Dün ATV'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, özetle şunları söyledi:

İNANDIRAMADIK

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi malum. Oradaki alt kademe belediyeleri de aynı partinin belediyeleri. Bazı mahallere yaklaşık olarak içkili restoranlar kuramazsınız. Bunlar genelde okullardır. 3 yıl önce yayınlanan genelgede, bu tür bazı restoran yerine dernek kurmak suretiyle o bölgelerde, bu derneklerde içkili servis yapma yoluna gidilmiş. Diyarbakır Valiliği böyle bir yazı yazmış. Yani, dini gerekçelerle iş yeri ruhsatı iptali söz konusu değil. Hiç alakası yok. İstanbul'da yaptık mı böyle bir şey. 10 yıl geride kaldı, hala inandıramadık. Bilmiyorum, herhalde bu iş ölmeden olmayacak. Öldükten sonra kararını verecekler.

DİN DEVLETİ PEŞİNDE DEĞİLİZ

Rejim konusundaki olayda, bu yeni bir ifade değil. Bu, yıllar yılı söylenmiştir. Biz partimizi kurarken bir şey söyledik: 'Bizim partimiz bir defa din eksenli bir parti olmayacak' dedik. Bunu çok açık ilan ettik. Bizler bir din devleti peşinde değiliz, böyle bir gayretimiz yok. Ben belediye başkanlığı yaptım. Aynı şeyleri söylediler: 'İstanbul şöyle olacak, böyle olacak' dediler. Ama İstanbul o döneme kadar görmediği başarıyı, yatırımı o dönemde gördü. Başbakan oldum, aynı şeyler söylenmeye başlandı. Ve 5 yılımızı doldurduk. Halkımız bizden memnun kaldı ve teveccüh gösterdi, yüzde 47 ile 'buyrun, göreve devam' dedi. Halkın bu kanaatleri ne yazık ki bazı seçkin zümreler tarafından takdir görmüyor. 'Halk bilmez, bunu anlamaz' diyorlar.

5 YIL SES ÇIKARMADIK

Beş yıl başörtüsü konusunda sesimizi çıkarmadık. Hep sabır sabır sabır sabır dedik. Özgürlükler noktasında senin özgürlüğün iyi, benim özgürlüğüm kötü. Veya seniki kötü benimki iyi. Fakat beş yıl bizden istendiği halde dedik ki toplumsal mutabakat var ama biz kurumsa mutabakatı da sağladığımız anda bu adımı atarız. Şimdi ise böyle bir adım atıldı.Üniversitelerimizde başı örtülü, başı açık, bu ayrımcılığı asla istemiyoruz ve kimse de farklı yaşam tarzını kabullenmiş olan vatandaşlarımıza karşı olumsuz bir yaklaşım içerisine giremez. Ülkemde kimin yaşam tarzına şu ana kadar bir müdahale oldu? 5 yıllık belediye başkanlığımızda İstanbul, Türkiye'nin özetidir. Bu tür yaşam tarzlarının en farklı yaşandığı yerdir. Kimin yaşam tarzına burada bir müdahale yapıldı. Hep bu söylentiler söylene geldi. Ama bunların hiçbirini haklımız yutmadı, tercihini her zaman bizden yana kullandı.

KARARA SAYGILIYIZ

Şu anda atılan bir adım var. Bu atılan adımla birlikte Sayın Cumhurbaşkanımızın bunu nasıl değerlendireceği, değerlendirdikten sonra bu işin eğer onaylarsa Anayasa Mahkemesi'ne CHP'nin gidebilme şansı, kendi oylarıyla yok ama destek oylar bulursa var. Anayasa Mahkemesi'ne gidebilir. Anayasa Mahkemesi'nin ondan sonra vereceği karar, şekil noktasındadır. Tersini verirse bilemem. Anayasa Mahkemesi'nin vereceği karara tabii ki bizim de saygılı olma durumumuz var. Orada söyleyecek hiçbir şeyim yok. Ülkede bir süreç var, bir beklenti var.

Meydana 10 katı kalabalık toplarım

Türkiye çağdaş modern bir batılı anlamda bir planlamanın, yapılanmanın içerisinde. Kızlarımızın önündeki en önemli engel şu 'Ben ülkemde üniversiteye gidemiyorum. Neden? Başörtüm olduğu için gidemiyorum' Şimdi bunu aşabilmenin gayreti içerisindeyiz. Yasalarımızın içinde çelişkiler var. Anayasa ortaya farklı yaklaşımlar koymuş. Yasada bunu açan yaklaşımlar var, işte YÖK'ün ortaya koyduğu. Ben de her şeyden önce o sessiz yılların, kimsesiz yığınların temsilcisiyim. Bakın alanlara, belli insanlar gelip toplanıyor. Bulunduğum konum gereği sabırla izliyorum. Ama taraftarı olsam, o meydanlara 10 katını biz toplarız. Örgütüm buna müsaittir. İnanıyorum ki, sivil toplum örgütleri olarak bunun karşısında toplanacak çok daha büyük kalabalıklar da olabilir. Ama biz hep sabır telkin ediyoruz.

Mahalle baskısı medya haberlerinde

Mahalle baskısını hissediyoruz tabi. Ben medya haberlerinde bu mahalle baskısını hissediyorum. Çünkü bu haberlerde son zamanda özellikle bazı provakatif yaklaşımların adeta ülkemizde egemenmiş gibi gösterilmesi. Meclis'te 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyor. Fakat milletin temsilcisi, milletvekilleri, '411 milletvekilinin eli kaosa kalkıyor' nitelemesini görürse, ben bir milletin vekili olarak bu ifadeye katlanamam. Çünkü bu ifade yenilir, yutulur bir ifade değildir.

TRT'de Kürtçe kanal olacak

Şimdi TRT'nin bir kanalını o bölgede tamamıyla Kürtçe yayın yapan, hatta Arapça, Farsça yayın yapan bir hale getireceğiz. Kürtlerin özel olarak böyle bir kanal açmasında kısıtlama, terör örgütüne yönelik yayınlar için geçerli. Uydudan Kürtçe yayın yapan kanallardan birinde seyirci alt yazıyla canlı kalkan olmaya davet ediliyor. Bu yayını kalkıp da olumlu karşılamak mümkün değil.