MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, ''Sınır ötesi operasyon için referanduma gidilmesi'' önerisinde bulunarak, ''Böylece kendileri ve hükümeti, okyanus ötesinden talimat almaktan kurtulacak, sürekli telaffuz ettiği 'cumhurun iradesine' de başvurmuş olacaktır'' dedi.

Partisinin grup toplantısında konuşan Bahçeli, Van, Şırnak ve Diyarbakır'da 16 erin şehit edilmesiyle ilgili olaylara değindi. Geçen haftaki grup toplantısında, terörle mücadelenin önceliğine değindiklerini, güvenlik kuvvetlerinin ihtiyaç belirtmesi halinde sınır ötesine yapılacak sıcak takip için bütün diplomatik şartların tamamlanmış olduğunu dile getirdiklerini söyleyen Devlet Bahçeli, bu çağrısının, sınırlı sayıda medya mensubu ve bazı siyasetçiler dışında, yeterince ilgi uyandırmadığını, özellikle terörü olağan bir silahlı eylem olarak algılamaya başlayan hükümet kanadında bir kıpırdanmaya neden olmadığını öne sürdü. Bahçeli, terörist eylemlerin devam ettiğini, önce İzmir'de vatandaşlara yönelik bombalı bir saldırının gerçekleştiğini, ardından Van, Şırnak ve Diyarbakır'da meydana gelen çatışmalar sonucunda toplam 16 Mehmetçiğin kahramanca şehit olduğunu bildirdi.

''ALDATMA VE KANDIRMA SİYASETİ...''

Terör saldırısı sonucu hayatlarını kaybeden şehitlere ve vatandaşlara rahmet, yaralılara acil şifa dileyen Bahçeli, şöyle devam etti: ''Özellikle son haftalar içinde meydana gelen eylemler ve sonuçları dikkate alındığında, konu, hükümetin alışılagelmiş başsağlığı mesajları, 'Kanı yerde kalmayacak' ve 'Mücadelemiz sürecek' sözleri ile geçiştirilemeyecek kadar önemli ve ciddi boyutlara ulaşmıştır. Ancak Sayın Başbakan'ın 13 Mehmetçiğimizi kaybettiğimiz olay üzerine yaptığı yorum, konunun önemini hala idrak edememiş olduğunun en belirgin işareti olmuştur. Başbakanın, basın mensuplarına, bu vahim ve acele karar gerektiren gelişmeye rağmen, konuyu gelecek ay ABD'ye yapacağı ziyarette görüşeceğini söylemesi, hükümetin terörle mücadele iradesini tamamıyla yabancı ülkelerin insaf ve kararına teslim ettiğinin göstergesidir. Ne Sayın Başbakan'ın ne de hükümetinin terörle mücadele etmesi, bu teslimiyetçi tavırla asla mümkün değildir. Geçtiğimiz beş yılın ağır bilançosu bunun açık delilidir. Bu süre içinde, hainleri saklandıkları inlerde vurmak yerine, vuracakmış gibi pazarlık yapmaya çalışmak, her konuda aldatma ve kandırma siyaseti izleyen AKP hükümetinin bir oyalama alışkanlığı haline gelmiştir.''

''GÜVENLİK GÜÇLERİNİ ZAN ALTINDA BIRAKMA ÇABALARI...''

MHP Genel Başkanı Bahçeli, aslında ne hükümetin ne de ABD'nin bu bölgeden terör örgütü PKK'yı uzaklaştırmak, etkisizleştirmek gibi bir niyetinin olmadığını savunarak, ''Hükümet ile ABD arasında artık klasik hale gelmiş bir sağırlar diyaloğu sürdürülmektedir'' diye konuştu. Türkiye'nin AK Parti ile bir oyunun içine itildiğini, bu durumun tamamen zaman kazanmaya yönelik bir senaryonun parçası olduğunu ifade eden Devlet Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Anlaşılmaktadır ki küresel güçler, bölgemizde sergiledikleri yap-bozun eksik parçalarını tamamlamak için gereken miadın dolmasını beklemektedirler.

Hükümetin isteksiz, ürkek, kararsız ve ümitlendirici tutumunun ise son zamanlarda bölücü mihrakların küstahlığını ve cüretini iyice artırdığı gözlenmektedir. Özellikle son aylar içinde, katiller açıkça belli olmasına rağmen, cinayetlere yönelik kuşkucu bir yaklaşımın yaygınlaştırılmak istenmesi ve olayların failleri hakkında hedef saptırıcı, kafa karıştırıcı yorum ve değerlendirmelerin yapılması dikkat çekicidir. Bunlar, devletimizi töhmet altına sokmaya, güvenlik kuvvetlerini zan altında bırakmaya yönelik sinsi senaryonun parçalarıdır.

Güvenlik güçlerinin mücadele azmini kırmaya, milletimizin teröre olan direncini yıkmaya yönelik psikolojik bir operasyonun yürütülmekte olduğu görülmektedir. Üstelik bu zırva sahiplerinin Yüce Meclis çatısı altında bulunuyor olmaları düşündürücüdür. Bu çerçevede, geçtiğimiz günlerde yine Şırnak'ta meydana gelen katliamı yapan teröristleri gizlemeyi amaçlayan bulanık beyanatları verenlerin, gerçek niyetleri birer birer ortaya çıkmaktadır. İşin ilginç olan yanı, bu iddialara hükümet kanadından hiç kimsenin bugüne kadar cevap vermemesidir. AKP zihniyetinin devletle milleti karşı karşıya getirmeye yönelik bu sinsi emelleri 'hoş görülecek aşırı görüş' kapsamında değerlendirerek sessiz ve tepkisiz kalmaları bu açıdan dikkat çekicidir.''

''BAŞBAKAN SUSTUKÇA BÖLÜCÜ KONUŞUYOR''

Başbakan Erdoğan'ın milli meselelerde susmayı tercih ettiğini ileri süren Bahçeli, ''O sustukça terörist ve bölücü konuşmakta, evlatlarımız bir bir hayatlarını ve uzuvlarını kaybetmektedir'' dedi. ''Milletimiz, Sayın Başbakan ve AKP yöneticilerinden inanç istismarında gösterdikleri hız ve ilginin küçük bir örneğini, milli hassasiyetlerin savunulmasında ve milli kurumlarımıza yönelik karalamaların önlenmesinde de görmek istemektedir'' diyen Bahçeli, şunları söyledi: ''Ben bu kürsüden, sık sık referandum yapacağını müjdeleyen Sayın Başbakan'a, bu uygulamasına, 'sınır ötesi operasyon' için bir referandum yaparak başlamasını öneriyorum. Böylece kendileri ve hükümeti, okyanus ötesinden talimat almaktan kurtulacak, sürekli telaffuz ettiği 'cumhurun iradesine' de başvurmuş olacaktır. Hükümetin aymazlığına rağmen inancımız odur ki hainler ve işbirlikçilerine gereken ders eninde sonunda mutlaka verilecektir. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Milliyetçi Hareket bu milli görevin sonuna kadar takipçisi olacaktır.

Yakın bir gelecekte de kesin ve etkili bir sonucun alınmaması durumunda korkarım ki ülkemizin terörle mücadelesi kamu vicdanında sorgulanmaya başlayacak, başarıya olan inanç ve kurumlara olan güven derinden sarsılacaktır. Kamu vicdanında mahkum olan hain teröristlere yönelik kahredici millet tepkisini önlemeye ve devletimizi şaibe altında bırakmaya çalışan bu zihniyet sahipleri ve hükümet bilmelidir ki aziz milletimizin sabrı tükenmek üzeredir. Bilinmelidir ki milli devlet, üniter yapı, milletin birliği ve bütünlüğü konularında herkes susmuş olsa bile Milliyetçi Hareket yüksek sesle konuşmaya ve uyarmaya ısrarla devam edecektir.''

YÜCE DİVAN'IN ''KORAY AYDIN'' KARARI

MHP Genel Başkanı Bahçeli, eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın'ın Yüce Divan'da beraat etmesiyle ilgili karara da değindi. Bahçeli, Aydın'ın Yüce Divan'a sevki ile ilgili oturumda, yasal ve insani savunma hakkının bile kendisinden esirgendiğini, dava süresince medya ve siyaset tarafından yargısız infaza maruz kaldığını anlattı.

Koray Aydın ile ilgili iddiaların temelinde, 57. Hükümetteki bakan arkadaşları, partisi ve milliyetçileri karalamaya yönelik bir senaryonun parçasının bulunduğunu öne süren Devlet Bahçeli, ''Bizler kendisine yürekten inanıyor ve güveniyorduk. Bu yüzden, bugün ulaşılan mutlu netice, hem arkadaşımızın hem de hareketimizin ahlak ve erdeminin hukuken tescili anlamına gelmektedir'' dedi.

MHP olarak Türkiye'ye yerleştirmeye çalıştıkları temiz toplum, temiz yönetim ve temiz siyaset anlayışının gereği olarak, baştan beri yolsuzlukların kökünün mutlaka kurutulması gerektiğini söylediklerini kaydeden Bahçeli, bunun için de kimin elinde, ne tür belge varsa ortaya çıkarmaya davet etti.

''BUNLARIN AMAÇLARI DEVRİ SABIK YARATMAKTIR''

MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti: ''Bu nihai kararla, Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunun çalışmaları o günlerde de söylediğimiz gibi, bir gösteri ve töhmet altında bırakma gayreti olarak kalmıştır. Çalışmaların siyasi hesaplaşma amacı ile ele alındığı ortaya çıkmıştır. 'Damarlarına girdik' denilerek 57. Hükümette yaşandığı iddia edilen sözde yolsuzlukları, hiçbir ahlak ve hak kaygısı taşımadan gündeme getiren AKP, Yüce Divan ile tecelli eden adalet kararı karşısında, partimize yönelik iftirası ile baş başa kalmıştır. Dün arkadaşımızı ve şahsında, 'Yolsuzlukların üstüne gidiyoruz' gerekçesiyle partimizi siyasi anlamda linç ve mahkum etmeye çalışan zihniyet, bu karar ile müfteri durumuna düşmüştür. İktidara geldiklerinde, kamuoyunun gözünü boyamaya ve aklını karıştırma çalışan hükümetin gerçek niyetinin, kendi dönemindeki yolsuzluk ve usulsüzlükleri örtmeye çalışmak olduğu bugün daha iyi anlaşılmıştır. Bunların maksatlarının devri sabık yaratmak ve hesap sormak değil, çamur atmak ve karalamak olduğu ortaya çıkmıştır.''

Bahçeli, yolsuzluğun arkasını aramanın, öncelikle Meclisin görevi olduğunu belirterek, ''Pisliğe kim bulaştıysa hesabını mutlaka vermelidir. Ancak AKP iktidarı bu konuyu içi boş bir slogan olarak kullanmış ve halen kullanmaktadır. Bu itibarla, göstermelik çıkışlar dışında, AKP zihniyetinin yolsuzlukla ciddi bir şekilde mücadele etmesi esasen beklenmemelidir. Menfaat ve rant paylaşımı, AKP döneminde kurumsal bir yapı içinde yaygın bir organizasyon konusu olmuştur'' diye konuştu.

1915 OLAYLARINA İLİŞKİN, İDDİALAR AKP İKTİDARINDA OLDUĞU KADAR KAMPANYA BOYUTUNA ULAŞMAMIŞTIR

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 1915 olaylarına ilişkin çalışmaların başarısız olduğunu, hükümet etrafında, etkili bir kuşatma alanı oluşturulmak istendiğini ve bu alanın giderek daraltmak üzerine kurulmuş bir senaryo haline geldiğini savundu.

Her uluslararası ilişkide bir dayatma unsuru ve ilişkilerin devamında bir ön şart haline gelen Ermeni meselesinin, giderek içinden çıkmaz bir hal aldığını dile getiren Bahçeli, ''Türkiye'ye yönelik iddiasını ve toprak taleplerini tırmandırarak sürdüren Ermenistan'a, sınır kapılarını açmayı dile getiren ve bu ülke ile diplomatik temasa kalkışan AKP'nin tavizkar tutumu ecdadımızın yargılanması konusunda yabancılara aynca ümit ve cesaret vermiştir. AKP zihniyetinin, Ermenilere şirin ve sevimli görünme adına yaptığı hamleler bile yeterli olmamış, Van Gölü'ndeki harabelerin onarımları da Ermenileri tatmin etmemiştir'' diye konuştu.

''TÜRKİYE'NİN ÇEVRESİ KUŞATILDI''

MHP lideri Bahçeli, sözde etkin diplomasisinin sonucunda ''Ermenileri katletmedik'' demenin bile suç haline geldiği bir aşağılama kampanyasının artarak, Türkiye'nin çevresini tamamıyla kuşattığını belirterek şunları söyledi: ''Parlamentolarda sözde Ermeni iddialarının son dakikaya kadar kabul etme-etmeme kabusları arasında bunalan Türkiye'nin bu çaresiz durumu, Sayın Başbakan'ın ifadesi ile çok başarılı aktif ve etkili dış siyasetin sonucudur. Şimdi yeni bir tasarı ABD Kongresinde görüşülme arifesindedir. Sayın Başbakan'ın ABD Başkanını arayarak, anlamını çoktan yitirmiş olan 'stratejik ortaklığımıza zarar geleceği' yönündeki uyanlarının muhataplarında anlam bulmayacağı da aşikardır. Nitekim Sayın Başbakan bu görüşmeyi tatminkar bulmamış olacak ki İsrail Cumhurbaşkanı ile de görüşerek destek istemiştir. Vahim bir seviyeye yükselen bu konu hakkında alelacele sağı solu telefonla arayıp durumu kurtarmaya çalışan Sayın Başbakana, geçtiğimiz haftalar içinde ABD'ye yaptığı on günlük ziyaretin ne anlama geldiğini ve ne sonuçlar aldığını sormak istiyorum.

Hükümetin ihmalini örtmek ve konuyu yerinde anlatmak için şu anda ABD'de bulunan TBMM heyetinin de son dakikadaki çabalarından bir sonuç elde edip etmeyeceği kuşkuludur.'' ''Artık oyun belli olmuştur'' diyen Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü: ''Ne zaman Türkiye'de artan terör eylemleri ile ilgili olarak, hükümete rağmen bir sınır ötesi operasyon ihtimali ortaya çıksa, uluslararası odaklar 'aba altından sopa göstererek' sözde Ermeni meselesini yeniden ısıtıp gündeme getirmektedirler. Komşumuz Irak'ın geleceğine yönelik çeşitli senaryoların gündemi meşgul ettiği, terörün iyice azdığı şu sıralarda, Türkiye'nin ilgi ve dikkatini başka alanlara rezerve etmek isteyen dış güçlerin, AKP hükümetinin zafiyetini iyi yorumlamış ve değerlendirmiş oldukları anlaşılmaktadır.''

''HÜKÜMETİ UYARIYORUM''

Devlet Bahçeli, Türkiye'nin, AK Parti zihniyetinin sergilediği teslimiyetçi ve ilkesiz tavırlarla uluslararası tehdit, şantaj ve taviz denklemine sürüklenmiş olduğunu öne sürerek, ''Bu haysiyet kırıcı durumun kabul edilmesi ve ilişkilerin bu dayatma ve tavizlerle ilerleyebilmesi mümkün değildir. Bu konuda kimse kendisini aldatmamalı ve bunun adını doğru koymalıdır'' diye konuştu. Bahçeli, şöyle devam etti: ''Bu konuda hükümeti, mevcut politikaların dışına çıkarak yeni bir adım atmaması konusunda uyarıyorum. Yapılan yanlışlarla ülkemizin bugününü ve geleceğini yeterince riske soktunuz. Elinizi, hiç değilse muhteşem Türk tarihinden çekiniz ve daha fazla zarar vermeyiz. Unutmayınız ki, ceddimizin kutlu emaneti, AKP zihniyetinin gafletine teslim edilemeyecek kadar şanlı, temiz ve büyüktür.''

''TÜRKİYE REFERANDUM KARGAŞASI YAŞAMAKTADIR'' MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'nin, 22. Dönem Meclisinde, iktidar partisinin desteği ile alınan karar gereği, 12 gün sonra yapılacak olan referandumun kargaşasını yaşadığını da ileri sürdü. Sandık başına gidecek olan milletin, neyin, kim için ve ne amaçla oylanacağını bilmediğini iddia eden Bahçeli, ''Sayın Başbakan'ın 'bayramınız hayırlı olsun' mesajı meseleyi izahtan çok uzak, milletimizin gönlüne ipotek koymayı amaçlayan 'anlamasanız da olur' manasına gelecek bir dayatmadır. Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan tartışmalar ile son referandum tartışmaları, iktidar zihniyetinin eksik demokrasi kültürünü göstermesi bakımından önemli olmuştur'' dedi.

Bahçeli, Başbakan'ın referandumu kastederek 'sandığa alışın' mesajının da bu eksende, sakat bir demokrasi anlayışının ürünü olarak görmek gerektiğini belirterek, ''Anlaşılmaktadır ki Sayın Başbakan, genel seçimlerden aldığı yüksek oy oranının verdiği cüretle, Meclisi devre dışı bırakacak ilginç ve istismara açık bir maceraya açılmak istemektedir'' diye konuştu.

Referanduma, ''1961 Anayasası'', ''1982 Anayasası'', ''1982 Anayasası'nın Geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması'' ve ''Anayasa'nın 127. maddesindeki yerel seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması'' konusunda olmak üzere, sadece dört kez başvurulduğunu anımsatan Bahçeli, şunları ifade etti: ''Bu referandum beşincisi olacaktır. Referandum elbette anayasal ve demokratik bir yol ve haktır. Önemli hususlarda bu hakkın kullanılması da uygundur. Ancak Sayın Başbakan son beyanat ile Anayasamızın öngördüğü istisnai bu durumu sık sık gündeme getireceğinin işaretlerini vermiştir. Bu yaklaşımı ile Sayın Başbakan, referandum kavramını partisi için bir güvenoyuna çevirme kurnazlığı peşindedir ve bu yaklaşımı çok tehlikelidir. Unutmayalım ki demokrasi, çoğunluğun yönetimi olmakla birlikte, sayısal azınlığın haklarını da güvence altına alan idare biçimidir. Ancak AKP zihniyetinin bu kusurlu anlayışı ile temsili demokrasimiz, yarı doğrudan demokrasi şekline dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Bu görüşün kabul görmesi halinde, demokrasimizin ve egemenliğimizin teminatı olan TBMM'nin ve demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin çözüm ve değer üretme kabiliyeti önce zayıflayacak ve hatta zamanla ortadan kalkabilecektir. Çünkü sürekli doğrudan halka müracaat, siyaset kurumunun devre dışı kalmasına ve öneminin azalmasına neden olabilecektir.''

Referandum için kullanılan, 'Millete gidiyoruz' ya da 'İşte cumhur' gibi gönül okşayıcı ve cezp edici sözlere karşılık, TBMM'nin vereceği kararın da milletin kararı olduğuna dikkati çeken Devlet Bahçeli, Meclis milletten aldığı temsil yetkisini kullanarak onun adına karar vermektedir. Buna rağmen anlaşmazlık ve ihtilaf halinde sıklıkla milletin hakemliğine müracaat edilmesi TBMM'nin işlevselliğine zarar verecek bir süreci başlatacaktır'' dedi.

''TÜRKİYE KANTONLAR DEVLETİ DEĞİLDİR''

TBMM'nin zayıflaması veya en azından öyle görülmesi Türk milletinin ve devletinin istikrarını ve bütünlüğünü yakından etkileyeceğini bildiren Bahçeli, şöyle devam etti: ''Türkiye Cumhuriyeti küçük nüfuslu bir kantonlar devleti değildir. Talimatla idare edilebilecek, surlar içine hapsolmuş bir şehir devleti hiç değildir. Bu itibarla, TBMM'yi devre dışı bırakabilecek alışkanlıkların doğması, istisnaların olağan hale gelmesi, içinde siyaset yaptığımız bu yüce kuruma ve değerli vekillere yönelik bir saygı eksikliği olarak değerlendirilmelidir.

TBMM, Polatlı'daki top seslerinin Ankara'dan duyulduğunda bile, milletimizin selameti için korkusuzca kararlar verebilmiş, köklü çözümler üretebilmiş, yeni bir devletin kurucusu olarak üstlendiği milli temsil yetkisini layıkıyla kullanabilmiş kutlu ve yüce bir mekanın adıdır.''

''MİLLETİMİZİN KAFASINI KARIŞTIRMIŞLARDIR''

12 gün sonra yapılacak referanduma konu olan anayasa değişikliğinin, hukuk tekniği açısından öngörülen mahsurlarının yanı sıra, siyasal bir krizi davet eden potansiyelini baştan beri söylediklerini ifade eden MHP lideri Bahçeli, 22. Dönem TBMM çatısı altında sürdürülen Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları arasında, iktidar partisinin aldığı kararın, ülkenin gündemine bir siyasal bunalım olarak dönme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu savundu.

Devlet Bahçeli, şunları söyledi: ''Referandum sürecine ilişkin önerilere kulağını kapayan AKP ile '11 ve 12' rakamlarını bir baskı hatası olarak yorumlayan Sayın Başbakan'ın eleştirileri dikkate almamış olması, ülkemizi referandum bunalımının ve meşruiyet tartışmalarının eşiğine kadar getirmiştir. Sınır kapılarında zaten başlamış olan referandumla, yurt içindeki oy kullanma tarihi yaklaştıkça konu iyice karmaşıklaşmış, siyasetçiler, hukukçular ve aydınlar birbiri ile çelişen çeşitli açıklamalar yaparak kamuoyunu aydınlatmaktan öte, milletimizin kafasını adam akıllı karıştırmışlardır. Bilinmelidir ki hiç kimsenin milletimizi ve devletimizi, yaptığı keyfilikler ve yanlışlarla küçük düşürmeye, gülünç göstermeye hakkı yoktur.''

''MHP SORUMLU SİYASET ANLAYIŞINI SÜRDÜRECEK''- Ülkenin yeni bir tartışma ortamına ve siyasal gerilime sürüklenmemesi için yaptıkları akılcı önerilerin ve çağrıların siyasi partilerden ve milletten cevap bulduğunu belirten Bahçeli, bunun demokrasi kültürünün geleceği açısından sevindirici olduğunu söyledi.

Bahçeli, ''Günü birlik, kısır çekişmelerin bir sonuç doğurmadığını hepimiz iyi biliyoruz. Bu nedenle, önerimize kulak verilmesi, aynı zamanda ülkemizin yeni gerilimlerle ve kavgalarla ortaya çıkabilecek vakit kaybının da önüne geçmiştir'' diye konuştu. ''Milliyetçi Hareket, sorumlu ve olgun siyaset anlayışını bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sürdürmeye kararlıdır. Unutmamalıdır ki her türlü sorunun çözüm yeri, millet hakimiyetinin temsil edildiği TBMM'dir'' diyen MHP Genel Başkanı Bahçeli, sözlerini Türk ve İslam aleminin Ramazan Bayramını kutlayarak bitirdi

AA