TÜSİAD YİK Başkanı Mustafa Koç, son dönemde küresel bazda yaşanan krizin yayılma ve derinleşme riski ile birlikte, Türkiye'nin de bu krizden daha fazla olumsuz etkilenme riskinin halen mevcut olduğunu belirtti. Koç, bu etkilenmenin Türkiye açısından büyümede ciddi biçimde geriye düşme anlamına gelebileceğini, istihdam ve refah artışı beklentileri hesaba katıldığında büyüme hızının düşmesinin, Türkiye için ciddi ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlar yaratma potansiyeli taşıyan bir olgu olduğunu bildirdi. Mustafa Koç, bu gerçekler ortadayken temmuz sonundan bu yana hükümetin, küresel ekonomik gelişmeler hakkında ne düşündüklerini, hangi tedbirleri öngördüklerini ortaya koyduklarına henüz şahit olamadıklarını ifade ederek, Türkiye'nin ikinci çeyrekte yüzde 3,9 büyüdüğünü, ulaşılan bu rakamla bu yıl sonunda büyümenin iyimser tahminle yüzde 5'ler civarında olacağını gösterdiğini kaydetti.

ÖNLEMLERİ BİLMİYORUZ

"Şunu hepimizin çok iyi anlaması lazım: mevcut nüfus ve istihdam ihtiyacı dikkate alındığında Türkiye'nin yıllık ortalama büyüme hızının minimum yüzde 7,5 olarak gerçekleşmesi gerekiyor" diyen Koç, son yıllarda Türk özel sektörünün artan küresel ekonomik başarılarını da, iktidar partisinin seçim başarılarını da yaratan temel faktörün 2002-2006 dönemindeki yüksek oranlı büyümü olduğunu kaydetti. Koç, bu büyüme hedefinin korunmasının Türkiye için hayati olduğunu vurguladı ve yapısal dönüşüm sürecinin tamamlanması için çağrı yaptı.

EYLEM PLANI ÖNEMLİ

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ise gerek kısa vadeli çalkantıdan, gerek orta vadeli yapısal kaynak daralmasından, en fazla zarar görecek olanların, büyümesini yoğun dış kaynak ile finanse eden ekonomiler olacağına dikkati çekti. Yalçındağ, küresel likidite daralmasının, yakın dönem için bir tehdit haline geldiği düşünülürse, Türkiye'nin katma değer üretiminde, gerekli yapısal dönüşümü sağlamak için hızlı hareket etmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Yalçındağ, üstelik Türkiye'nin, cari açığı kontrol altına almasını sağlayacak bu dönüşümü, yıllık yüzde 7 büyüme hedefinden taviz vermeden başarmak mecburiyetinde olduğunu aktardı. "Hükümetin bir acil eylem programı hazırlığı içinde olduğunu biliyoruz" diyen Yalçındağ, bu programın, sözünü ettiği temel vizyon çerçevesinde hazırlanması gerektiğini, ayrıca, bu çerçevede, program hazırlanırken, ekonomiden sorumlu devlet bakanının önderliğinde, özel sektörle işbirliği arayışı içine girilmesinin de son derece yararlı olacağı düşüncesinde olduğunu ifade etti.

301 HEMEN DEĞİŞMELİ

Konuşmasında, Türkiye'nin AB sürecinde genel havanın son derece berrak olduğunu, AB ile ilişkilerde orta vadede zamanın Türkiye lehine işlediğini vurgulayan Arzuhan Yalçındağ, kısa vadede yapılması gerekenin, "hemen yarın TCK'nın 301. maddesini değiştirmek ve demokratik reformları hızlandırmak" olması gerektiğini belirtti. Mustafa Koç ise bu süreçte Türkiye'nin eline geçen fırsatları da değerlendirmesi gerektiğini aktardı. Koç, Türkiye'nin eline yeni ve çok önemli bir kozun, Fransa'nın NATO'nun askeri kanadına dönme arzusuyla geçmiş olduğunu, burada Türkiye'nin veto anahtarını, dolayısıyla da pazarlık gücünü elinde tuttuğunu kaydetti. Koç ayrıca Irak'taki sürece de dikkat çekerek, "Ne yazık ki müttefikimiz Amerika, Kuzey Irak'ın Türkiye açısından bir terör odağı olmasına son vermek için bir türlü somut bir adım atmamaktadır" dedi.