''Ne var ki, sadece tarihin değil günümüzün acı tecrübelerinin bize öğrettiği gibi barış, dilek ve temennilerle gelmemektedir. Barış için herkesin üzerine düşen sorumlulukların bilinci içinde aktif rol üstlenmesi gerekmektedir.
Şüphesiz barış olmadan refah, refah olmadan da barış olmaz.Onun için bütün insanlar, dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin, dünya nimetlerinden eşit olarak yararlandırılmalıdır.
Herkes temel hak ve hürriyetlere eşit şekilde sahip olmalıdır.İnanıyorum ki ancak o zaman küresel barışı tesis etmek ve refah içinde bir dünya kurmak mümkün olacaktır.
Şiddet ve çatışma kültürünün barış ideallerimizi her zamankinden daha çok tehdit ettiği küreselleşen dünyamızda, insanların barış ve refah içinde yaşamasının temel şartlarından biri de, bütün ülkelerin terör ve şiddete karşı işbirliği ve dayanışma içerisinde olmasıdır.
Terör, şiddet ve çatışma kültürüne karşı ortak bir duruş sergilemek, gerek ulusal, gerek bölgesel, gerekse küresel ölçekte barış çağrılarının ön şartı haline gelmiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu 'Yurtta barış, dünyada barış' ilkesini her zaman ve her zeminde savunan Türkiye, bölgesinde ve
dünyada barış ve istikrar unsuru olmaya devam edecektir.''





