Türkiye bizden daha çok yatırım çeker" dedi Türkiye'de Oyak'la ortaklaşa üretim yapan Fransız otomotiv devi Renault'un Başkanı Carlos Gohsn, "Renault'un dünyadaki satıcıları, Renault'ta çalışanlar, 'Bursa ürünü otomobil isteriz' diye yarışıyor. Bu talep, Bursa'daki üretimin kalitesi, verimliliği ve maliyetinin uygunluğundan kaynaklanıyor. Ancak, Bursa'daki kapasitemizin de bir sınırı var. Biz onlara 'Kusura bakmayın her aracı Bursa'dan alamazsınız' yanıtı veriyoruz" dedi. Gohsn, Bursa'daki fabrikaya her yönüyle övgüler yağdırırken, "Türkiye bu gidişle bizden daha çok yatırım çeker. Renault, Türkiye'ye kesinlikle yeni modellerin üretimini verecek" diye konuştu.

BURSA DÜNYANIN EN İYİSİ

Frankfurt Otomobil Fuarı'nda soruları cevaplayan Carlos Gohsn, Brezilya'nın kendileri açısından giderek "düşük maliyetli üretim" avantajını kaybetmeye başladığını, sadece "rekabetçi ürün" özelliği kaldığını vurguladı. Gohsn, Romanya'nın da AB'ye tam üyelikle birlikte adım adım "düşük maliyet" avantajını yitirmeye başladığına işaret etti. "Düşük maliyetli üretim" açısından Slovenya, Fas ve Türkiye'nin avantajı koruduğunu ifade eden Gohsn, "Bursa'daki fabrika, Renault açısından dünyanın en iyisi konumunda" dedi.

ÜRETİM MALİYETİ DÜŞÜK

Sıkça Türkiye'ye yatırım yapmış olmaktan duydukları memnuniyeti belirten Carlos Gohsn, Bursa fabrikasının avantajlarını şöyle sıraladı: "Dünyada en kaliteli üretimi Bursa'da yapıyoruz. Türkiye'deki çalışanlar, yani iş gücü birinci sınıf. Yılda 6 bin saat üretim var, verimlilik çok yüksek. Üretim maliyeti çok düşük. Rekabet gücü en yüksek araçları Türkiye'de üretiyoruz.

KAPASİTEYİ ARTIRABİLİRİZ

Gohsn, "Bursa'daki fabrikayı bu kadar çok övdüğünüze göre, Renault'un Türkiye'de yeni yeni modeller üretmesini bekleyebilir miyiz?" sorusunu şöyle cevapladı: "Türkiye bu işgücü, bu düşük maliyet, bu kalite ve rekabetçi konumuyla daha çok fazla yatırım çeker. Türkiye'ye kesinlikle yeni modellerin üretimini yönlendireceğiz. Böyle devam ederse, yeni modellerin üretimi için Türkiye'deki kapasitemizi daha da artırırız."

GÜÇLÜ YTL'YE RAĞMEN

Carlos Gohsn, Brezilya Reali'nin değerlenmesinin, bu ülkede "düşük maliyetli üretim avantajı"nı ortadan kaldırmaya başladığını belirtirken, "Türkiye için de aynı şey söz konusu mu? Çünkü, YTL'nin de aşırı değerli olduğu yolunda saptamalar var" sorusuna şu cevabı verdi: "Türkiye için durum farklı. Aşırı değerli YTL'ye rağmen Bursa'daki fabrikamızda düşük maliyetli üretim yapmayı sürdürebiliyoruz. Bursa'da ürettiğimiz Renault otomobiller rekabetçi olmaya devam ediyor."

AB'YE ÜYE OLMAZSANIZ AVANTAJINIZ SÜRER

Carlos Gohsn, Türk otomotiv sektörünün geleceğini değerlendirirken, "Her şey AB tam üye olup olmamanıza bağlı" dedi. Gohsn, "Aslında ikisi de kötü değil. İki durumun da kendine göre avantajları var" değerlendirmesini yaparak, şunları söyledi: "Eğer Türkiye AB'ye tam üye olursa, otomotiv sektörü için yine bazı avantajları koruyabilir ama düşük maliyetli üretim fırsatı ortadan kalkabilir. AB'ye tam üye olmamanız durumunda, bugün Bursa tesislerine müthiş farklı kılan tüm özellikler kendini korur. Bursa fabrikamız en rekabetçi, en düşük maliyetli, en verimli, en kaliteli gibi özellikleriyle çok daha öne çıkar."

DÜNYADA YENİ MOTOR ÜLKELER VAR KRİZ OLMAZ

Carlos Gohsn, ABD'da yaşanan dalgalanmasının etkisini değerlendirdi. ABD pazarında muhafazakar tavır izlediklerini ve bunu sürdüreceklerini belirten Gohsn, şunları söyledi: "Ancak, onun dışında dünyada krize varabilecek bir gelişme beklemiyorum. Her ne kadar ABD hala dünyanın en büyük ekonomisi olsa da, artık dünya ekonomisinin tek motoru değil. Artık Çin, Hindistan, Rusya, AB dünya ekonomisinin yeni motorları olarak ortaya çıkıyor. Bu ülkelerin dünya ekonomisinin yeni motorları olması, balans sağlıyor. ABD'den başlayan mortgage krizi de bu yüzden bütün dünyayı sarıp, sarsacak gibi görünmüyor."

PAZAR KİMSENİN MALI DEĞİL İYİ OLAN KAZANIR

CARLOS Gohsn, dünya otomotiv pazarını hiç kimsenin kendi malı gibi göremeyeceğini belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı: "Tüm şirketler, tüm markalar pazarın en iyisi olmak için çaba harcar. Bu bir yarıştır. Elindeki kozları iyi olan yarışı kazanır, pazardaki payını artırır. Hiçbir şirket, 'Ben pazarın en büyüğüyüm, kimse bana dokunamaz' tavrı sergileyemez. Eğer böyle davranmaya kalkarsa kendisi kaybeder. Üstelik kimin daha iyi olduğuna da tüketiciler karar verir. Biz atak olacağız, ancak dikkati de elden bırakmayacağız."