" Dışişleri Bakanlığı'ndan cumhurbaşkanlığına gelmeniz, hükümetin dış siyaset konusundaki yükünü azaltacağınız anlamına mı geliyor?" sorusuna Gül, " Ben cumhurbaşkanı olarak icra içerisinde değilim. İcraatları hükümetler yapacağına göre, benim yapacağım bir çok şeye liderlik etmek. Kimin nereye tayin olduğu gibi konular benim için ikinci dereceden şeyler" karşılığını verdi. Gül, " Vizyonerliği hükümetin önüne yeni politikalar açmak anlamında mı söylüyorsunuz?" sorusuna ise, " Siyasetin içinden gelmiş birisi
olarak, hükümetin projelerde daha iyi bir koordinasyon sağlayabilmesi açısından büyük bir şansım var. Bu projeler arasında Türkiye'nin AB ile müzakereleri, Türkiye'nin tanıtılması gibi büyük projeler ve Türkiye'nin talip olduğu önemli işler var. Bütün bunlar... Türkiye'nin reform sürecinin devam etmesi ile ilgili benim tarafsız pozisyonda olan bir kişi olarak sahiplenmem, destek vermem çok önemli. Hükümette görev aldığım 5 yıllık dönemde ve daha önceki 15 yıllık siyasi hayatımda bu gibi büyük projelerde
problemler yaşandığına tanık oldum. Bu gibi önemli konular genellikle saklanıyor, üstüne gidilmiyor. Bir kapının arkasına saklıyorsunuz ya da halının altına süpürüyorsunuz. Bu konularda, tarafsız bir makam olan cumhurbaşkanlığına büyük görev düşüyor" diye cevap verdi.
" Bir nevi siyasi ombudsmanlığı mı kastediyorsunuz?" sorusuna Gül, " Adına ne derseniz deyin. Vizyonerlik dediğiniz, önemli meselelere liderlik yapmak, bunların çözümüne gayret sarf etmek, bunlarla ilgili bütün devlet organları arasında uyumu sağlamak ve bütün enerjinizi pozitif yönde kullanmaktır" diye cevap verdi. " Anayasa değişikliklerinde öngörüldüğü kadar, cumhurbaşkanın yetkileri de bir ölçüde daralacak. Söylediklerinizle, bu çelişiyor mu? Siz bunu bir anlamda sembolik pozisyona itilmek gibi görmüyor
musunuz?" soruları üzerine Gül, " Önce anayasa değişikliğiyle ilgili taslağın önümüze gelmesi lazım. Önceden söylediğim gibi, şimdi de söylüyorum; birisini tayin etmek, bir yere koymak cumhurbaşkanlığının önemli faaliyetleri olarak görürseniz cumhurbaşkanlığı makamının görevlerini çok daha daraltmış olursunuz. Vizyon noksanlığı burada gelir. Ancak biraz önce bahsettiğim gibi, cumhurbaşkanına görev olarak büyük meselelerle uğraşabilecek, enerjisini, birikimini buraya aktarabilecek bir tarz ortaya koyarsanız,
Türkiye'ye en büyük katkıyı sağlamış olursunuz. Birikimim ve tecrübelerim açısından böyle bir görev içerisinde olmayı istiyorum" diye konuştu.
" Türkiye, son dönemde reformist ruhunu kaybetti mi? 301 ve vakıflarla ilgili yasaların çıkarılmayışı konusunda bu tür eleştiriler sözkonusu, ne diyorsunuz?" sorusuna, " Onların çok zor olduğu kanaatinde değilim. Zaten olması gerekir. Bunlarla ilgili daha önce bazı hazırlıklar yapılmıştı zaten. Vakıflarla ilgili bir yasa taslağı cumhurbaşkanlığı makamından dönmüştü. Yani bu konuda hükümet olarak o zaman, yasayı yürürlüğe koyma azmini ortaya koymuştuk. 301'le ilgili sayın başbakanın açıklamalarını da
hatırlarsınız" diye karşılık verdi.
Gül, " Türkiye'de darbe olacağına dair söylentiler var. Bugün büyük bir gazetenin başyazısında böyle bir yorum vardı. Buna ne diyorsunuz?" sorusu üzerine, " Ben açıkçası onlara hiç prim vermem. Türkiye'ye en büyük haksızlıktır. Böyle bir şey okumadım. Doğrusu ne olduğunu bilmiyorum da. Türkiye'nin en büyük önceliğinin AB olduğunu söylüyorum. AB'ye girme hazırlıkları yapan Türkiye'de bu tür kaygılar olacaksa, o zaman bunu bir şekilde izah etmek gerekir" diye konuştu. Gül, Güneydoğu ziyaretiyle ilgili, " Ben
oraya sempatik olmak için gitmedim. Oradaki bütün hareketim, beni candan bir şekilde kucaklayan insanlara, aynı karşılığı vermemdir" dedi.
" Türkiye Malezya olacak mı?" sorusuna Gül, " Bunu söyleyenler Malezya'yı bilmiyordur. Ben Malezya'yı çok iyi biliyorum. Şerif Mardin'le yapılan röportajları okudum. Türkiye'nin çok büyük bir tarihçisi. O her şeyi çok güzel bir şekilde ortaya koydu. Söylediklerini alın, bir kere daha okuyun" diye cevapladı. " Kadınlar kaygı duymalı" diyor şeklindeki gazetecinin eklemesine ise Gül, " Gazetenin başlığında bile öne çıkartılan şey o değil. Yüzde yüz inandığım şey, üniversiteye kızların, herkesin rahatlıkla
girmesini söylediği. Başlıkta da ortaya çıkartılan şey oydu. Konuşmamda, bu coğrafyada olan bir ülke olarak, laiklik konusunun önemli olduğunu söyledim. Bu coğrafyada bulunan ülkeler olarak bazı tecrübeler de var dedim. Bu konunun önemini ben kendi konuşmamda altını çizdim. AB ile tam katılım müzakereleri yapan bir ülke olarak, özgürlükler bazılarına olsun, bazılarına olmasın
şeklinde bir anlayışa gidemez. Bu durumda bugünkü dünyayla da bir çelişki içerisinde oluruz. Türkiye'nin çok köklü reformların sürdürüp, katılım müzakerelerini başarıyla tamamlamalıdır. Bir günde on fasıl açılır, kapanır. Türkiye'de hala bu korkular duyuluyorsa, o zaman da ondan da şüphe etmeye başlarız" diye cevap girdi.
" Türban konusu anayasa ile güvence altına alınmalı mı?" sorusuna Gül, " Bu sorunu bir madde çıkararak, referanduma götürür, ordan çıkan sonuca göre çözersiniz. Önemli olan, en geniş mutabakatla anayasayı geçirmektir" dedi.