İDEOLOJİK ÇEMBERİN ÜYESİ
Baykal, katıldığı bir TV programında Gül için " İdeolojik iç çemberin bilinçli bir üyesi" tanımı yaparak, " Türkiye Cumhuriyeti'nin temel kuruluş felsefesini içine sindirdiği konusunda güven vermeyen bir siyaset çizgisi ortaya koymuştur. Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanının Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesiyle problemi olması uygun değildir" dedi. Baykal, Gül için " militan" kavramını kullandığının hatırlatılması ve " Neden Gül'e karşısınız?" sorusu üzerine, şunları kaydetti:
SIRADAN SÖZLER DEĞİL
" Militan sözünü Sayın Gül'ü üzecek, ona saygısızlık anlamına gelecek bir deyim olarak kesinlikle düşünmedim. Abdullah Bey'in öyle yazıları var ki o yazılar ancak çok ideolojik derin bir angajmanla yazılır. Bunlar sıradan söylenmiş sözler değil. Bir temel siyasi çizgiyi ortaya koyan bir şey ve Türkiye'nin tarihiyle hesaplaşmaya yönelik değerlendirmeler. Anayasa'nın özüyle hesaplaşmaya yönelik bir değerlendirme." Baykal, şöyle devam etti:
BİR PARTİNİN İDEOLOĞU
" Bir parti ideoloğunun, üstelik ideolojisi Türkiye'nin Cumhuriyet çizgisiyle problemliyse, Cumhuriyet çizgisini özümsemiş değilse, buna ciddi itirazları varsa, uluslararası mahkemelere bu kavgaları götürmüşse bu kimliği ortadaysa, bu insana 'yargıyı da belirle üniversiteyi de belirle' demek, sen devletin bir fonksiyonunu, 'belli bir çerçeve içinde götür' demekten farklı bir şeydir bu. Başbakanın dahi Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ni belirleme yetkisi yoktur, yargıyı belirleme yetkisi yoktur. Bunlar çok hayati olaylar."
BİZİM İÇİN BAŞÖRTÜSÜ ENGEL DEĞİL
Abdullah Gül'ün Köşk'e çıkmasına karşı olduklarını yenileyen Baykal, Gül'ün eşinin başörtülü olmasını cumhurbaşkanı olmasının önünde engel olarak görmediğini belirterek, " Benim bakış açımda kılık kıyafet, eşinin kılık kıyafeti mevzu değildir. Kafasının içi konusunda güven veren herkes olabilir" dedi. Gül'ün başbakanlık yaptığı, halen Dışişleri Bakanlığı görevini yürüttüğünün hatırlatılması ve " Neden cumhurbaşkanlığı yapamıyor?" sorusu üzerine Baykal, cumhurbaşkanlığının sınırlı bir görev değil, tüm kurumların, devletin temel organlarının belirlenmesinde yetki kullanan bir makam olduğunu ifade etti. Gül'ün cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Türkiye'nin siyasi dengesinde değişmelerin ortaya çıkacağını savunan Baykal şöyle devam etti: " Bir süre sonra Anayasa Mahkemesi, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, bir süre sonra Türkiye'nin siyasi dengesi şu andakinden daha hızlı bir biçimde Türkiye'yi bir Orta Doğu, dini kimliği ağır basan, ulusal duyarlılıkları ihmal edilen, Kuzey Irak'ta PKK sorunu karşısında gereken duyarlılığı sergilemeyen bir siyaset çizgisinde dış güçlerin oyuncağı haline daha kolayca dönüşür."
ABD ŞAHİNLERİ GÜL'Ü NEDEN İSTEMİYOR?
İlk Bush hükümetinde etkin görevler alan neo-muhafazakarlar (Neocons), Afganistan ve Irak'ın işgalini savunan en ateşli gruptu. Pentagon ve think-tanklerde ağırlıklı olarak yer alan yeni-muhafazakarlar, Richard Perle, Paul Wolfowitz ve Michael Rubin gibi Türkiye'de de yakından bilinen seçkinlerden oluşuyor.
ÇOĞU İSRAİL VATANDAŞI
Başkan Yardımcısı Dick Cheney ve Savunma eski Bakanı Donald Rumsfeld de bu hareketin üyeleri arasında. Amerika'yı " dünya imparatorluğu" haline getirmek isteyen yeni-muhafazakarlar, dünya petrol rezervlerinin kontrolünü ele geçirmeyi ve askeri üstünlükle başka ülkelerin süper güç olmasını engellemeyi savunuyorlar. Çoğu aynı zamanda İsrail vatandaşı olan yeni-muhafazakarlar, Ortadoğu'da İsrail'in varlığını rahatlatacak yeniden siyasal yapılanma ve haritaların değiştiği bir şekillenme öneriyorlar. Yeni-muhafazakarlar, Kürt liderler Talabani ve Barzani ile yakın temasa sahipler. Yeni-muhafazakarlar, 1 Mart Tezekeresi'nin reddedilmesi ile başlayan süreçte Gül'le yollarını ayırdılar. Gül'ün, Hamas, Suriye ve İran politikalarıyla da ters düşen yeni-muhafazakarlar, Gül'ü seçtirmemek için yoğun çaba harcıyor. Dünyada ve Türkiye'de yazılı ve sözlü aleyhte propaganda yapıyor.
HUDSON'DA DA ONLAR VARDI
Erdoğan ve Gül'ü " İslamo-fasişt" olmakla, El Kaide'nin " yeşil sermayesine" Türkiye'nin kapılarını açmakla ve Türkiye'de laikliği değiştirmekle itham edip, bir askeri darbenin daha iyi olabileceğini bile savunuyorlar. Türkiye'de yakın zamanda çokça tartışılan Hudson Enstitüsü'ndeki toplantının organizatörü de yine yenimuhafazarkarlardı.
ANKARA (Bugün)





