Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk Dil Kurumu tarafından düzenlenen " 75'inci Dil Bayramı" açılış törenine katıldı. TBMM Başkanı Köksal Toptan, Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da katıldığı toplantıda konuşan Gül, dile sahip çıkmanın varlığımıza, tarihimize, kültürümüze, birliğimize, yarınlara sahip çıkmakla eş değer olduğunu söyledi. Gül, devlet dili, edebiyat dili, bilim dili ve aynı zamanda halkın yaşayan dilinin Türkçe'nin en güçlü döneminin yaşandığı bugünlerde, konuşur sayısı 10 bini aşmayan diller için söylenen yok olma tehlikesinin 70 milyon konuşuru olan Türkiye için geçerli olduğunun vurgulanmasını anlaşılır bulmadığını ifade etti.

TÜRK EDEBİYATI PATLADI

Türk Dil Kurumu bünyesinde Türkçe'nin güçlü yönlerini gösteren gelişmeleri ön plana çıkarmanın daha yararlı olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, " Büyük tartışmalarla geçen dönemlerin ardından Türkçe'nin özleşmesi konusunu belli bir kanala girdiğini söylemek yanlış olmaz kanısındayım. Bugün konuşma diliyle yazı dili, halk diliyle aydın dili, edebiyat diliyle bilim dili gibi dilin çeşitli gerçekleşmeleri arasındaki fark önceki dönemlerle kıyaslanamayacak oranda azalmıştır" dedi.

SINIRLI DEĞİL

Gül, son yıllarda Türk edebiyatında bir roman patlaması yaşandığını ifade ederek, bu patlamanın sadece roman satışlarıyla sınırlı kalmadığını, farklı yazım türlerine ve yayımlarına da yansıdığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Gül, yayın hayatında görülen umut verici canlanmanın artarak devam edeceğini, bunun sürmesi için de ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sözlerine şöyle devam etti:

TÜRKÇE İLE ÖDÜL ALDI

''Hatta kanaatimce tüm tablonun sonucu olarak Türkçe yazan bir romancımız, geçen yıl Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür. Türkçe gittiği her yerde başka dillerle ilişki içinde olmuş, onları etkilemiş ve onlardan etkilenmiştir. Türkçe'nin başka dillerle süregelen ilişkisinde ne derece baskın çıktığı özellikle batıdaki araştırmacıların ilgi alanları arasındadır. Avrupa ülkelerinde Türkçe konuşarak işlerin büyük bir bölümünün ye - rine getirilmesi çoğumuzun henüz farkında olmadığı yeni bir gelişmedir. Yeni olduğu için büyük bir ihtimalle çoğunuzun farkında olmadığı bir duruma Türkçe'nin gücünü göstermesi bakımından dikkat çekmek istiyorum. İnternette milyonlarca Türkçe sayfa bulunduğunu, televizyonlarımızın dünyanın dört bir tarafından izlendiğini, gazete ve dergilerimizin yüksek tirajlara ulaştığını da unutmayalım."

HEP VAR OLACAK

"Türkçe gazete ve dergilerin başta Almanya, Avustralya olmak üzere ülke dışında da basılıp satıldığını gözlerden ırak tutmamamız gerekir" diyen Cumhurbaşkanı Gül, şunları kaydetti: *Bunun anlamı şu demektir. Türkçe bugüne kadar olduğu gibi gelecekte de varlığını, diğer dillerle etkileşimini sürdürecektir. Özetle Türkçe daha önce belirttiğim gibi yok olmayacak hep var olacaktır.'' ''Bizim dilimiz zengindir, zengin olduğu kadar da köklü bir dildir'' diyen Abdullah Gül, şunları söyledi: ''Türkçe'nin zaman zaman bir çok sorunu olduğu dile getirilir, sorunların çoğu Türkçe'nin kendisinde değildir, bu dil konuşuru olan bizlerin her türlü ihtiyacına cevap vermektedir. Yeni ihtiyaçları karşılayacak yapıda olduğu da herkesin malumudur. Onu işlemek, geliştirmek, o dille konuşan, düşünen duygularını ifade eden bizlerin işidir. Eğer bir sorun varsa Türkçe'de değil, dilimize karşı sorumluluklarını yerine getirmeyenlerdedir.''

UNiVERSiTELER ÖNDERLiK ETMELi

Cumhurbaşkanı Gül, Bahçeşehir Üniversitesi'nin 2007-2008 eğitim öğretim yılı açılış töreninde yaptığı konuşmada yeni Anayasa tartışmaları nedeniyle hükümet ile arası gerilen üniversite yönetimlerine sıcak mesajlar gönderdi. Üniversitelerin ülke sorunları, sıkıntılar ve güncel tartışmalar konusunda ortaya koyacağı görüşlerle topluma önderlik etmesi gerektiğini vurgulayan Gül, şöyle konuştu:

TEMEL GÖREVDİR

" Bu, sorunun tanımından, çözümüne kadar çok boyutlu bir süreci içermektedir. Toplumu aydınlatma, toplumun sesinin duyurulmasına aracılık etme ve kamuoyu oluşturma üniversitelerin temel görevlerinden biridir. Üniversitelerin değerlendirmelerini demokrasinin, çoğulculuğun, sağ duyunun, aklın ve bilimin rehberliğinde ortaya koymaları toplumun ortak paydada buluşturulmasına ve sorunların aşılmasına en önemli katkıyı sağlayacaktır."