12 Dev Adam'ın Sırp patronu Bogdan Tanjevic, Bormio'daki hazırlık kampında Basketbol Milli Takımı'nın son durumunu Milliyet için masaya yatırırken, politika ile ilgili de ilginç saptamalar yaptı...
Devler'in geçtiğimiz yıla oranla daha iyi bir çizgide olduğunu, mükemmel bir uyum içinde çalıştıklarına dikkat çeken ünlü coach, " Şu anda kendimi takımın 'babası' gibi hissediyorum. Bu takımla 10 yıl daha çalışmak isterim" dedi.
Türkiye'de seçim sonuçlarının şaşırtıcı olmadığınıda ifade eden Tanjevic'in işte çok konuşulacak düşünceleri;
" Bence geçtiğimiz yılın da ötesinde bir çizgideyiz. Oyuncularımızda, Dünya Şampiyonası'na gittiğimiz kadronun içinde olduğu atmosferden çok daha olumlu bir hava hakim. Kondisyon ve teknik olarak geçtiğimiz yılki Dünya Şampiyonası öncesine oranla yüzde 15 kadar daha iyi durumdayız.
Takım olarak mükemmel bir atmosferde olduğumuzu da kolaylıkla söyleyebiliriz. Memo ile Hido'nun katılımı takıma geçtiğimiz yıldan daha olumlu bir hava kazandırdı. Tabii bu durum hepimizi hem çok mutlu ediyor, hem de ümitlendiriyor.
Zamana ihtiyaç var
Tabii ki bu olumlu tabloyu sahaya yansıtmamız önemli. Ama bunun için de hala zamana ihtiyacımız var. Ancak dediğim gibi, önemli olan bu olumlu tabloyu olduğu gibi sahadaki performansa yansıtmamız. Eğer bunu başarırsak, o zaman madalya beklentimizden daha fazlası için ümitli olabiliriz. Ama bunları konuşmak için henüz erken. Şu anda odaklandığım, takımın daha iyiye doğru kazandığı ivmeyi korumak.
İspanya'da 3 - 16 Eylül'de yapılacak Avrupa Şampiyonası ile ilgili hala derin endişelerim var. Geçtiğimiz yıl Japonya'da yapılan Dünya Şampiyonası'nda da defalarca dile getirmiştim. Uluslararası turnuvalarda maçların her gün üst üste olması, takımları olumsuz etkiliyor. Artık mücadele, son derece üst düzeyde seyrediyor. Sahadaki mücadele inanılmaz ve oyuncular da bu kıran kırana oyun nedeniyle sık sık sakatlanıyorlar. Ve 12 kişilik kadro, maçlar ilerledikçe fire veriyor. Bu yüzden FIBA'nın sahaya çıkan oyuncu sayısını fazlalaştırmasını defalarca dile getirmiştim. Ama ne yazık ki hala bir değişiklik yapma eğiliminde değiller.
10 yıl kalmak isterim
Daha önce coachluk yaptığım kulüp ya da milli takımlarda da hep kendimi aileden biri olarak hissettim. Bu her zaman böyleydi. Şu anda da kendimi bu takımda " baba" gibi hissediyorum. Tabii daha önceki takımlarda ağabeylik yapıyordum ama artık yaşım ilerlediği için baba pozisyonuna geldim. Bu takımı çok seviyorum. Ve dolayısıyla Türk Milli Takımı'nda 10 yıl daha kalmak isterim."
Türk Milli Takımı'nın başına gelmeden önce de elimdeki malzemenin ve neler yapabileceklerimin farkındaydım. Türkiye'de uluslararası basketbol oynayabilecek düzeyde sayısız oyuncu bulunuyor. Zaten şu anda çok sayıda oyuncumuz Avrupa ve NBA'de boy gösteriyor. Şu anda eskisinden çok güçlü, çok daha yetenekli ve en önemlisi de genç bir kadroya sahibiz. Bu da çok iyi yolda olduğumuzu gösteriyor. A Milli Takım'da 86 - 87 doğumlu 8 - 9 oyuncumuz var. Tabii 2010'da ev sahipliği yapacağımız Dünya Şampiyonası'nı da düşünmek zorundayız. Şu bir gerçek ki gençlerle ağabeylerin kaynaşması takım için çok önemliydi. Bunu da başardığımızı sanıyorum.
Türk basketbolseverlerin, İstanbul'da ve İzmir'de oynanacak olan hazırlık maçları ve turnuvalarda bu takımı en iyi şekilde desteklemelerini bekliyorum. Ama bu desteğin sadece tribünlere gelip izlemek olmadığını düşünüyorum. Onlara olan sevgilerini, aşklarını göstermelerini bekliyorum. Çünkü onlar, bu sevgiyi hak ediyorlar."
'LAİKLİK TEHDİT ALTINDA DEĞİL'
Bence Türkiye'de şekillenen politik tablo pozitif. Ben, Türkiye'de laikliğin tehdit altında olduğu görüşüne katılmıyorum. Bu değişim, sadece Türkiye'de değil, tüm Dünya'da yaşanan bir değişimin parçası. Dünya değişiyor. Türkiye, geçmişten çok daha güçlü. Dünya'da bir ülke için en önemli şey ekonomik açıdan güçlü olması. Bu, o ülkenin her alanda güçlü olmasını sağlıyor. Daha hızlı büyümesini sağlıyor. Ben, Türkiye'de bulunduğum üç yıl içinde, Türk ekonomisinin çok hızlı bir büyüme gösterdiğine şahit oldum. Yüzde 10'luk bir büyüme gösteren 3 - 4 ülkeden biri olduğunu düşünüyorum. Zaten AKP de bu yüzden Türk insanının favori partisi oldu. Bence AKP için eski Meclis Başkanı Bülent Arınç'ı dışarıda tutmaları en hayırlısı oldu. Onun provokatif yaklaşımları ülkeye zarar veriyordu. Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasının da, laikliğe olumsuz bir etkisi olacağını sanmıyorum. İnanç, ABD'de de, İtalya başta olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinde de seçimlerde bazı partilere pozitif katkı sağlayabilen bir olgu. Türkiye'de de olan bu. Bununla ilgili endişe içinde olmak, olumsuz yönünden bakmak bence yanlış. Bu durumun daha fazla üzerinde durulmaması gerekiyor artık. Bu, Türk insanını kamplaştırmak, kutuplaştırmaktan başka işe yaramaz."
Milliyet / Gökhan Türe





