Daha açık bir ifadeyle, dindarlar diğerlerini etkisi altına alarak şeriata doğru gidilecek!

İktidarda bulunan AK Parti güvence üstüne güvence veriyor:

-Hayır böyle bir şey olmaz!

Diğerleri de "inanmıyoruz" diyorlar:

-Siz mutlaka şeriatı getireceksiniz!

Oysa bu olasılık üzerinden yürüyen baskıdan daha önemli ve hissedilir bir baskı bütün ağırlığı ile toplumun üzerine çökmüş durumda:

Polis baskısı!

Yeni Polis Vazife ve Salâhiyyet Kanunu çıktığından beri, kanunlara saygılı dürüst vatandaşların taciz edilmediği gün yok.

Hiçbir suça karışmamış olan insanlar bu ruh halinin verdiği özgüvenle normal yollarından gidip geliyorlar. Otobüsten inip vapura binecekler... Hop karşıları bir polis ekibi çıkıyor:

-Kimliğini çıkart!

Çıkartıyor, polis bir yere bazı bilgiler aktarıyor. Bu sırada vapur kaçıyor. Kimlik sahibine teşekkürsüz iade ediliyor. Geçen gün Kadıköy İskele Meydanı" nda -ki burası artık bilindik kontrol noktası- iki vatandaşı çevirdiler. Kimliklerini aldılar. Vatandaşlardan biri ellerini başının üzerine koymaz mı? Zavallı belli ki, böylesi kontrollerin aşırı olağan yapıldığı bölgeden geliyor!

Önceki gün Dolmabahçe Parkı" nda kendi halinde oturmuş bir genç iki polis tarafından ayağa kaldırıldı. Kimlik kontrolü yapıldı. Kimlik geri verildi. Sonra iki resmi bir sivil kendi aralarında neşeli olduğu hallerinden belli bir tartışma yaptılar. Sonunda kararlarını verdiler:

-Götürelim!

Ne yaptılar biliyor musunuz?

Ellerini arkadan kelepçelediler!!!

Azılı bir katil gibi... Genel Bilgi Taraması" ndan temiz çıkmış ama "bizimkiler" şüphelenmişler, "ne olur ne olmaz diye bi götürelim" kararı vermişler. İlgilenenlere de sakinleştirici bilgiler verdiler:

-Korkmayın, şimdi karakolda bırakırız!

Bu kadar aşağılayıcı bir uygulama olabilir mi?

Bir hafta önce sabah saat 05.00" te Nişantaşı" nda polisler orta yaşlı bir adamı çeviriyorlar. Kimlik kontrolünün ardından soruyorlar:

-Nereye gidiyorsunuz?

-Ben doktorum hastam doğum yapacak, hastaneye gidiyorum.

-Peki yanınızda doktor olduğunuzu kanıtlayacak bir belge var mı?

Allah" tan yanında kartvizitleri var. Çıkartıyor, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Uluveren!

-Tamam hocam buyurun gidebilirsiniz.

Bu kadar keyfilik olabilir mi? Sokağa çıkma yasağı uyguluyorlar sanki... Doktor değilse sabah o saatte yoluna gidemez mi?

Polise, keyfi uygulayacakları geniş yetkilerden önce disiplinli bir eğitim verilmelidir. Ki, güvenlik elemanı olduğunun farkına varsın. Herkesin güvenini kazansın.

İzmir" de olduğu gibi, öldürülen Süleyman Kotan" ın cesedinden cep telefonunu çalmasın! Cem Aydın adlı polis memurunun "ölü soyuculuk" eylemi cinayet masası dedektifleri tarafından üç ay sonra ortaya çıkarılıyor.

AK Parti, "özgürlükler şampiyonu" flamasıyla dolaşacağına emri altında olan polise çeki düzen vermeli. Polis baskısı, mahalle baskısından önce geldi.

Olağanüstü hal uygulaması gibi bir dönem yaşıyoruz.

Nazım ALPMAN