Biz, DTP'li belediye başkanlarına gerektiğinde vatandaşa hizmet etsin diye yardım ettik. Ancak o paralar hizmete gitmedi. Diyarbakır'ın şu anda çok farklı bir şehir olması lâzım. Son iki dönem istenilen hizmet bir türlü gelmiyor." Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 22 Temmuz seçimlerinin hemen öncesinde yaptığı bu açıklama, DTP'yi kızdırmıştı. Seçimlerden sonra Başbakan'ın "Yerel seçimde Diyarbakır'ı alın" hedefini göstermesi DTP'lileri bu kez hem kızdırdı hem de ciddi olarak korkuttu. Bu, DTP'nin 22 Temmuz hüsranına tuz biber ekmişti.

Erdoğan'ın sözleri tazeliğini korurken bu sefer de Diyarbakır'dan ikinci defa milletvekili seçilen Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Başbakan'ın ifadelerini tekrarladı: "DTP'li belediyeler hizmet etmiyor. Diyarbakır çok kötü durumda; artık doğunun Paris'i değil." Bu, DTP'lileri, en başta da Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i çileden çıkardı. Baydemir de geçtiğimiz hafta AK Parti'ye meydan okudu: "Diyarbakır bir kaledir, kimsenin düşürmeye gücü yetmez. Biz buradayız, savaştan kaçmayız." Bunun üzerine Başbakan Erdoğan, "Laf üreteceklerine hizmet etsinler" dedi. Ardından Baydemir, polemiğin dozunu düşüren bir açıklama yaptı. Ancak tartışmanın en azından yerel seçimlere kadar devam edeceğini kestirmek zor değil. Aksiyon, 1,5 yıl içinde yapılacak yerel seçimler öncesi Güneydoğu'daki DTP'li belediyelerin faaliyetlerini yerinde görerek sandığın nabzını şimdiden tutmaya çalıştı.

Diyarbakır gerçekten de siyasi açıdan bir kale mi? Diyarbakır'da yaşayan yazar Altan Tan'a göre, "kale" kavramı çok iyi analiz edilmeli; ancak kentin siyasi özelliği de baskın: "Diyarbakır siyasette önemli bir merkez. Kürt milliyetçilerinin misyon yüklediği bir şehir. Ancak erken başlayan tartışma iki tarafa da zarar verebilir. Reytingi yüksek bir polemik bu." Diyarbakır 'kale' olmasına kale; ama sorunlarla dolu bir kale. Son yıllardaki yoğun göçle birlikte nüfusu kâğıt üzerinde 1,5 milyon olarak hesaplansa da gerçekte bu rakam 2 milyona ulaşıyor. Bu devasa nüfus, kentin siyasi önemini bir kat daha artırıyor.

BAŞKANIMIZ HİZMET ETSİN, SİYASET YAPMASIN

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi son iki dönemdir DEHAP çizgisinin elinde; ama bu çizginin yerel yönetimlerdeki icraatı halkı memnun etmedi, etmiyor. 'Büyükşehir'in ana girişlerinde hemen göze çarpıyor sorunlar. Mardin, Elazığ, Silvan ve Şanlıurfa'dan gelip de bu dört kapıdan şehre girenler, çöp yığınları ve iç karartan gecekondu manzaralarıyla karşılaşıyor. Bu çevre sorunu, şehrin merkezlerinde de geçerliliğini koruyor. Ana caddeler dışında temizlikten söz etmek mümkün değil. Havada uçuşan çöpler, tozla birlikte şehrin üzerinde kasvet ve 'kendini salmışlık' havası oluşturuyor.

Mehmet Nail, 40 yıldır Diyarbakır'da yaşıyor. Ona göre Diyarbakır tam bir çöp şehir: "Belediye çöpleri toplamıyor. Yerlerdeki çöpler rüzgârın etkisiyle sağa sola savruluyor. Burası önemli bir şehir; ama çevreye dikkat edilmiyor. Belediye bu konuda çok başarısız. Belediye başkanımız artık hizmet etsin, siyaset yapmasın. Bundan sonra hizmet edeceklerini söylüyorlar; ama bu zamana kadar etmeyen sonra da etmez. Temizlik şirketi, işini iyi yapmıyorsa ihalesini iptal etsinler." Nail'in bu sözleri yerel yönetimlerin en büyük problemlerinden birine, yani siyasi korumacılığa işaret ediyor. Kuşkusuz bu sadece Diyarbakır'ın ve DTP'nin sorunu değil, ancak hizmetsizliğin ortasında bir vatandaşın bile tespit edebileceği açıklıkta.

HİZMETİ, DTP DEĞİL AK PARTİ GETİRİR

Etrafında zengin su kaynakları olmasına rağmen, susuzluk da Diyarbakır'ın en büyük sorunlarından biri. Bazı mahallelerde halk Dicle'den su taşıyarak kendilerince çözüm üretmiş. Yenişehir'in bir kısmı, Diclekent, Gaziler gibi modern semtlerde sıkıntı yaşanmazken; Bağlar, Seyrantepe, Şehitlik gibi gecekondu bölgelerine belirli saatlerde su verilebiliyor. Evlerdeki su depoları ise denetimsizlik yüzünden ishal başta olmak üzere çeşitli hastalıklara sebep oluyor. Diyarbakırlı Mehmet Salih Taş (60) DTP'li belediyelerin hizmetlerinden memnun olmadığını söylüyor. O da, başkanların "hizmet etmediğini, siyaset yaptığını" belirtiyor: "Yenişehir'in sur dibinde olan kısmında oturuyorum. Su sorunu var. Biz kuyudan su çekmek zorunda kalıyoruz. Bu da sağlıklı değil, çocuklar hep hastalanıyor. Belediyeler hizmet vermiyor. Yapılan işlerin temeli de Ahmet Bilgin döneminde atılmıştı. Bunlar (DTP) bir şey yapmadı. Halkın umudu AK Parti'de. Biz artık AK Parti'nin şehrimize hizmet getireceğini düşünüyoruz. Onun kazanmasını istiyoruz."

Çarpık kentleşme ve yolsuzluk da Diyarbakır için ciddi sorunların başında geliyor. Büyükşehir belediyesinin projelerinin bir bir akim kalması ise vatandaşları rahatsız ediyor. Diyarbakır için planlanan "Kentsel Dönüşüm Projesi" kâğıt üzerinde kaldı. Erzurum ve Diyarbakır için planlanan bu kapsamlı proje Erzurum Büyükşehir Belediyesi'nce tamamlanırken Diyarbakır'da rafa kaldırıldı. 6 ay öncesine kadar belediye otobüslerini ve bilboardları süsleyen, Diyarbakır için "hayat öpücüğü" olarak nitelendirilen Dicle Vadisi Projesi de sadece reklâmlarda kalan çalışmalardan biri. Projenin, ödeneksizlik gerekçesiyle 'şimdilik' rafa kaldırıldığı söyleniyor.

'KÜLTÜR' TAM GAZ, HİZMET AZ!

Öte yandan tarihî surların restorasyon ve temizliği konusunda da her ne kadar Büyükşehir'in adı ön plana çıksa da, bu projenin asıl destekçiliğini Turizm ve Kültür Bakanlığı yapıyor. Ancak Osman Baydemir'in bu projeyi siyasi bir propaganda malzemesi olarak kullanması dikkat çekiyor.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin, kentin sayısız sorunlarına rağmen kültür ve sanat etkinliklerinden hiç taviz vermemesi dikkat çekiyor. Bu faaliyetler ise 'etnik siyaset' kokuyor. Tiyatro oyunları sahnelemek, müzik festivalleri, resim sergileri düzenlemek gibi konularda belediye çok hassas davranıyor. Belediye bünyesinde müzik, tiyatro, sinema, turizm, inceleme araştırma, yayın ve arşiv birimi bulunuyor. Halk Korosu ve Büyükşehir Belediyesi Çocuk Korosu bulunan belediye, bir yılda 30'a yakın konser ve etkinlik düzenlemiş. Üzücü olan nokta şu ki, bunlar arasında terör örgütü PKK'ya yakın olduğu ileri sürülen GÜN TV için Kürtçe müzik klipleri, Ahmet Kaya'yı anma günleri de bulunuyor.

Belediye yine kültür sanat etkinlikleri çerçevesinde 9 tiyatro oyununu sahneye koyarken Doğu ve Güneydoğu'daki 13 il ve ilçeyi dolaşarak oyunlarını sergilemiş. Oyunların içinde Kürtçe olanları da var. Belediye'nin en çok Mala Dinan (Deliler Eve) adlı Kürtçe oyunu ilgi gördü. Sinemayı da ihmal etmiyor Büyükşehir... Belediye sinema birimi, genç sinemacılar yetiştirmek için Diyarbakırlı gençlere sinema eğitimi veriyor. Ayrıca sinemaya dair birçok etkinlik yapılıyor, filmler inceleniyor. Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün yaptığı sanat faaliyetleriyle birlikte Belediye hayli yoğun bir yıl geçirdi. Film çekimleri, köy etkinlikleri gibi bir dizi faaliyet, müdürlüğün uygulamaları arasında; ancak belediye bu etkinlikler için harcanan paranın miktarını açıklamak istemiyor. Bu da Diyarbakırlıların kafasında soru işaretleri bırakıyor. Belediye, halkın tepkisinden çekinerek bu yılın son 6 ayındaki festival ve etkinlik sayısını azaltma yoluna gitti.

DTP, BAŞKANLARIN ÇOĞUNU ADAY GÖSTERMEYECEK

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, bütün bunlara rağmen "yerel yönetim" ve icraatlar konusunda konuşmak yerine siyaset yapmayı yeğliyor. Bu politikanın, Baydemir'in DTP içindeki tahtını da salladığı belirtiliyor. DTP'nin, seçimlerden sonra kendi içinde yaptığı değerlendirmede mevcut başkanların yüzde 60'ının bir dahaki seçimlerde aday gösterilmemesi yönünde karar aldığı belirtiliyor. Bunların içinde Osman Baydemir'in de adı geçiyor. DTP'ye yakın bir isim, partinin Baydemir'in hizmetlerinden memnun olmadığını; hatta son dönemlerde Baydemir'e her konuda konuşma yasağı getirdiğini ileri sürüyor.

Halk, Osman Baydemir'in hizmetlerinden memnun değil; ancak bazı kesimler onun siyasi yönünü ve sert çıkışlarını seviyor. Lakin Baydemir'in bu duruşunun ona çok fazla prim kazandırmayacağı, hem parti içinde hem de halk arasında konuşulan bir mesele.

DTP ÇİZGİSİNE OY VERMEYECEĞİM

Kerim Sadık, 27 Mart'taki yerel seçimlerde Osman Baydemir'e oy verdiğini söylüyor ve ekliyor: "Şehrimiz siyasete boğulmamalıydı. Siyaset yapmak değil halka hizmet etmek önemli. Önümüzdeki seçimde oyumu beğendiğim adaya vereceğim. Artık DTP ve çizgisindeki partiye oy vermeyeceğim. Çocuklarımın geleceğini düşünmek zorundayım."

Diyarbakırlılar için belediye hizmetleri denince akla hemen Ahmet Bilgin geliyor. Bağımsız milletvekili adayı olan; ancak 6 bin oy alabilen Bilgin Diyarbakırlılar için iyi bir başkan modeli. Onlara göre Diyarbakır'da bugüne yansıyan bütün hizmetlerin temelini Bilgin atmıştı. Refah Partisi'nden belediye başkanı seçilen Bilgin, Mehdi Zana'dan görevi devralarak belediye başkanı olmuştu. Ancak Bilgin'den sonra Diyarbakırlılar için olumsuz bir dönem başladı. Yerel iktidarı ele geçiren DEHAP çizgisi, Bilgin'in başlattığı hizmetlerin üstünü örterek yerel hizmet adına çok az şey yaptı. Başkan seçilen Feridun Çelik, yılın önemli bir kısmını Avrupa'da geçirince halkın tepkisini de çekti.

22 Temmuz'da DTP, 2002 genel seçimlerine katılan selefi DEHAP'a göre yaklaşık 40 bin oy kaybetti Diyarbakır'da. AK Parti ise sandıktan DTP ile neredeyse başa baş çıktı. AK Parti, oylarını 67 binden 190 bine çıkarırken DTP 237 binden 200 bine düştü. Yerel hizmetlerden daha çok siyasi çıkışları ve faaliyetleriyle gündeme gelen DTP'li başkanların yönetimindeki birçok ilçe ve belde belediyelerinde ise AK Parti'nin oyları 3-4 kat arttı.

MAHKEMELİK BAŞKANLAR HİZMETİ AKSATIYOR

Diyarbakır'da bazı ilçe ve beldeler AK Partili belediye başkanlarınca yönetiliyor. Ancak AK Parti, yerel seçimler öncesinde Büyükşehir Belediyesi'nin yanı sıra büyük ilçeler ve merkez ilçelere ağırlık veriyor. Bağlar ve Yenişehir gibi ilçelerde oyunu artıran AK Parti, yerel seçimlerde buraları ele geçirmek istiyor. Yenişehir ve Bağlar DTP'nin en güvendiği iki yerleşim yeri. Özellikle Bağlar, gecekonduları ve ciddi sorunları olan bir belediye. Öte yandan Yenişehir Belediyesi'nin çöpleri bile toplayamaması halkın tepkisini çekiyor.

DTP'li belediye başkanlarının, siyasi açıklamaları dolayısıyla sürekli mahkemelik olması da hizmetleri olumsuz etkiliyor. Hemen her belediye başkanı hakkında terör örgütüne yardım ve yataklık, ayrımcılık yapmak gibi suçlardan açılan davalar var. Bazı belediye başkanları için açılan dava sayısı 100'ün üzerinde. DTP'li Cizre ve Sur belediye başkanları da "görevlerini kötüye" kullanmaktan şu anda görevlerinden alınan başkanlar konumunda. Bu noktada halkın "siyaset yapmayın, hizmet edin" arzusu daha da anlam kazanıyor.

'İKİNCİ KALE' BATMAN

Güneydoğu'da biri büyükşehir, beş ilin belediye başkanlığı DTP'nin elinde. Diyarbakır, Batman, Şırnak, Hakkâri ve Tunceli. Bunlar içinde seçmenin en çok desteğini aldığı yer Batman. Haliyle, DTP'nin Diyarbakır'dan sonra elinde tutmayı en çok istediği belediye de burası. Küçük bir köy iken petrol kuyularının açılmasından dolayı göç alarak büyüyen kentin nüfusu, 1985'te başlayıp son 10 yılda artan yoğun göç dalgasıyla 400 bini aştı. Sürekli genişleyen kentte altyapı sorunları da çığ gibi büyüyor. Batman'ın henüz ciddi altyapısı yok. Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, bu durumu kabul ediyor; ancak "İmkânlarımız bu kadarına yetti." demekle yetiniyor. Fakat Batman Belediyesi, Alman Kalkınma Bankası tarafından desteklenen projeyle altyapı sorununu tamamen çözmeyi planlanıyor. Yaklaşık 40 milyon Avro'ya mal olacak proje önümüzdeki günlerde başlayacak ve 1,5 yılda tamamlanacak. Projeye başlanacak olması, DTP'li diğer belediyelerin "ödenek buluyoruz; ancak devlet izin vermiyor" tezini çürütüyor.

Batman'da yaptığı çevre düzenlemeleriyle göze çarpan belediye, kültür ve sanat etkinliklerine de fazlasıyla eğiliyor. Sanat sokağı ve Yılmaz Güney Sineması'nın açılması, gençlere sinema, tiyatro, heykel dersleri verilmesi, belediyenin başarı ile söz ettiği faaliyetlerden. Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, şehrin diğer sorunlarını gidermek yerine neden kültür sanat alanında yoğun yatırım yaptıklarını şöyle açıklıyor: "Bölgemiz çok acı çekiyor. Halkı rehabilite etmek için sinema, tiyatro şart. Parklar gerekli. Biz de bunları elimizden geldiğince yapıyoruz."

BATMAN'IN DÜŞMESİ ZOR GÖRÜNMÜYOR

Batman'da sorunlar çok büyük. Belediye kendi imkânları ölçüsünde hizmet götürmek için gayret gösterdiğini iddia ediyor; ancak şehirde sonradan kurulan mahalleler yerel yönetimi zor durumda bıraktığı gibi başarısız da gösteriyor. Belediye özellikle buralardaki sorunlara çözüm bulmakta aciz kalıyor. Batman'da da susuzluk söz konusu. Batman için düşünülen proje tamamlanana kadar şehirde belirli aralıklara su kesintilerine devam edilecek. Halkın şikâyet ettiği diğer bir konu ise şehir içi ulaşım. Belediyenin tek bir otobüsü dahi yok.

22 Temmuz seçimlerinde DTP'nin oyları yüzde 74'ten 39'a düştü. AK Parti ise yüzde 20'den 46'ya çıkarak DTP'ye 7 puan fark attı. DTP'li Batman Belediyesi'nin durumu da göz önüne alındığında AK Parti'nin yerel seçimlerde Batman'ı 'düşürmesi' o kadar da zor olmayacak gibi görünüyor.

ŞIRNAK'IN ÖDENEK PROBLEMİ YOK

Şırnak, Kürt milliyetçiliği üzerinden siyaset yapanlar için 'sağlam' bir yer. Kendi kabuğunda bir şehir gibi gözükse de aslında öyle değil. Birçok yabancı heyet, sürekli Şırnak Belediyesi'ni ziyaret ediyor, bilgi alışverişinde bulunuyor. 60 bin nüfuslu Şırnak'ta hem şehir hem de köy havası var. Ama daha çok, büyük bir köyü andırıyor; iki büyük caddesini saymazsak. Hayvan ağılları, şehrin merkezine kadar taşmış durumda. Belediye Başkan Yardımcısı Maruf İke, bunu önleyemediklerini, günde 55 ton hayvan gübresini şehir dışına taşımak zorunda kaldıklarını söylüyor. Şırnak'ta da su sorunu var. Şehre geçici yöntemlerle su getirilmeye çalışılıyor. Önümüzdeki günlerde kesin çözüm için DSİ ile belediye ortak bir proje üzerinde çalışacak.

Türkiye'de otogarı olamayan tek il konumundaki Şırnak'ın şehir planı bile yeni yeni yapılmaya başlanmış. Şehrin kanalizasyon ve diğer altyapı hizmetlerinde de büyük sorunlar yaşanıyor. Maruf İke, belediye olarak hizmet etmeye devam edeceklerini söylerken Ankara ile ödenek konusunda problem yaşamadıklarının da altını çiziyor. AK Parti'nin yüzde yüzlük oy artışına rağmen Şırnak'ta dengeler DTP'den yana. DTP 22 Temmuz'da oy oranını yüzde 46'dan 54'e çıkarmayı başardı. AK Parti'nin oyları ise yüzde 14'ten 27'ye yükseldi.

Şırnak'ın neredeyse iki katı nüfusa sahip Cizre ilçesi de DTP'nin önemli kalelerinden. Ancak, 100 bin nüfusuyla Cizre de tam bir sorunlar yumağı. Belediye çevre düzenlemesi, yolların yapılması gibi işlerde başarılı; ancak altyapı adına ciddi sorunlar mevcut. Su sorunu, şehrin en ciddi sıkıntısı olarak karşımıza çıkıyor. Su kaynakları açısından sorunu yok Cizre'nin; ama ilçenin neredeyse üçte ikisi sadece haftada bir gün su alabiliyor. Çöplerin toplanmasındaki sıkıntılar da ayrı bir problem.

İDEOLOJİK AYRIMCILIK YAPILIYOR

Cizre Belediye Başkanı Aydın Budak, çeşitli suçlardan dolayı görevinden alınmış durumda. Budak'ın yerine vekâleten Hacı Ahmet Dalmış bakıyor. Dalmış, Cizre'nin sorunlarının geçmişte daha büyük olduğunu, kendilerinin önemli işler yaptığını söylüyor: "Şehrin altyapısı için çalışmalar yaptık. Çevre düzenlemesi alanında sorunumuz yok gibi. Su sorununu da çözersek problemlerimiz bitmiş olacak. Biz belediye olarak geçmiş dönemlere nazaran çok başarılıyız."

Cizreliler çevre düzenlemesinden memnun; ancak temel sorunlardan şikâyetçi. Muhtarlar Derneği Başkanı Mehmet Zeki Macartan, belediyenin hizmetlerde başarısız olduğunu söylüyor. Ona göre çevre düzenlemesi yapmakla hizmet üretilmiş olunmuyor: "İdeolojik ayrımcılık yapılıyor. Nur Mahallesi DTP'nin tabanı olduğu için oraya hizmet gidiyor; ancak Cudi Mahallesi'ne hizmet gitmiyor. Şehir susuz. Halk hizmet bekliyor. AK Parti'nin büyük oranda oy alması önemlidir. Halk, 'devlet hem benim kimliğimi kabul ediyor hem de bana hizmet veriyor' diye düşünmeye başladı. Bu anlayışla hizmet yapılırsa AKP çok işler yapar."

Mardin'e bağlı Kızıltepe ilçesinin, Cizre'ye benzeyen iki yönü var. Bağlı bulunduğu ili nüfus olarak ikiye katlayan Kızıltepe de DTP'nin vazgeçemeyeceği kalelerden. 140 bin nüfuslu Kızıltepe'ye yönelik aşırı göç, burayı adeta çökertmiş durumda. Kanalizasyon, su, yol gibi altyapı sorunlarıyla boğuşuyor Kızıltepe. Şehrin yüzde 40'ına hâlâ su verilemiyor. Ancak DSİ desteğiyle Nusaybin'den borularla getirilecek 30 milyon dolarlık Beyaz Su projesi ile ilçenin tamamı suya kavuşacak.

HİZMETİ, SİYASETTEN ÇOK ÖNDE TUTMALIYIZ; ÖDENEK SORUNUMUZ YOK

Kızıltepe'deki altyapı eksikliği yüzde 40 civarında. Çevre düzenlemesi ve temizlik işleri ise istenilen düzeyde değil. Belediye Başkanı Cihan Sincar da bunun aksini iddia etmiyor zaten. 1993'te faili meçhul bir cinayet sonucunda öldürülen DEP Milletvekili Mehmet Sincar'ın eşi olan Cihan Sincar, imkânları ölçüsünde hizmet vermeye çalıştıklarını anlatıyor: "Köyü kente dönüştürmeye çalışıyoruz. Bizim elimizden ancak bu geliyor. Bizden önce kimse bir şey yapmamış. Şehrin bir imar planı bile yok. Bu konuda yeni yeni çalışmalar yapıyoruz. Çevre temizliği, altyapı hizmetlerinde tam manasıyla başarılı olduğumuzu söyleyemem. Lakin halkımız beni anlayacaktır."

Belediye Başkanı Sincar, ödenek konusunda Ankara ile bazen sıkıntı yaşasalar da çoğu zaman bu sıkıntıların aşıldığını söylüyor: "Ben bunu bir bahane olarak görmüyorum. Siyaset yapmaktan çok hizmet etmemiz gerekiyor. Halkımızın durumu çok kötü. Önce onlara hizmet götüreceğiz, sonra siyaset yapacağız. Sahip çıkmak istiyorsak onlara su, yol götürmeliyiz." 3 çocuk annesi 50 yaşındaki Cihan Sincar, belediye başkanlığı için aday olmayacağını söylerken, Kızıltepe'nin il olması gerektiğine de inanıyor. "Ama biz resmî bir başvuruda bulunmak istemiyoruz. Çünkü Mardin'e kıyamıyoruz." diye ekliyor.

Görünen o ki, terör örgütü PKK ile ilişkisi yüzünden tartışılan DTP'li belediyelerin ve başkanlarının en büyük kaygısı önümüzdeki yerel seçimler. Kale olarak gördükleri birçok yerde artık karşılarında çok dişli bir rakip olarak AK Parti var. DTP'li belediyeler "siyaset yaparak değil, hizmet ederek" halkı kazanmaya ağırlık vermezse, ki bu biraz zor görünüyor, yerel seçimlerde ikinci bir hüsran daha yaşayacak. DTP'liler, belediye seçimleri öncesi kendilerinden çok, rakiplerinin ne yapacağını merak ediyor. Bu da, DTP için bir nevi "yenilginin göründüğüne" işaret ediyor.

EVET, BİZ HATA YAPTIK; AMA...

Diyarbakır-Yenişehir Belediye Başkanı Fırat Anlı, yerel yönetimler konusundaki görüşlerini Aksiyon'a anlattı.

-Yenişehir belediyesi olarak çözemediğiniz sorunlarınız var mı?

En büyük problem nüfusumuzun ikiye bölünmüş olması. Bir kısmı modern mahallelerde, diğeri gecekondu mahallerinde yaşıyor. Buralarda ciddi bir altyapı çalışması yaptık. Şu anda yol, su ve kanalizasyon hizmetleri bitmiş durumda. Diğer yandan bu bölgeleri kentleştirmeye çalıştık. Ancak çalışmalarımız için gerekli desteği Hazine ve Devlet Planlama Teşkilatı'ndan alamadık. Köyüne dönmek isteyenleri geri döndüremedik. Halkımız iki arada kalınca ne kentli olabildi ne de köylü; kültürünü de yaşayamadı. Aile içi şiddet, suça bulaşma oranı arttı. Bu anlamda belediye olarak çok önemli başarılar elde ettiğimizi söylememiz mümkün değil. Evet biz hata yaptık; fakat Ankara da bize hiç duyarlı davranmadı. Birçok konudaki taleplerimiz, başvurularımız sonuçsuz kaldı. Muhalif belediye başkanı oluşumuza hep kuşku ile bakıldı.

-Başarısız oluşunuzu ve Ankara'nın size destek vermemesini sadece muhalif belediye başkanı olmanıza bağlamak doğru mu?

Diyarbakır ismi yeterince muhalif. Bu durum, hükümetin tek başına karar verdiği bir hadise değil. Diyarbakır defalarca MGK'da konuşulan bir kent. Böyle bir kente hükümetin bakışı ne kadar değişebilir ki.

-DTP'li belediyeler İller Bankası'ndan gerektiği gibi ödenek almadıklarından şikâyet ederler. Siz böyle bir sorun yaşıyor musunuz?

Türkiye'de 3200 belediye var. Belediyelere nüfusa göre pay veriliyor. Bu kriter adaletsizdir. Avrupa ülkelerinde, sanayileşme, okullaşma gibi 20 kriter var. Pozitif ayrımcılık istiyoruz. Ayrıca Diyarbakır'da devletin yapması gereken işler yapılmayıp belediyeler zor durumda bırakılmak isteniyor.

-Halk sizin hizmetlerinizden memnun mu?

Hizmetlerimizle ilgili üç ayda bir anket yapıyoruz. Hiçbir zaman bu oran yüzde 65'in altına düşmedi. Halk bizi beğeniyor. 3,5 yıldır süren çalışmalarımız var. Halkımız bizim hangi şartlarda çalıştığımızı biliyor; biz onlara neden yapamadığımızı anlatıyoruz. Ama artık bunu kamuoyuyla da paylaşacağız. Ben Diyarbakır'dan DTP'li değil, ANAP'lı belediye başkanı olarak da Ankara'ya gitsem bir şey değişmeyecektir.

SİYASETİ, DTP'Lİ VEKİLLERE BIRAKTIK

-DTP'li belediyelere yöneltilen "hizmet değil, ideoloji üretiyorlar" eleştirisine katılıyor musunuz?

Bizim seçildiğimiz yöredeki insanların parlamentoda temsilcileri olmadığı için biz salt bir belediye başkanı olmadık. Zaten bize öyle bakılmadı, bölgenin sorunlarını, taleplerini gündeme getirdik. 'İdeoloji ürettiniz mi?' sorusuna gelince, evet biz DTP'li belediye başkanları olarak siyaset yaptık, bir görevimiz de buydu. Bu da bir hizmetti. Ama o siyaset gömleğini artık parlamentodaki temsilcilerimize bıraktık. Çok dilli belediyecilik istedik, yayınlarımızda, bültenlerimizde, davetiyelerimizde bunu kullandık. Bu da bir hizmetti. Su ve yol götürmek gibi. Hakkımızda davalar açıldı.

-22 Temmuz'da DTP'nin oylarında büyük düşüş yaşanırken AK Parti Diyarbakır'da oylarını ciddi biçimde artırdı. Önümüzdeki yerel seçimlerde Diyarbakır'da tablo değişir mi?

Bu seçim Sayın Erdoğan ve Gül'ün seçimiydi. Mağduriyetle ilgiliydi. Bizim partide bile benim iki oyum olsa birisini AKP'ye verirdim diyen insanlar var. Diğer taraftan bölge insanı Türkiye'yi idare edecek başka bir siyasi parti görmemiştir. Klasik bir seçim olmadı. Bu seçmenin değişimi ve insanların talepleriyle açıklanabilir. Ama bence her şeye rağmen AKP'nin oy artışı üzerinde durulması gerekir, DTP'nin oy kaybedişinin değil. Biz başarılıyız ve iyiyiz. Bu seçimde taşlar yerinden oynadı ama yerel seçimlere kadar yerine oturacak ve Diyarbakır kendi rengini belli edecektir. Yine DTP zafer kazanacaktır. Halk bize sahip çıkıyor. AKP Diyarbakır'ı çok istiyor; ben de 'bırakın bu ülkenin bir rengi olarak kalsın' diyorum. Bizimle baş edecek bir aday çıkaracaklarına inanmıyorum.

DTP de Güneydoğu'da çözümü AK Parti'de görüyor

Son dönemde "devletin şefkatli elini" daha iyi hissetmeye başlayan Doğu ve Güneydoğu, yeni sürprizlere gebe. DOGÜNSİFED Başkanı Şeyhmus Akbaş'a göre DTP bile Kürt sorununu ancak AKP'nin çözeceğine inanıyor.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu, son dönemde farklı bir kırılma yaşıyor. Bu değişim, 22 Temmuz seçimlerinde kendisini iyice gün yüzüne çıkardı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, aralarında TÜSİAD'ın da bulunduğu 16 derneği içinde barındıran bölgenin en büyük sivil toplum kuruluşu Doğu-Güneydoğu Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Şeyhmus Akbaş, 22 Temmuz'dan sonra bölgenin 'çizgi değiştirdiğini' söylüyor.

-AK Parti Doğu ve Güneydoğu'dan yüzde 53 oranında oy alarak, DTP hegemonyasını ortadan kaldırdı. Oluşan tabloyu neye bağlıyorsunuz?

Bu sürece gelinmesinin birçok nedeni var. Ekonomi, sağlık, eğitim, ulaşım alanlarında ciddi bir ihmal söz konusuydu. AKP 4,5 yıllık sürede bu alanlarda ciddi yatırım yaptı. Elbette her şey ideal ölçüde değil; ancak saydığım birçok alanda halka kısmen ulaşıldı. Mesela Yeşil Kart alanındaki değişim bölge insanının yüzünü güldürdü. Yeşil Kartlı birisi artık her hastanede tedavi olabiliyor. Bu basit gibi gözükse de yoksul bölge halkı için bir devrim niteliğinde. Bunu ancak bölgede yaşayan bilir. Annelerin üzerinden okula giden çocuk başına 40 YTL verilmesi de Yeşil Kart'taki devrimle aynı oranda ehemmiyetli. AKP'nin yeni söylemleri bölgeyi kapsamasını bildi. Sorunun çözüm kaynağı AKP görülüyor artık. Buna mukabil DTP'nin öteden beri gelen söylemleri artık inandırıcı olmuyor ve pek itibar görmüyor.

BÖLGEDE CEHALET KIRILDI

-Ortaya çıkan sonuç halk üzerinde kalıcı bir etki bıraktı mı?

İnsanlar bu meseleyi artık bir defalık düşünmüyor. AKP'nin bunu daha iyi yapacağına inanıyor. Halk inandı ve oyunu verdi. Diyarbakır'da AKP oylarını yüzde yüzlerin üstüne çıkardı. Bu görülmüş bir şey değil. Bölge halkı artık ciddi bir biçimde güven, istikrar istiyor. Ekonomik ve sosyal alanda iyileşmelerin olacağına insanlar zaten inanıyor. Bölgedeki feodal yapı da çatlamış durumda. Bunda da devletin halka uzanmasının etkisi çok büyük.

-Bu değişim nasıl oldu?

İnsanlar artık ne istediğini biliyor. Vatandaş okuma yazması olmazsa da cehaletini kırmış durumda. Sosyal cehalet yok artık. Biz varoşları dolaşırken bir kadın AKP'ye oy verdiğini söylüyordu. 'Neden?' sorusuna ise cevabı çok şaşırtıcı. "Benim AKP'ye oy vermemin çok sayıda nedeni var. Talebimi karşılıyor." diyor. Bu kadının okuma yazması yok, tek başına üç dört çocuğuna bakıyor. Bu vaka sosyolojik olarak incelenmeye değer bence... Güneydoğu insanının bilinçaltı önemli ölçüde değişiyor. Köylü artık kendi temel sorunlarının yanı sıra, yeni yasaların çıkartılması yönünde taleplerini bize iletiyor. Vatandaş artık kıymetli olduğunu biliyor. Bunu da AKP sağladı.

DTP ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE BİTEBİLİR

-Bölgede hâkim olan parti veya onun çizgisinin itibarının zayıflaması neden kaynaklanıyor?

İnsanların huzur ve istikrardan yana bir tavrı var. Eskiden seçimler öncesinde birtakım provokasyonlar olurdu ve partinin oyu fırlardı. Şimdi insanlar bu tür olaylara kanmıyor. Yerel yönetimlerin hizmetlerdeki başarısızlığı da önemli bir faktör. İyi bir izlenim oluşturmazsa DTP'nin önümüzdeki dönemde biteceğini ya da büyük yara alacağını düşünüyorum. Bunun yanında bölge insanı iki partiyi tercih etti. AKP ve DTP'nin desteklediği bağımsızları. Bununla AKP ve DTP'yi karşı karşıya getirdi. DTP'ye, "AKP'yi muhatap al" demeye getirdi. Çünkü halk Kürt sorununun çözümünü AKP'de görüyor. Seçimler öncesinde bağımsız adaylar için evleri dolaşan bir grup DTP'li, yaşlı bir kadına, bağımsız adaya oy vermeyi üç defa anlatıyorlar. Kadın bir türlü anlamıyor. En sonunda görevliler kadına; baktın olmuyor ampule bas gitsin diyorlar. Sakın başka yere vermeyin demişler. Bu değişim çok önemlidir. Çünkü burada DTP bile sorunun çözümünü AKP'de görüyor. DTP'de görev alan bile AKP'ye oy verdi. Onlar bağımsızlarını seçecek kadar oy verdiler, gerisi AKP'ye yöneldi. Kürt sorununu en iyi AKP çözer diye düşünüyorlar. DTP bunu içten içe istiyor ve AKP'ye güveniyor.

'DEVLETİN ŞEFKAT ELİ' GERÇEK OLDU

-Bölgede süregelen ideolojide bir kırılma yaşanıyor mu?

İnsanlar aç iken, huzursuzken fazla bir şey yapamazlar. Kim bu açığı yakalayıp ortalarda görünse ona kayarlar. Bilinç arttıkça ideolojiden sıyrılıyorlar. Güneydoğu'da yaşayanlar artık dünyalı olmak istiyorlar. Çocuklarını okutup en iyi üniversitelere göndermek için gayret gösteriyorlar. Halk da değişti. Kendisini yeniliyor ve gelişmelere yabancı değil. Şu anda herkes birbirine yakın düşünüyor. Doğu ve Güneydoğu'da iyi bir koro, ahenk sağlanmıştır. Devletin yıllarca silahla çözemediği bir meselede hükümetin şefkatli yaklaşımı, buzların erimesine neden oldu. Halk gelişmelerin dışında da değil. Artık bazı şeyleri bölge halkına yutturamazsınız.

AKP Diyarbakır İl Başkanı Abdurrahim Hatapoğlu: BAYDEMİR HİZMET ETMİYOR; DİYARBAKIR'I ALACAĞIZ

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi hizmet üretmek yerine siyaset yapıyor. Kentin su, çevre gibi ciddi sorunları var. Belediye kışın yolları tuzlamakta bile aciz kaldı. Çeşitli bahanelerin arkasına sığınıp da, 'bizi engelliyorlar, biz iş yapamıyoruz' demesinler. Her belediye ile eşit şartlarda çalışıyorlar. Biz Diyarbakır belediyesini kazanmak için çalışıyoruz. Ve AK Parti Diyarbakır Belediyesini alacaktır. Belediyecilik siyaset yapmaya benzemez. Ehil olanların yapacağı bir iştir. Osman Baydemir belediyecilik yapamıyor, siyasi temsilci gibi davranıyor. Şehrin su, yol, kanalizasyon gibi sorunları var ve yıllardır bunlar duruyor. Ancak belediye festival düzenliyor, kültür sanatla ilgileniyor. Şehirdeki sıkıntılar için vatandaş bize geliyor. Bizden evine su götürmemizi istiyor. Biz kimseyi geri çevirmiyoruz; sorunlarını, dertlerini dinliyoruz, çözebileceğimiz bir mesele ise hallediyoruz. Bütün Diyarbakır halkına ulaşıp partimizi ve yapacağımız hizmetleri anlatacağız.

DTP'Lİ BELEDİYELER DEVLETTEN PARALARINI ALIYOR; EN BAŞARILI BAŞKAN BENİM

Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, hiç şikâyet etmeden hizmet üretmeye çalıştıklarını söylüyor. Kalkan'a göre Batman Belediyesi Türkiye'deki en başarılı belediye.

-Devlet, hakkınız olan ödeneği DTP'li olduğunuz için mi vermiyor?

Ben bu göreve gelirken nasıl bir manzara ile karşı karşıya olduğumu biliyordum. Ağlamadım, sızlamadım. 'Devlet yardım etmedi, ben başarısız oldum' demedim. Devlet, İller Bankası'ndan almamız gereken parayı ödüyor. Kesintiler ve ödemeler eşit yapılıyor. Eğer kim diyorsa ki ben bu parayı alamıyorum, yalan söylüyordur. Buna rağmen ben meydan okuyorum; Türkiye'nin en başarılı belediye başkanı benim. Bu şartlarda Başbakan burada olsaydı Türkiye'nin en başarısız belediye başkanı olurdu.

-Bu çok büyük bir iddia değil mi?

Değil. Ben gerçekleri söylüyorum. Kimseye peşkeş çekmedik. Belediyeyi benim partime dahi sızmış olan rantçılara yedirmedim. İmkânlarımız ölçüsünde hizmet yapmaya devam ettik.

-Siz daha çok siyaset yapan yönünüzle ön plana çıkıyorsunuz. Hizmetle siyaseti eşit mi görüyorsunuz?

Önümüzdeki seçimlerde başkan adayı değilim. Ancak gösterilen aday, halkımı düşünmeyen birisi olursa yine aday olurum. Ben yüzde 74,4 gibi bir oran ile başkan oldum. Halkımın bana güvenini korumak zorundayım. Bölgenin sorunlarını dillendirmek zorundayız. Türkiye'de Kürt sorunu var. Bu sorun olmasaydı kentlerimiz Avrupa'daki kentler gibi olurdu. Devlet huzur ortamını sağlasın yeter. Bölge kendi kendine kalkınır.

Aksiyon
Haşim Söylemez