Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün türbanın üniversitelere girmesiyle ilgili yasa değişikliğini, Türkiye'nin Irak'a başlattığı kara harekatıyla aynı gün olmasının uzlaşmadan uzak bir tavır ve kötü bir tesadüf olarak değerlendiren Soylu, "Cumhurbaşkanlığı makamı çok önemli bir makamdır. Gül'ün haftalardır bu gerginliği kaldırmasını talep eden açıklamalar yaptık. Bir uzlaşma aramasını istedik." diye konuştu.

AKP, duvara dayandı

Ülkenin çok zor bir süreçten geçtiğini vurgulayan Soylu, "Bir yandan terör örgütü Karabağ'a doğru gidiyor. Bir taraftan ordumuz büyük bir kararlılıkla yıllardır ülkemizin başına musallat olan terör örgütünü çökertmeye çalışıyor. Ailelerimiz, oradaki evlatlarımızın sağ salim dönmesi için dua ediyor" şeklinde konuştu. AKP hükümetinin vizyon açısından duvara dayandığını belirten Soylu, "Türkiye'nin 15 yılına yönelik hiçbir makro planı yoktur. Umutsuzluk bu millet için en büyük felakettir. AKP, yükleme akılla Türkiye'yi yönetiyor. Hükümetin bir şaşkınlık hali var. Kendi birikimleri ve gelecek planları bittiği için yükleme akılla yürümeye çalışıyorlar" dedi.

Vakıflarla kâbusa kucak açtık

Geçen hafta hükümet tarafından onaylanan Vakıflar Yasası'nın tehlikesine de değinen DP Lideri, "Zaten başımıza bela olan bir diaspora var. Hükümet, tarihte oluşturduğumuz 500 yıllık vakıf geleneğini siyasallaştırırsa Türkiye'nin huzuru da bozulur. Bu konuda ülke olarak çok tedbirli olmalıyız.Türkiye, fırsatları ve tehlikeleri iyi algılayabilecek bir politika oluşturmalıdır. Her yıl ABD'de bir tasarının geçip geçmeyeceğiyle ilgili kabus dolu günler yaşıyoruz. Böyle bir anlayışa Vakıflar Yasası aracılığıyla kucak açıldı" diye konuştu.

Kongreye hazırlanıyoruz

Yerel yönetim konsepti bağlamında araştırmalar yapıyoruz. Bir taraftan kadın, diğer taraftan da gençlik kollarına yönelik çok geniş bir çalışmayı koordine etmeye çalışıyoruz. Olağan kongre sürecine hazırlanıyoruz.

Türkiye'de maalesef özelleştirmeler yapılırken orada çalışanların, aidiyet hisseden insanları, bir dakikada geçmişiyle bağını koparmak çok doğru değildir. Bu hassasiyet, hükümetlerin ortaya koyması gereken bir duyarlılıktır. Orada çalışanların hem yatay geçişleri sağlanabilmelidir, hem sosyal hakları korunabilmelidir. Ayrılmak isteyenlerin de alınterlerinin karşılığı verilerek bırakılmalıdır. Aksi kabul edilemez

bir şeydir.




Gülçin GÜNAY / İSTANBUL