Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül'ün " destek" turları çerçevesinde ziyaret ettiği DTP'nin hemen bu ziyaretin ardından yaptığı 'İmralı' açıklaması MHP'de tepkiye neden oldu. DTP Genel Başkanvekili Nurettin Demirtaş'ın, " İmralı şartları Meclis gündeminde tartışılmalı" sözlerini değerlendiren MHP İstanbul Milletvekili Gündüz Aktan, DTP'nin bu konuyu gündeme getirmesini eleştirdi. Aktan, " PKK'nın bir terör örgütü olduğunu bütün ülkeler gibi kabul etmeleri gerekir. Meclis içinde başka türlü konuya yaklaşmak olmaz. PKK'yla arasındaki mesafeyi eylemle ve sözlü olarak ortaya koyması gereken parti mensubu, PKK'nın bir cephe örgütüymüş gibi taleplerde bulunuyor. Tekrarlanmaması gereken müessif sözler olarak yorumluyorum" dedi. Aktan şunları söyledi:
KAN DURDURULMALI
" Kürt sorunu dendiğinde kelimelerin taşıdığı anlamlar itibariyle kat ve kat sorunu genişletmiş oluyoruz. Sosyo-ekonomik sorunları var. Bölgede uzun süre terörist faaliyetlerinin bulunması sebebiyle kimse o alana yatırım yapmıyor. Önce terörizm sona ermeli. Demokrasinin gelişmesi için de terörizmin toplum üzerindeki etkisinin kalkması gerekiyor. Yol kesen, sivil masum insanları öldüren bir yapı varsa, o bölgenin temsilcilerinin gerçek anlamda temsilci olup olmadıkları da sorgulanır hale gelir. Kürt vatandaşlarımızın bir kesimini temsil etmekte olan bir partinin sosyo - ekonomik problemlere eğilmesi gerekiyor. Bir elinizi tutmam için uzatırken, diğer yandan silah atanları desteklerseniz, tam tersine sorunu çıkmaz mecraya sokarsanız."
AKILCI POLİTİKA UYGULANMALI
DTP'nin TBMM'ye girmesini " olumlu" bulduğunu ancak akılcı bir politika uygulaması gerektiğini ifade eden Aktan, " Birinci adım Türkiye'de 40 bin ölüme neden olmuş kişinin yaşam şartlarıyla konuya başlamak değildir" dedi. Aktan, Güneydoğu'da ordu mensupları şehit edilirken, DTP'lilerin PKK terörünü kınamamalarının yanlış olduğunu vurgulayarak, " Kan akıtmayı durdurmaları gerekir" uyarısında bulundu.
DTP'Li KAPLAN: KiSiYE OZEL HUKUK OLUR MU?
DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ise sorunların tartışılmadığı bir ortamda demokrasinin olmayacağını belirterek şunları söyledi: " Önce ayrımcılığın var olup olmadığına bakmak lazım. Dil ve jargon üslubunda değişikliğe gidilmeli. Nasıl oldu da barış sağlandı? İspanya'da ETA örneği var. Kendi içimizde seçilmişler olarak tartışamazsanız demokrasi olur mu? Bir kişinin dilini, kültürünü inkar ederek mutlu yurttaş olması beklenemez. Ülke birliği ve bütünlüğü için bunları çözmek istiyorum. Şırnaklılar zor koşullarda yaşıyor ama onurlu yaşıyorlar. Kürt sorunu sadece terör sorunu olarak görülüyor. Barışçı olarak çözmek bizim görevimiz. Meclis'in görevi. Türkiye'de hukuk kişilere ayrı uygulanır mı? İyi niyet varsa, gelin farklılaştığımız noktalarda değil, ortak olduğumuz noktalarda yürüyelim. Sorunları tartışarak, olgunlaştırarak kamuoyu gündemine getirelim. Medya üzerinden tartışma yaparak değil. Kişiye özel hukuk olur mu?" , dedi.
Seda ŞİMŞEK/ANKARA





