İŞTE GÜNDEME DAMGA VURAN DİYALOGLAR:

Hasan Cemal: Üzerinizde mahalle baskısı var mı?

Erdoğan: Tabii ki hissediyorum. Medya haberlerinde mahalle baskısını hissediyorum. Geçmişte yaşanan senaryolar... Tarsus'ta yaşanan olaylar gibi... Hepsi tamamen provokatif olaylar.

Türkiye nereye doğru gidiyor, alışveriş merkezleri bunu gösteriyor. Çağdaş bir Türkiye kuruluyor. Batılı anlamda bir planlama içerisinde Türkiye.

Kızlarımızın önündeki en önemli engel, ülkelerinde üniversiteye gidememeleridir. Bizim yasalarımızın içerisinde bazı çelişkiler var.

Eğitim öğretim özgürlüğünü kaybedenlerin bunu kazanma noktasında...

Hasan Cemal: Kamuoyunda bunun arkası gelecek diye bir kaygı var

Erdoğan: Bunu zaten yasalar düzenlemiş. İşimize geldiği zaman Batı diyoruz. Bu tür ayrımlar Batı'da nereye kadar var? Kadın erkek eşitliğini nereye doğru oturtuyoruz.

Toplumsal mutabakatla kurumsal mutabakatı istedik. Ancak yüzde yüz kurumsal mutabakat sağlayamazsınız.

Hasan Cemal: Siz 4.5 yıl bunu bir kenara bıraktınız. Şimdi harekete geçtiniz. Kamuoyunu ikna etmediniz, sinirlendiniz ve yıldırımlar yağdırmaya başladınız.

Erdoğan: Sessiz duran, kimsesiz yığınların temsilcisiyim. Gerilim tarafı olsak, o meydanlara on katını toplarız. Eğer milletin temsilcisi milletvekilleri '411 el kaosa kalktı' lafını görürse sindiremez. Bu parlamentonun onuruyla oynamaktır.

Hasan Cemal: Buna ben de katılmadım ve eleştirdim. Siz de gerdiniz ülkeyi, damarına bastınız. Bunun çaresi nedir?

Erdoğan: Şu anda atılan bir adım var. Sayım Cumhurbaşkanımızın nasıl değerlendireceği, CHP'nin Anayasa Mahkemesi'ne gidip gitmeyeceği; ve mahkemenin vereceği karara biz de saygılı olmak zorundayız.

Bu ülke aslında bu kadar gerilmeyebilirdi. 2002 seçimleri öncesinde Sayın Baykal'ın " Türbanı sorun olmaktan çıkaracağım" şeklinde sözü var. " Bunun için türbanlılarda oy istiyorum" diyordu. Baykal bunu şimdi rejim meselesi haline getirdi. Siyasetçinin görevi, çözüm getirmektir.

Bizim ilkelerimiz arasında başı örtülü başı açık ayrımı olamaz. Bizim kadın kollarımızda araştırma yapılırsa bunu görürsünüz. Teşkilatın böyle bir ayrım yapmamıştır yapmaz.

Biz başı örtülü ve açık olan herkesin güvencesi olmak istedik. Ama bunu başaramadık. Kızlarımız yurtdışında okumak zorunda kaldılar.

Prof. Dr. Beril Dedeoğlu: Üniversite camiasında, rejime yönelik tehditlerin oluştuğu kaygısı var.

Öğrenciler kılık ve kıyafetle çok uğraşılmaması gerektiğini düşünüyorlar. Ancak AKP ile ilişkilendirildiğinde amalar geliyor.

Erdoğan: Bu acabayı bir açabilir miyiz?

Dedeoğlu: İfade etmekte güçlük çekiyorum. Acaba iktidar rejimi böyle yavaş yavaş mı değiştirecek?

Kürt meselesi, 301 varken neden bu mesele öncelikli? Bu sorular gidiyor, gidiyor; rejim tehdidine dönüşüyor.

Erdoğan: Özgürlüklere biz bütün olarak bakıyoruz. Hiç bir siyasi parti, başörtüsü konusunda halka söz vermedim diyemez. Bu bütün siyasi partilerin ortak sorunu.

Özgürlüklerin sıralaması dediğiniz zaman bu olmaz. Bunların hepsini çözmek zorundayız.

Kopenhag Siyasi Kriterleri, aslında özgürlükler düzenlemesidir.

Bizim partimiz bir din partisi değildir. Bizler bir din devleti peşinde değiliz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken de bunlar söylendi. Başbakan oldum, aynı şeyle yine söylenmeye başlandı.

Halkımız bizi tekrar seçti göreve getirdi. Halkın bu kanaatleri seçkinci kitleler tarafından kabul görmedi. Halkı aşağılayan, halk anlamaz diyenler oldu. Hayvanlarla mukayese edenler oldu. Parlamentomuzda da " Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir" yazıyor.

Hasan Cemal: Başörtüsü konusunda yüreğinizi koydunuz, 301'de bu kadar...

Erdoğan: Yapmayın, biz 5 yıl bir şey yapmadık. Bizden bu istendiği halde, parlamentoda mutabakat aradık. Destek yüzde 80 şu an. Bu desteği yok sayamayız.

Özellikle de azınlık hukuku konusunda o kadar hassasiyetimiz var ki.

Hasan Cemal: Ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamayabilirsiniz.

Erdoğan: Bizim ne kadar ileri bir vakıf kanunu hazırladığımızı göreceksiniz. Burada kişilerin, kurumların hukuku var. Burada mütekabiliyet arayamazsınız. Azınlıkların buradaki vakıfları, onların hakkıdır hukukudur. Biz bunları vereceğiz ki, biz de aynı şeyi diğer ülkelerden isteyeceğiz. Biz vakıf medeniyeti üzerine kurulmuş bir ülkeyiz.

Mustafa Karaalioğlu: Başörtüsü için anayasa değişikliğine gerek yoktu. Kanunlarımız acımasızca uygulandığı için, değişiklik yapmak zorunda kalındı. Ek 17. maddeyle ilgili olarak, yasa değişikliğine gittiğinizde anayasa değişikliği olumsuz etkilenmez mi?

Hasan Cemal: Bir de bağlama modeli belirlemekte ısrarlı mısınız?

Erdoğan: Kendini bununla bağlanmış gören anlayış var. Biz bunu çözelim istiyoruz. AİHM'nin bununla ilgili açıklaması var. Yasa değişirse, tutumumuz değişir şeklinde.

Türkiye, laik sosyal bir hukuk devleti. Eğitim hakkı engellenemez deniliyor. Yükseköğrenimde bunun önünün açılması lazım. Belli bir kesimim önünü açıp, bir kesimi engellerseniz bu da ayrımcılık olur ve bu da anayasaya aykırıdır.

Hasan Cemal: Cumhurbaşkanı Meclis'e iade ederse ne olacak?

Erdoğan: Kendisi değerlendirmelerini yapıyordur. İade edilirse, bu ayrı bir süreç.

Karaalioğlu: MHP ile işbirliği ortamında reformların hızı kesilebilir mi?

Erdoğan: İşbirliğini sürdürmek tabii ki isteriz. Ancak 301 için böyle bir gerek yok.

Kimse kimseyi bu ülkede örtünmeye zorlayamaz. Bundan kimsenin endişe etmesine gerek yok. Bütün bunları söylememize rağmen birileri kabul etmiyorsa biz ne yapalım.

Tüm inanç gruplarına eşit mesafedeyiz, özgürlüklerin güvencesiyiz. İnanç gruplarıyla ilgili en olgun süreç bizim sürecimizdir.

Üniversitelerde başörtülü başı açık ayrımını kesinlikle istemiyoruz. Kimin yaşam tarzına şu ana kadar müdahale yapıldı. Bunlar hep söylendi ama halkımız bunu yutmadı. Bize destek verdi.

Kimse milli gelir 2500 dolardan 7000 bin dolara çıkmış bunu konuşmuyor.

Ergun Babahan: Partinize bağlı belediyelerde içki yasağı olduğu haberleri çıkıyor.

Erdoğan: Nerede?

Karaalioğlu: Diyarbakır.

Erdoğan: Diyarbakır'daki belediyeler bizde değil. Ama ben araştırdım, şöyle bir olay var. Bazı mahallere restoran kuramıyorsunuz. Dernek açarak içkili yerler açılmış ve buralarda kumar da oynatılıyor. Diyarbakır Valiliği bu konuda yazı yazmış.

Babahan: Yani bunun dini bir nedeni yok.

Erdoğan: 10 yıl geride kaldı hala inandıramadık. Her halde ölmeden inanmayacaklar!

Babahan: aptığımız tartışma bir hakkın kısıtlanması değil, kısıtlı bir hakkın verilmesi olduğunu ortaya koydu.

Halkın gerilimden yana olanlara oy vermediği de ortaya çıktı. Şimdi biraz da ekonomik konulara gelelim.

Hasan Cemal: Cari açık konusunda ne yapacaksınız?

Erdoğan: Dün akşam eve geç vakit gittim. Bizim evin karşısında berber dükkanı var, baktım dolu!

Türkiye, sermaye konusunda iyi bir konumda. Türkiye'nin cari açığını tetikleyen nedir, bunun üzerinde durmamız lazım. Petrolü, doğalgazı dışarıdan alıyoruz.

Hasan Cemal: Yasadışı örgütlerle mücadele...

Erdoğan: Ergenekon olayı daha bitmiş değil. Gerisi var.

Devletin içinde bu süreci yavaşlatmak isteyenler var.