BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, dün ATV'de Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Milliyet Gazetesi yazarı Hasan Cemal ve Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu'nun canlı yayın konuğuydu. Gündeme ilişkin soruları cevaplandıran Erdoğan, "ver-kurtul" tuzağına düşmedi. Hükümeti etkilemeye çalışan çevrelerin sözcüleri durumundaki gazetecilerin sıkıştırıcı sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Güneydoğu, PKK ve Kıbrıs sorularıyla sıkıştırıldı. AB'nin talepleri karşısındaki duruşlarıyla Türk halkının tepkisini çeken çevrelerin sözcüleri, Başbakan Erdoğan'ın çıkışlarıyla sarsıldı. Erdoğan, "Kıbrıs'ı verelim", "PKK'ya af getirelim" beklentisinde olanların heveslerini kursağında bıraktı.
Sorun sadece terör değil
Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nde yapılacak seçimlerin önemine vurgu yapan Erdoğan, KKTC ile sıkı temasların sürdüğünü vurguladı. Hükümetin terör örgütü PKK'yı yok etme konusundaki kararlılığının altını çizen Erdoğan, Güneydoğu'nun sorununun sadece terör olmadığına dikkat çekti. Erdoğan, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde alacakları tedbirleri şöyle açıkladı: "Sosyo-ekonomik tedbirlere ağırlık vereceğiz, alt yapı çalışmalarından kaynakların durumuna kadar bir dizi araştırmalar yapıyoruz. Kentsel Değişim-Dönüşüm Projesi çerçevesinde önemli bir adım atıyoruz. GAP'la ilgili 5 yıl hedefli bir çalışma başlatacağız. Barajları bitirmeyi hedefliyoruz. Yeni sulama kanalları açacağız. Oto ve duble yollar ile ilgili çalışmalarımız var. Bütün bu çalışmalarımız GAP Projesi kapsamında."
Mahalle baskısı medyada
Bazı basın organlarındaki yanlı haberleri deşifre ettiği için eleştirilen Erdoğan, asıl mahalle baskısının medya haberlerinde hissettiğini söyledi. Erdoğan, bazı medya organlarında çıkan haberleri ise provakatif olarak değerlendirdi. Türban konusunda yapılan eleştirileri hatırlatan gazetecilere, Başbakan Erdoğan, "Anayasa değişikliği üzerine atılan başlıklar nedeniyle sinirlendim. Milletin temsilcisi olan 411 milletvekilinin onay verdiği düzenleme sonrasında '411 el kaosa kakıyor' nitelemesini görünce, milletvekili olarak ifadeye katlanamam. Bu yenilir yutulur bir ifade değil. Bu Meclis'in, milletvekillerinin onuru ile oynamaktır" yanıtını verdi.
Laikliğin güvencesi biziz
Erdoğan, rejime yönelik endişelerin hatırlatıldığı soruyu yanıtlarken de, şunları kaydetti: " Rejim konusundaki olayda, bu yeni bir ifade değil. Biz partimizi kurarken bir şey söyledik: 'Bizim partimiz bir defa din eksenli bir parti olmayacak' dedik. Bunu çok açık ilan ettik. Bizler bir din devleti peşinde değiliz, böyle bir gayretimiz yok. Belediye başkanlığı yaptım. Aynı şeyleri söylediler: 'İstanbul şöyle olacak, böyle olacak' dediler. Ama İstanbul o döneme kadar görmediği başarıyı, yatırımı o dönemde gördü. Bütün bunlar hepsi de gerçekten gelişmiş ülkelerin standartlarıyla uyumlu götürüldü. Başbakan oldum, aynı şeyler söylenmeye başlandı. Ve 5 yılımızı doldurduk. Halkımız bizden memnun kaldı ve teveccüh gösterdi, yüzde 47 ile 'buyrun, göreve devam' dedi. Halkın bu kanaatleri ne yazık ki bazı seçkin zümreler tarafından takdir görmüyor. 'Halk bilmez, bunu anlamaz' diyorlar. Veya hakaret edenler, affedersiniz hayvanlarla mukayese edenler oldu. Niye? 'Halk anlamaz, halk bilmez'... Ama öbür taraftan da bakıyoruz, Atatürk'ün ifadesi: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir."
Erdoğan, benzer iddiaların ve tepkiler hatırlatılması üzerine, "Attığımız her adım herkesin takdirini toplamayabilir. Etki var, tepki de var. Laiklik konusunda bunun güvencesi biziz diyoruz. Sadece AKP olduğumuz için demiyorum, iktidarda olduğumuz için diyorum" dedi. Erdoğan, kimsenin kimseyi örtünmeye zorlanmayacağını ifade ederek, "Herkes hakkını kullanır kullanmayana da kimse niye kullanmıyorsun diyemez" değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, tüm inanç gruplarına da aynı mesafede olduklarının altını çizdi. Başbakan, 5 yıl boyunca türban konusunu gündeme getirmediklerini hatırlatırken, "5 yıl bu başörtüsü konusunda sesimizi çıkarmadık. Sabır dedik. Hiçbir zaman özgürlükler noktasında senin özgürlüğün iyi, benimki kötü, olamaz. Fakat 5 yıl bizden istendiği halde, toplumsal mutabakat var ama kurumsal mutabakatı sağlayınca bu adımı atarız dedik ve öyle attık. Meclis'te yüzde 80'in üzerinde, toplumda ise yüzde 73 sağlanan mutabakatı kenara atamayız. Yüzde 100 olarak mutabakat beklemek ise yanlış olur" dedi.
Sorumlu Baykal
Başbakan Erdoğan, türban konusunda gerginliği CHP lideri Deniz Baykal'ın yarattığını savunarak, "2002 seçimleri öncesinde Baykal'ın 'türbanı sorun olmaktan çıkaracağım. Bunun için ben türbanlılardan oy istiyorum diyordu. Ama olaylar buraya gelince bunu siyaset meselesi haline getiriyor, gerginlik burada başlıyor" dedi. Türban konusunda Batı'dan örnek veren Erdoğan, "AB sürecinde acaba Batı'da bu tür ayrımlar nereye kadar var. Kadın-erkek eşittir diyoruz, acaba kadın erkek eşitliğini nerelere kadar özgür bırakıyoruz" dedi.





