Hükümet konusunda ise tek parti mi koalisyon mu var, bu yazıyı yazdığım saatlerde henüz oy verme işlemi bitmediği için zaten bir şey söylemek mümkün değil. Umarım, hepimiz için hayırlısı olur.

HURDA COŞKUSU

Seçim günü herkesin gündemi sandıklardan açılan sonuçlara kilitlenmiş, gündemden uzak kalmamak adına bir önceki seçimden bugüne geçen dönemde otomotiv pazarının bir fotoğrafını çekmek istedim. Tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşadığımız yılın hemen ardından 2002 yılının 3 Kasım günü gerçekleşen seçimlerde Türkiye, uzun yıllardan bu yana ilk kez tek parti hükümeti ile tanışmıştı. O yıl içinde krizin bütün etkilerini yaşayan otomotiv sektöründe toplam satışlar 196 bin düzeyinde kalmıştı. Bir yıl sonra ekonomide taşların yavaş yavaş yerine oturmasıyla birlikte satışlar hızlanmış 2003 yılında 400 bin, 2004 yılında patlama yaparak 745 bin, 2005'te rekoru kırarak 763 bin, 2006 yılında ise 670 bin düzeyinde gerçekleşmişti. Bu yıl ise altı aylık sonuçlar incelendiğinde 253 bin düzeyine gerilediği görülüyor. İlk kez uygulanan hurda araç teşviğinin de etkisi görüldü. Yaklaşık 1.5 yıl uygulanan ve 20 yaş üzeri araçların trafikten kaydının silinmesi karşılığında yeni araç alımında önemli indirim sağlayan uygulama ile pazar 700 binli rakamalar ulaştı.

İHRACATIN YILDIZI

AKP iktidarı vergi konusunda ise aynı hassasiyeti gösteremedi. Hurda araç indirimi uygulamasını kısa kesen hükümet, iki kez de vergi artırımına gitti. 4.5 yıllık AKP iktidarı döneminde ekonomideki iyileşmenin en önemli dayanaklarından biri de hiç şüphesiz ihracattı. İhracatta ise otomotiv sektörü ülkenin lokomotifi konumuna geldi. 2002 yılında 263 bin adet olan otomotiv ihracatı, 2003 yılında 358 bine, 2004'te 518 bine, 2005'te 561 bine, 2006 yılında 706 bine ulaştı. Buna yan sanayinin katma değeri yüksek ihracatı da eklenince, geçen yıl sektörün ülkeye ihracat katkısı yaklaşık 15 milyar dolar oldu.

TEŞVİKLER YETERSİZ KALDI

AKP iktidarı döneminde otomotiv anlamındaki en olumsuz gelişmeler ise vergi ve yabancı sermayeye rakiplere oranla çok kısıtlı kalan yatırım teşvikleri konusunda yaşandı. Bununla birlikte yatırım teşviki konusunda ise özellikle Orta Avrupa ülkeleri kelimenin tam anlamıyla promosyon üzerine promosyon yaparken, biz yerimizide saydık. Dolayısıyla Türkiye yeni fabrika çekemezken, üretim ve ihracat patlaması mevcut fabrikalarda yapılan kapasite artırımlarıyla gerçekleşti. Peki sektör yeni dönemden ne bekliyor? Beklentiler belli olmakla birlikte bu sorunun cevabını vermek için belki de siyasette taşların yerine oturmasını beklemek gerekiyor.

Gültekin KARA