Siyaset artık günübirlik hamleler yapmaktan ibaret değil. Krize endeksli çıkışlar prim yapmıyor. Dünden hareketle yarını okuyamayanların kaybetmeye mahkum olduğu dönemi yaşıyoruz.

22 Temmuz seçimi bunu çok iyi gösterdi. Birileri sandığın sonucunu çarpıtmaya, küçültmeye çalışsa da yeni durumun analizini yapamayanların işi zor. Bu analizi en iyi yapan partinin MHP olduğu görülüyor. Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin yerinde müdahaleleri ile MHP, 'kriz çözen parti' olarak siyasette belirleyici konuma geldi. Anamuhalefet partisi olduğunu tescilledi.

Son seçim, Türkiye'deki siyaset anlayışını da değiştirdi. Mitingler, gece yarısı bildirileri, cumhuriyet oylamaları gibi argümanlarla gidilen sandıktan iktidar partisi yüzde 47'lik destekle çıktı. Bunun arkasında Köşk seçimindeki kriz yatıyor. Halk, antidemokratik yollara prim vermedi. Sürecin siyasi odağı olarak gördüğü CHP'ye ağır bir ders verdi. Baykal, şimdi partiyi toparlamaya çalışıyor. Muhaliflerinden Ali Kemal Kumkumoğlu'nun ifadesiyle, 'Partide kardeşlerin birbirini boğazladığı bir döneme şahit oluyoruz'.

MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, partinin muhalefet planını anlatırken, 'yeni konsepte' vurgu yapıyor: 'Kaos oluşturmayan, çözüme katkıda bulunan, gerginlikten uzak, krize prim vermeyen bir anlayış.' Bugüne kadar muhalefet deyince 'iktidarın her yaptığına hayır demek' akla geliyordu. Bahçeli ve arkadaşları, alışılmışın dışında bir muhalefet tarzını deniyor.

MHP, yeni dönemde ortaya koyduğu bu anlayışla hem iktidarın hem de muhalefetin oyun planını bozuyor. Herkesin 367 dayatmasına takıldığı bir dönemde Bahçeli, " Meclis'e gireceğiz." diyerek hükümet üzerinde inisiyatif aldı. AK Parti, 'Gül cumhurbaşkanı olsun mu, olmasın mı?' diye tartışırken, MHP'nin çıkışı ile Başbakan Tayyip Erdoğan, Abdullah Bey'den başka alternatif düşünemez hale geldi. Aynı çıkışla CHP liderinin de planı bozuldu. Yeni bir krizle seçim yenilgisini gölgelemek isteyen Baykal, kısa sürede parti içine dönmek zorunda kaldı.

Bahçeli'nin dünkü çıkışı kriz tüccarlarının işini de zora soktu. Derin beklentileri olanlar, yargı, asker ve CHP üçgeninde gözlerini Yüksek Seçim Kurulu'na çevirmişti. MHP lideri, 'Türkiye'nin yeni bir gerginliğe sürüklenmesini önlemek ve doğacak hukuki kaos ortamını bertaraf etmek için TBMM, bu konuyu acilen ele almalıdır.' cümlesiyle oyunu bozdu. MHP'nin yeni konseptini anlayamayan bazı eski mahalle arkadaşları, Bahçeli'yi ağır cümlelerle eleştiriyor. Tuncay Özkan, İlhan Selçuk gibi isimlerle yakın temasta olanlar, 'MHP Genel Müdürü' gibi küçümseyici nitelemelerde bulunuyor. Çıkışlarıyla Meclis'i yücelten Bahçeli, bu tipleri hukuk devletine havale ediyor.

'Gerici, yobaz, irticacı, rejim tehlikede' vb. söylemlerle AK Parti hükümetine muhalefet etmek oy getirmiyor. 22 Temmuz öncesi Cumhuriyet mitinglerini hatırlamakta fayda var. Mitinglerden gazlananlar CHP'yi iktidar, MHP'yi ortağı yapacaklardı. Ama halk onay vermedi. MHP, bunun farkında. Söylemi bu sürece uygun. Krizlerle içe kapanan bir Türkiye tasavvuru oy getirmiyor. " Türkiye'yi, sokaklarında düşünce ve inanç özgürlüğü sorunlarının yaşandığı, baskıcı otoriter rejimlerde görülebilecek manzaralara rastlanıldığı, 18 yaşına gelmiş kızların başını örtüp örtmeyeceğine müdahale edildiği bir ülke görünümünden kurtarmalıyız." Bu sözler, Bahçeli'ye ait. Haklı değil mi?