Ülkemizde tırmanan terörle ilgili en korktuğumuz şey başımıza gelmek üzere. Gencecik fidanların şahadeti artık kanıksanır oldu. Rutinden sayılıyor artık bu tür haberler.

Hangi olaydan sonra ne tür konuşmalar yapıldığı herkesin malumu oldu. Aynı konuşmayı yüzlerce, binlerce kez dinledi kamuoyu. O kadar kanıksandı ki her şey, acılar yenilense de, olaylar kendini tekrar etmeye devam etti. Hamaset kokan sözler yüreğini serinletmeye yetmiyor artık kamuoyunun.

13 vatandaşımızın cumartesi akşam saatlerinde Şırnak'ta teröristler tarafından taranarak öldürülmesinin ardından, bu kez hain eller İzmir'de ortaya çıktı.

Salı sabah saatlerinde 3.5 saat arayla yaşanan iki patlamada bir vatandaşımız hayatını kaybetti, çok sayıda vatandaşımız yaralandı. O sırada İzmir'de bulunan Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, patlamalardan ilkinin 07.30'da, ikincisinin 11.00'de olduğunu açıkladı. Bu ayrıntı çok önemli.

Çünkü patlamaların ardından Meclis'te grubu bulunan dört parti birbiri ardına rutin grup toplantılarını yaptılar. Fakat hiçbir lider, bu menfur olaya temas etmedi. Geçmiş olsun diyen çıkmadı.

Bir önceki yazıda, nerede ise hemen her gün teröre bir yiğidimizi kurban verdiğimizi, şehitleri artık kanıksamaya başladığımızı, ateşin sadece düştüğü yeri yaktığını, bunun çok hayra alamet bir gelişme olmadığını anlatmış, teröre aynı anda 13 kurban vermemize rağmen devlet erkânının son yolculuğunda şehitlerimizin yanında olmamasını eleştirmiştik.

Konuyla ilgili çok sayıda okuyucu e-maili aldım. Herkes askeri ve sivil erkânın bu ilgisizliğine şaşırdığını ifade ediyordu. Yapılan eleştiriler ilgili yerlerde dikkate alınmış olmalı ki, Hükümet 3 bakanını Şırnak'a gönderme kararı aldı. CHP'den 5 milletvekili olay yerine gitti. DTP soruşturma önergesi verdi.

Zaman tünelinde terör...

Gelelim yazıya başlık olan konuya...

Her şehidimizin ardından yetkililerin yaptığı "kanı yerde kalmayacak..." tarzı açıklamalar, milletin acısını dindirmeye yetmiyor artık. Nitekim yetkililer bunun içi doldurulamamış bir söylem olduğunu anlamış olacaklar ki, birkaç aydır bu sözleri ağzına alan olmuyor... Millet sözün bittiği noktaya geldi. Sabır sınırı üst noktaya dayandı.

Şimdi dünden bugüne 16 yıllık zaman dilimi içinde bu tür acı olayların ardından kim ne söylemiş bir çırpıda birkaç örnek verelim, ardından söylemek istediğimizi ifade edelim.

...Şırnak'ın Dereler Karakolu'na düzenlenen baskında şehit olan bir subay ve bir astsubayın cenazeleri, Başbakan Demirel ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş'in de katıldığı törenle toprağa verildi. Güreş, törende yaptığı konuşmada, şehitlerin kanlarının yerde kalmayacağını söyledi. (27 Aralık 1991)

...İstanbul Bahçelievler'de önceki gece hain bir saldırı sonucu şehit düşen polisler Mehmet Sekban ve Kürşat Çağıran, düzenlenen törenlerin ardından memleketlerine gönderildi. Törende konuşan Emniyet Genel Müdürü Turan Genç ve İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz, kanları yerde kalmayacak dedi. (21 Nisan 2005)

...Şırnak'ta şehit olan onbaşı Mükremin Başaran'ın cenaze törenine katılan Orgeneral Yaşar Büyükanıt, " Bu acıları bitireceğiz. Hainler gerekli cezayı görecek" diye konuştu. (6 Nisan 2006)

...Bitlis'in İçgeçit köyü yakınlarında, zırhlı askeri aracın yola döşenen mayına çarpması sonucu şehit olan 5 asker için, İl Jandarma Alay Komutanlığı önünde tören düzenlendi. Törende konuşan İl Jandarma Alay Komutanı Albay Zafer Cengiz,
"Söz veriyoruz ki omuz omuza verdiğimiz bu mücadeleyi sizden sonra da aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceğiz ve bu hainleri döktükleri kanda boğacağız. Bizler sizlerin kanını yerde bırakmamaya yeminliyiz."
(14 Temmuz 2006)

...Bingöl'ün Genç İlçesi'nde teröristlerin döşediği mayının patlaması sonucu şehit olan Bingöl Jandarma Özel Harekât Taburu Komutanı Binbaşı Adil Karagöz'ü 10 bin kişi uğurladı. Törende bir konuşma yapan Bingöl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Ümit Yılmaz, şehidin kanının yerde kalmayacağını belirtti. (28 Temmuz 2006)

...6 genç fidan kalleş bombalı tuzağın kurbanı oldu. Şırnak'ta terör örgütünün hain saldırısında şehit düşen 6 Mehmetçik, bugün düzenlenen törenlerle sonsuzluğa uğurlandı. Şehit Piyade Uzman Çavuş Atıf Günkan Niğde'nin Bor ilçesinde, şehit Piyade Uzman Onbaşı Bekir Çakır Kayseri'de, Piyade Uzman Çavuş Bayram Bulat Konya'nın Doğanhisar ilçesine bağlı Deştiğin beldesinde, Şehit Piyade Er Mahir Yıldırım da Aydın merkeze bağlı Umurlu beldesinde törenli toprağa verildi. Piyade Er Mahir Yıldırım'ın cenazesinde konuşan Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Tire, "Türk Silahlı Kuvvetleri adına ant içiyoruz ki, şehitlerimizin kanı asla yerde kalmayacak ve intikamı mutlaka alınacaktır" dedi. (25 Mayıs 2007)

...Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a gönderdiği telgrafta, Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde karayoluna teröristlerce döşenen uzaktan kumandalı patlayıcının patlatılması sonucunda, 1 Yarbay, 1 Binbaşı ve 1 erin şehit olduğunu, 5 askerin de yaralandığını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirttikten sonra, ''Ulusumuzun ve Devletimizin bu konudaki sarsılmaz istenci karşısında hiçbir güç duramayacaktır" dedi. (9 Haziran 2000)

Bu örnekleri binlerce sıralayabilirsiniz.

Laf değil, iş zamanı...

Görüyorsunuz, aradan onlarca yıl geçse de konuşmaların içerikleri aynı, kurbanları farklı. Kendini tekrar eden bir ülke gerçeği var karşımızda. İzmir'de yaşanan patlamaya medyanın yaklaşımına baktım, artık sıradan bir olay gibi yaklaşılıyor konuya. Acının bu kadar kanıksanması hakikaten ürkütücü. Kendimize gelmememiz ve aklımızı başımıza almamız için daha ne gerekiyor ki?

Kimse yazı başlığındaki rakama takılmasın. Ha bin kişi, ha birkaç bin kişi ne fark eder. Şu lanet teröre tek bir kurban bile vermemeli bu ülke. "Kanı yerde kalmayacak" türü konuşmalar yapmaktansa, daha dökülmesine fırsat verilmeden ininde susturulmalı kahpe terör.

Bir ülkenin kendi iç güvenliğini tesis için başka ülkelere bu kadar bağımlı olması ve ne derler psikozuna girmesi milli gururu incitiyor. Aynı durum başka ülkelerin başına gelseydi ne yaparlardı dersiniz. Halbuki bölgenin içinde bulunduğu konjonktür lehimize. Ama değerlendiremiyoruz.

Türkiye acıya dayalı bu ezberi bozmalı artık. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Hamaset kokan sözlerle acıyı sürekli dillendirmenin değil, kökten önlemenin derdine düşmeliyiz.

Artık, "kanı asla yerde kalmayacak" sözlerini duymak değil, yiğitlerin kanının akmadığı bir güvenlik ortamının tesisi gerekiyor.

Daha da gecikmedenOsman Özsoy

yazaramesaj@gmail.com