Devlet Bahçeli, MHP'yi eleştirenlere sert yanıt verdi: MHP'ye laikliğin öğretilmeye kalkışılması kabul edilemez bir küstahlıktır

MHP lideri Devlet Bahçeli, türban yasağının kaldırılmasına yönelik tutumu nedeniyle partisine yöneltilen eleştirileri yanıtladı. Bahçeli, milletvekillerince ayakta alkışlanan dünkü grup konuşmasında özetle şu görüşleri dile getirdi:

* Ruh sağlığı bozuk: Çok yönlü bir istismar aracı olarak kullanılan başörtüsü sorunu bugün de gerilim dinamiği olarak görülüyor. Bazı tepkiler demokratik tartışma adabının dışına çıkarak hakaret ve hezeyan boyutlarına taşınmış ve toplumda korku yayma yarışına dönüşmüştür. Tartışmalarda akla, insafa ve hukuka sığmayan suçlamalarda bulunulmuştur. Bunlardan bir kısmı, sahiplerinin ruh sağlığı hakkında ciddi endişeleri davet edecek şekilde tezahür etmiştir.

* Ortaöğretime girecek iddiası: 'Düzenlemelerin üniversitelerle sınırlı kalmayacağı' iddiası çok açık bir istismar çabasıdır. MHP üniversiteler dışında böyle bir düzenlemeye kesinlikle karşıdır. Anayasa'da yaptığımız düzenleme ile bunun yüksek öğretim kurumlarıyla sınırlı olacağı bir Anayasa normu haline getirilmiştir. Yüksek öğrenim için yapılacak düzenlemeler bunun ilk ve orta öğretime ve kamu kesimine de uygulanmasının önünü açmamış, aksine bu yolu daha da zorlaştırmıştır.

* 17. madde: Esas itibariyle bir sınırlandırma düzenlemesi olan Ek 17. madde üniversitelerde hangi kıyafetin serbest olacağını tanımlayarak, sakıncalı kıyafetlere üniversitelerde yer olmadığını hükme bağlamıştır. Kkanunlarla yasaklanmayan çarşaf ve benzeri giysiler çene altına taşan kıyafetler olduğundan, bunların bu yolla yasak kapsamına alınması mümkün hale gelmiştir.

* Türbanlılara uyarı: Başörtüsü nedeniyle doğan bir mağduriyetin giderilmesi, mağdurlar bakımından bir rövanş olarak görülmemeli, başı açık öğrencilerin kendilerini bir baskı ve tehdit ortamında hissetmelerine yol açacak hareketlerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Baş örtünme devlete ve rejime bir meydan okuma vasıtası haline getirilmemelidir. Bu konuda üniversite yönetimleri gereken her tedbiri almalı, bunu vesile ederek bir baskı ve tehdit ortamı yaratmaya yönelebilecek olanlara karşı zorlayıcı önlemleri tereddütsüzce uygulamalıdır.

* Mahalle baskısı olabilir: Başı açık öğrencilerin özellikle taşra üniversitelerinde yoğun bir baskı altında kalacakları algısı, toplumun geniş kesimlerine hâkim bir düşünce ve endişedir. Bunun yok sayılması, yersiz ve geçersiz görülmesi hem mümkün değildir, hem de doğru değildir. Bu kesimlerin kaygılarının giderilmesi bir zorunluluktur. Hiçbir özgürlüğün, başkalarının hak ve özgürlüklerine tecavüz edecek veya bunları yok edecek şekilde kullanılamayacağı evrensel bir hukuk ilkesidir.

* Yarım hesaplar: Partimizin iradesine ve görüşlerine ipotek koymaya yeltenen zihniyetlerin (TESUD'u kastederek) sözde "mektup" adı altında başlattıkları karalama ve telkin kampanyası, bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonra da Milliyetçi Hareketin değerli mensuplarında asla ve asla yankı bulmayacak nafile bir çabadır. Bize Atatürk'ü ve Cumhuriyeti hatırlatacak kadar küstahlaşan bu mihrakların arasında, çeyrek asır önce ülkemizdeki demokratik rejimi değiştirmek için fırsat kollayanlar ile Cumhuriyetin yıkılmasını derinden derine planlayanların bulunuyor olması, eski ve yarım kalmış hesapların ve kinlerin tekrar ortaya çıkartılmak istendiğinin bir işaretidir. Bugün MHP'den devlet adına tavır bekleyenlerin o günlerde hangi görevlerde bulundukları ve milliyetçi gençlere hangi gözle baktıklarının kendileri tarafından çok iyi biliniyor.

* Çelik halatız: Cumhuriyetimizin Başkenti Ankara iki önemli tepe üzerinde sembolleşmiştir. Biri aziz Atatürk'ün naşının bulunduğu Anıtkabir'i barındıran Anıttepe, diğeri ise inanç hürriyetimizin ve manevi değerlerimizin sembolü olan bir mabedi barındıran Kocatepe'dir. MHP duruşu ile Anıttepe ile Kocatepe arasına çekilmiş çelikten bir halattır. MHP din ve vicdan özgürlüğünün ve laikliğin teminatı savunucusu ve koruyucusudur.

* Nafile hamleler: Aksi anlayış sahiplerinin yakın tarihimizde laiklik kaygısı ile yaptıkları nafile hamlelerin ve demokrasi dışı dayatmaların, bugün nasıl bir siyasal tabloya ve toplumsal kutuplaşmaya yol açtığını bir kez daha düşünerek hareket etmeleri ve milletimize yaklaşırken kendilerine ve anlayışlarına çeki-düzen vermeleri, ülkemizin geleceği açısından da önemli olacaktır.