Akaydın'ın, Kurul'daki "Toplantımızın ana maddesi kıyafetle ilgili yasal düzenlemedir. Ben şimdi sözü YÖK Başkanı'na bırakıyorum. Daha sonra kalmak ve gitme kararları kendilerine aittir" sözleri dikkat çekerken, Özcan, Kurul'da kalmakta ısrarlı davrandı.
Rektörler alkışlamadı
Kurul'un açılış konuşmasını yapan Özcan, "Bir konunun ülke gündeminde yer alması onun yasal olarak kurullarda görüşülmesine meşruiyet sağlamaz. Tartışma yeri bu kurul değildir. Bu durum sadece kurulun saygınlığını azaltamayacak aynı zamanda hukuki sorunlara da yol açacaktır" dedi.
Özcan, "Üniversitelerde sloganlar hâkim olursa, derinlik analizleri yerine sloganlar yarıştırılırsa, üniversitelerin itibarı olumsuz etkilenir. Gençlerimize ve bilim insanlarına özgürce araştırma yapma, elde ettiği sonuçları özgürce tartışma ortamı sağlayamazsak bu dev mekânlar okul olur ama asla üniversite olamaz" dedi. Özcan'ın bu konuşmasını rektörler alkışlamazken, bazı rektörlerin de "Türkiye laiktir, laik kalacak" sloganı atması dikkat çekti.
Cumhuriyet uyarısı
Kurul toplantısında rektörler de sert bir bildiriye imza attı. ÜAK Başkanı Akaydın tarafından açıklanan bildiride şu ifadelere yer verildi:
"Yapılmak istenen değişiklikler Cumhuriyetimizin laiklik ilkesini ortadan kaldırma çabalarını artıracaktır. Bu değişiklikler sonunda üniversitelerimizin akılcılık ve bilimsel mantıktan uzaklaşması ve Türkiye Cumhuriyeti'nin din devletine dönüşümü kaçınılmaz olacaktır. Değişikliklerin yalnızca üniversite öğrencilerini kapsayacağı varsayımı tamamen geçersiz ve gerçeği saptırmaktır. Anayasa değişikliği olmadan türbanın tüm kamu kurumlarına yayılması isteğinin bazı yetkililer tarafından sıkça ifade edilmeye başlanması da bu değerlendirmemizi doğrulamaktadır."
Üniversitelerin, inançların değil, bilimsel özgürlüğün yaşayacağı yerler olduğunun belirtildiği bildiride, "Kurul, bu yasal değişikliklerle Cumhuriyet kazanımlarının yok olacağını ve kaybedeceklerimizin bir kez daha yerine konamayacağının bilincindedir. Türkiye'de laik düzenin yok olacağını ve üniversitelerde eğitim öğretim düzenini bozacağını fark edemeyen Anayasa Taslağı Hazırlama Komisyonu üyelerini ve bu görüşleri benimseyenleri bir kez daha uyarmayı kararlaştırmıştır" denildi.
Sınav endişesi
Bildiri sonrasında soruları yanıtlayan Akaydın, türban konusunda kendilerini asıl kaygılandıran noktanın üniversitelerin kaosa sürüklenmesi ve farklı grupların çatışması olduğunu söyleyerek, kadın öğretim görevlilerinin düzenlemenin yasallaşması halinde sınavlara girmek istemediğini belirtti.
Düzenleme konusunda görüşlerinin sorulmadığını belirten Akaydın, "Üniversite her türlü baskıya rağmen, onurunu koruyacak ve bu konuyu gündemde tutmaya, Türkiye'nin önemli sorunlarını tartışmaya devam edecektir" dedi. Akaydın, TBMM Anayasa Komisyonu Başkan Burhan Kuzu'nun, "amuda kalksın" sözlerine "1996 yılında rektörler hakkında hoş olmayan sözler söyleyenler vardı. Sonunda onlar hırsızlıktan yargılandı ancak rektörler hala gururla ayakta" cevabını verdi. Bu açıklamaların ardından Akaydın rektörler tarafından uzun süre alkışladı.
Özcan görüş bildirmedi
198 üyesi bulunan ÜAK toplantısına 120 kişi katıldı. Özcan'ın toplantı boyunca hiç konuşmayarak, rektörlerin konuşmalarını dinlediği, bildiriye görüş belirtmediği ve sürekli notlar aldığı öğrenildi. Kurul toplantısında, bazı üniversitelerin rektörleri de görüşlerini dile getirdi. Kurul'da söz alan ODTÜ, Kocaeli Üniversitesi rektörlerinin, üniversitelerde tarikat yapılanmasının artmaya başladığı, Meclis'te düzenlemenin yasalaşması durumunda da bunun önünün alınamayacağı uyarısını yaptıkları öğrenildi.
ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ural Akbulut, türban nedeniyle yaşanan gerginliğinin üniversite gençliğinin sokağa taşmasına neden olabileceğini belirterek, "Hep beraber bu gerginliğe son vermeliyiz. Toplumsal mutabakat arayalım" dedi. Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras da "Bu ülkede kimse namaz kıldığı, oruç tuttuğu için baskı görmedi. Ama oruç tutmadığı için üniversite yemekhanelerinde saldırıya uğrayan birçok öğrenci oldu" dedi.
Yeşim ERASLAN / ANKARA





