Yeni Dönemde Nereye?..
Geçen hafta salı günü 'AKP' li Sayın Abdullah Gül 'ün yalnız AKP'li milletvekillerinin oylarıyla Cumhurbaşkanlığına seçilmesi, Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcıdır.
Bir gerçek yadsınamaz:
Sayın Gül'ün sicilindeki şaibeler, seçilirken dikkate alınmamış, Çankaya'da tarafsız ve laik devletten yana bir cumhurbaşkanı olacağına ilişkin teminatları da AKP dışındaki kesimlerde yeterli güvence yaratmamıştır.
Ana muhalefet partisi bu konudaki güvensizliğini sürdürmekte, ihtiyat payını saklı tutmaktadır.
Öyle görülüyor ki, AKP iktidarı, devleti kendine göre düzenlemek yolunda vakit yitirmek niyetinde değildir; partinin çatısı altında hemen ve hızla bir yeni anayasa hazırlığına girişilmesi de bu tutumun göstergesidir.
Bu arada, dış dünyada, Türkiye'nin artık laik Cumhuriyetten ılımlı İslam devleti modeline doğru dönüştüğü konusunda ortak bir yargı oluşuyor. Özellikle Batı medyasında bu yoldaki yorumlar ağır basmaktadır.
ABD'nin Ortadoğu'da görmek istediği düzenle, AB'nin Türkiye için düşündüğü ortaklık tasarımına uygun bir yeni devlet anlayışının AKP'nin hedefleriyle uyuştuğu izlenmektedir.
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, antikomünist ideolojiden esinlenen Amerikan güdümüne girmiş, Atatürk 'ün kurduğu laik Cumhuriyete karşıt dincilik akımları bu ortamda büyük mesafe almıştı.
Doğu Bloku yıkılıp da Küreselleşme aşamasına geçilince, İslam coğrafyasında dinci siyaset ikiye ayrıldı; antiamerikan akımlar ve devletler, Müslümanlığa dünya çapında bir işlev ve içerik yüklediler.
ABD bu aşamada Türkiye'de büyük bir operasyonu gerçekleştirdi; AKP'nin kurulmasında ve iktidara geçmesinde başrolü oynayarak ülkemizdeki antiamerikan İslamcılığı büyük çapta tasfiye etti.
AKP'nin ülkedeki gücü büyük ölçüde ABD'nin Ortadoğu projesine dayanmaktadır.
Tekrar altını çizmek gerekir ki, ABD'nin 'Ilımlı İslam Devleti' tasarımı ile AB'nin Türkiye için öngördüğü 'imtiyazlı ortaklık' modeli çelişmiyorlar, tersine uyuşuyorlar; Batı dünyası dışında ama, Batı'ya bağımlı bir devleti öngörüyorlar.
Bu model AKP'nin sandıktan çıkan iktidarıyla demokratik bir görüntü kazanıyor, Batı ile çıkar ilişkisine dayanan elit kesimin katkısıyla gerçek yüzünü gizlemeye çalışıyor.
Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti, olmak ya da olmamak sorunuyla karşı karşıyadır.
Bu sorunu aşmak için, her şeye karşın, toplumun yeterli gizilgüçleri yapısında barındırdığına inanıyoruz.





