Siyasetten mahkemelere, rektörlerden öğrencilere kadar herkesi "pazartesi sendromu" sardı. Yarın bir kısım öğrenci türbanlarıyla üniversiteye girme hazırlığı yapıyor. Bazı üniversiteler, yasa değişikliği yapılmadığı gerekçesiyle kapılarını bu öğrencilere açmayacak. Açanlar ise suç olup olmadığı konusunda tereddütlü.

CHP ve DSP'nin yarın Anayasa Mahkemesi'ne gitmesi bekleniyor. Mahkemenin şekil yönünden mi, usul yönünden mi inceleme yapacağı belirsiz. AKP ile MHP arasında ise "çene altı formülü" konusunda görüş ayrılığı var. İşte, cevapsız soruların yol açtığı "pazartesi sendromu"nun detayları...

Cumhurbaşkanı Gül, herkesin sınır ötesi kara operasyonuna odaklandığı gün bu değişikliği onaylayarak kafaları karıştırdı. Ankara'da "Gül neden bekledi?" soruları tartışılıyor. Toplumun dikkatinin sınır ötesi kara operasyonuna odaklandığı gün, türbana vize olarak yorumlanan değişiklikleri onaylayan Gül, bekleme nedenini sivil toplum örgütlerinin iyi niyetli girişimlerine fırsat olarak açıkladı. Onay gerekçesinde ise Anayasa'nın 10 ve 42. maddesindeki düzenlemelerin hukukun genel ilkelerine, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve Anayasa değişikliklerine ilişkin şekil kurallarına aykırı olmadığını vurguladı.

İlk deneme yarın

Değişikliklerin Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle türbana vize verildiğini düşünen bir kesim, öğrencilerin derslere bu şekilde girmesinde sorun olmadığını savunuyor. Onlara göre öğrenciler yarından itibaren derslere türbanlarıyla girebilir. Hatta 'kılık kıyafet nedeniyle eğitim öğretim hakkının engellenemeyeceği' ifadesinden hareketle ve çene altı düzenlemesi de henüz yapılmadığından, farklı kıyafetlerle de okullara gelinebileceği öne sürülüyor. Bazı öğrencilerin de ilk denemeyi yarın yapacakları kaydediliyor.

Bir grup hukukçu ise, henüz yasal düzenleme yapılmadığını, değişikliklerin kanuna işaret ettiğini vurguluyor. Dolayısıyla, türbanlı öğrencilerin derslere girmesinin suç olacağını, buna izin veren rektörlerin de idari takibata uğrayacağını öne sürüyor.

Bu tartışma nedeniyle kararsız kalan rektörler ise ne yapacaklarını şaşırdı. Bazı üniversitelerin gelenlere göz yumacağı, bazılarının ise kılık kıyafet kontrolü için çalışanları görevlendireceği kaydediliyor. YÖK'ün, türbanlı öğrencilere izin verenler hakkında mı, vermeyenler hakkında mı disiplin soruşturması başlatacağı da merak konusu.

Türbanlarıyla üniversiteye giremeyen öğrencilerin ise dava açabilecekleri kaydedildi. Yani konu Anayasa Mahkemesi dışında idari yargıya da yansımış olacak.

CHP ve DSP de ortaklaşa, yarın Yüksek Mahkeme'ye başvurmayı planlıyor. CHP ve DSP'nin, Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesinden itibaren 10 gün içinde bu başvuruyu yapması gerekiyor. CHP ve DSP, düzenlemelerin Anayasa'nın laiklikle ilgili maddelerine aykırı olduğunu, arkadan dolaşılarak bu maddelerin ihlal edildiğini savunuyor.

YÖK Yasası tartışması

Pazartesi sendromunun bir diğer tarafında ise AKP ve MHP var. Anayasa değişikliklerini uzlaşmayla çıkaran iki parti, YÖK Kanunu'nun Ek 17. maddesindeki "çene altı" formülünde de uzlaşmıştı. Ancak AKP içinden gelen tepkiler ve yeni öneriler nedeniyle bu uzlaşmanın geleceği konusunda soru işaretleri çoğaldı. MHP'liler "Biz mutabakatımıza sadığız" derken, AKP maddenin yeniden düzenlenmesini istiyor. Yeni düzenlemede önerilen ise "nasıl bağlanacağı" değil, "nelerin giremeyeceği"nin tarif edilmesi. Ayrıca AKP'liler, CHP ile DSP'nin Anayasa Mahkemesi'ne başvurusunun sonucunu beklemeyi ve ona göre adım atmayı planlıyor. İki parti arasındaki görüşme trafiği de siyasette "pazartesi sendromu"nu beraberinde getirecek.




Hakkı KURBAN / ANKARA