, işgali kendi mücadelesiyle burada noktalamıştır. Bu çok önemli bir durumdur. Bunu gerçekleştiren insanların bağımsızlık ruhuna, bağımsız yaşama arzusuna ben saygı duymuşumdur. O mücadeleyi veren insanların çocukları olarak sizleri görüyorum''
'TÜRKİYE TEHLİKE İÇİNDE'
Türkiye olarak önemli bir yol ayrımına gelindiğini anlatan Deniz Baykal, Türkiye'nin geleceği ile ilgili ciddi kaygılar bulunduğunu belirtti. Ortalıklarda çeşitli haritalar dolaştığını, bunların arkasında olanların bile arkalarında birilerin var olduğuna işaret eden Baykal, 'oyun içinde oyunlar' olduğunu kaydetti. Türkiye'nin tehlikenin içinde olduğunu, ekonimik konularda şikayetler bulunduğunu söyleyen Baykal, yatırım yapılmadığını, işsizliğin giderek arttığını belirtti. Deniz Baykal, sık sık alkışlarla kesilen konuşmasına şöyle devam etti:
"Destek olduklarınızın Türkiye'yi nereye sürükleyeceğine emin misiniz? Bu konuda yanlış yapılmaz. Kimin ekmeğine yağ sürdüğünüzü çok iyi bilmek zorundasınız. Terör var, terörün arkasında ne var? Terönün arkasında Türkiye'yi bölme parçalama mücadelesi var. Kendi içinde dağıtma projesi var. Bunlar şimdi giderek palazlanıyor, Kuzey Irak'a yerleştiler. Onlara cephane, silah veriliyor, orası himaye ediliyor. Peki Türkiye, Kuzey Irak'ın terörü beslemesi konusunda gerekeni yapıyor mu? Başbakan'a bunu anlatıyoruz diyor ki 'Türkiye'deki terörü bitirdik te, Kuzey Irak'a mı geldik' diyor. Türkiye'deki terörün Kuzey Irak'tan beslendiğini bilmiyor daha. O yüzden susturmak lazım. Bu konuda bu iktidarın sicilini sizin önünüze koymak istiyorum. Bunların sicilini bilin. İlk yaptığı iş 'eve dönüş yasası' çıkarmak oldu. Yani dedi ki 'Ben teröristlere af çıkartacağım, gelip evine inecek' dediler. Biz dedik ki öyle şey olmaz. Dağdan bir kişi aşağı inmedi ama, cezaevindeki teröristler tahliye oldular. İlk yanlış budur. 2003 yılının Eylül'ünde Dubai'de bir anlaşma imzaladılar. 'Bir milyar dolar ver, Amerika, Irak ses çıkarmayacağım. Ben Irak'a müdahale etmeyeceğim. Bunu CHP önledi Meclis'te. Daha sonra geçen yılın 18 Nisan'ın da Başbakan Meclis'e bir kanun teklifi verdi, metin burada.''
"YA CHP MECLİS'TE OLMASAYDI''
Bu anlayışla, bu zihniyetle Türkiye'nin terörle mücadelesinin mümkün olmadığını savunan CHP Genel Başkanı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Sİze şunu söylüyorum, eğer CHP mecliste olmasaydı, şunu bilmenizi isterim o bir milyar dolarlık anlaşma da yürürlüğe girmişti, demin anlattığım 'elebaşına af' kapısını açan kanun da yürürlüğe girmişti. Şimdi herkes pusuya yatmış seçim sonucunu bekliyor. Kim bekliyor, Barzani bekliyor mu, Talabani, PKK'lılar bekliyor mu, onların siyasi uzantıları, Rumlar bekliyor mu? Ne bekliyor onlar, CHP iktidarını mı bekliyor. 'Aman ha, aman ha' deyip, CHP'yi istemiyorlar. AKP'yi istiyorlar. Bunun hesabını iyi yapın. Bakın Türkiye tarihi bir karar arifesindedir. Amerika'daki Büyükelçimiz de patladı, kendisini tutamadı, çıktı dedi ki 'ne oluyor üzülüyoruz', dedi. Bu işleri iyi düşünün, Türkiye'yi tekrar kendi içinde sıkıntıya sokacak yanlışlıklara alet olmayın.''





